Bilir, açıklamasında; Yaklaşık 3 ay önce Kahramanmaraş Edebiyat Derneği ve MADO işbirliğiyle ülke çapında Deprem Öyküleri adı altında bir yarışma sergiledik. İstedik ki depremde yaşanılan acılar unutulmasın. Bunların bir hikayeleri var. Bunlar da yazılsın istedik. Daha önce yine deprem bölgesindeki şair arkadaşlarımıza haberler gönderip şiirler istedik.

Bu konuda deprem konusunda onlardan gelen 100'e yakın şiiri, şairin gönderdiği yaklaşık 300-400 şiiri bir kitap altında topladık ve Onikişubat Belediyemiz bu kitaba bastırdı ve tüm yazarlarına ulaştırdık ve halkımıza da dağıttık. Şimdiki amacımız da yine depremde yaşanılan o acılar unutulmasın diye ekiplerimizi topladık. Türkiye'nin dört bir yanından yaklaşık 220 tane öykü geldi. Jüri üyelerimiz çok hassas bir çalışmayla bu öyküleri değerlendirdiler ve yarışma acılarımızı tespit ettiler. Şu an yarışmacılar da burada. Yarışmacılara ödüllerini vereceğiz. Ben sözü fazla uzatmadan şunu ifade etmek ilave etmek istiyorum. Bu yarışmada ilk 50'ye giren 50 öykümü sıralamasına göre kitap ulaştıracağız ve Mado bu kitabı bastıracak ve Türkiye sathına, ülkemiz sathına bu kitapları yayacak. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.


Ardından kürsüye gelen İkinci Değerlendirme Konuşmasını yapan Jüri Üyesi Eğitimci yazar Ramazan Avcı ise, “Tarihte milletlerin hayatında derin etki bırakan olaylarla ilgili olarak destanların oluştuğu ve bu destanlar sayesinde o olayların nesilden nesile aktarılarak unutulmadığını görülmektedir. Kahramanmaraş'ta 1514 ve 1513 yıllarında iki büyük deprem olduğunu biliyoruz. Fakat bu depremlerin akıbeti ve insanları nasıl etkilediği hakkında bir bilgimiz yoktur. Çünkü gelecek yıllara ait bir destan yani bir hikaye bırakılmamıştır. Bugün ödül törenini gerçekleştirdiğimiz hikaye, Yerli hikaye Yazma yarışması münasebetiyle yazılan hikayeler sayesinde yaşadığımız felaket gelecek yüzyıllarda da hatırlanacak, Bu hikayelerden ibret ve ders alınacaktır.

Kuzey İlçelerde Ak Partiye Sevgi Seli Kuzey İlçelerde Ak Partiye Sevgi Seli

Şehrimizin UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na edebiyat şehri olarak girmek için. Büyükşehir'den başta Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere diğer belediyelerimizin son yıllarda olağanüstü bir çaba gösterdiğine şahit oluyoruz.

Büyükşehir Belediyemizin ve diğer belediyelerimizin göstermiş olduğu bu çaba acaba yeterli midir? Bütün bu çabalara rağmen UNESCO şöyle diyor Bir şehrin edebiyat şehri olarak UNESCO'nun yaratıcı şehir ağına girmesi için her şeyin yerel yönetimlerden beklenmesi, etkinliklerin hemen tamamının yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilmesini istemiyoruz. Şehirde bir edebiyat endüstrisinin oluşmasını, bunun için de etkinliklerin şehirdeki diğer kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşlarına yayılmasını istiyoruz.

Sizin bu alanda eksikliklerimiz var. Böyle diyor UNESCO'nun yetkilileri. İşte bu bağlamda şehrimizin medarı iftiharı MADO ile Onikişubat Belediye Başkanı Sayın Hanefi Mahçiçek Beyefendinin tahsis ettiği ve şehrimiz kültür, sanat ve edebiyat insanlarının limanı, bir edebiyat mekanı durumundaki Kahramanmaraş Edebiyat Sanat Derneği'nin işbirliğiyle yaptıkları bu proje, hem şehrimizin hem de UNESCO'nun arzu ettiği örnek bir sanat etkinliğidir. Yarışmaya Türkiye'nin bütün illerinden katılım olması bu etkinliğin önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca yarışmaya katılan hikayelerin çoğunluğunun hanım yazarlara ait olması da yarışmaya ayrı bir renk ve heyecan katmıştır. Bu etkinliğe proje, bu etkinliğe proje dedim. Çünkü bu etkinlik yalnızca Türkiye genelinde bir hikaye yarışması düzenlemek, ödül töreni gerçekleştirmekten ibaret değildir.


Master başkanımızın ifade ettiği gibi yarışmaya katılan hikayelerden seçme yapmak suretiyle bir kitap hazırlamanın, sanatın, edebiyatın ve gelecek yılların istifadesine sunmak gibi farklı ve somut çıktıları olan bir etkinlik yapılmaktadır. Böyle bir etkinlikte edebiyat şehri Kahramanmaraş adımıza yakışırdı. Jüri üyesi olarak yarışmaya katılan eserleri okurken adeta o günleri yeniden yaşadığımı belirtmeliyim. Bu hikayeler yoluyla başkalarının neler yaşadığını öğrenme ve onların yaşadıklarını hissetme imkanını buluyoruz. Hikayeler, insanların depreme nerede, hangi şartlarda yakalandıklarını yanısıra deprem sonrasında bireylerin psikolojik ve sosyolojik olarak neler yaşadıklarını da gözler önüne sermektedir. Bir örnek vermek gerekirse, hikayelerin birinde depremden sağ kurtulan bir ihtiyar adamın depremden sonra sırayla çocuklarının yanında kalmak zorunda kalması, onun varlığının ailelerde oluşturduğu rahatsızlık ve bu rahatsızlık karşısında ihtiyarın yaşadığı duygular anlatılmaktadır.

Bu durum depremin sosyal hayattan. Farklı şekillerde devam ettiğini de göstermektedir. Bir başka hikayede depremden kurtulan bir çocuğun depremden birkaç ay sonra bir salıncağa bindirildiği zaman yaşadığı şok anlatılmaktadır. İşte bu duyguları ancak hikaye yoluyla anlatabilir ve anlayabiliriz. İnanıyorum ki bu hikayeler kitap ulaştığı zaman yalnızca edebiyat alanında değil, üniversitemiz, üniversitelerimiz için de depremin sosyolojik, psikolojik ve felsefi etkileri konusundaki araştırmaları için önemli bir kaynak olacaktır. Sosyal sorumluluk bilinciyle etkinliğin düzenlenmesinde maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen Yönetim Kurulu Sayın Mehmet Kanbur şahsında MADO ve Kahramanmaraş Edebiyat Sanat Derneği yönetici ve üyelerine teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi. 


Daha sonra kürsüye gelen Üçüncü Değerlendirme Konuşmasını yapan Prof Dr. Kemal Timur ile MADO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kanbur’da birer selamlama konuşması yaptılar.
Program yarışmacılara ve jüri üyelerine plaket takdimi ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Ödüller: 
Karaman’dan İbrahim Şaşma, “Vatan Neresidir” öyküsü ile birinci oldu.
Eskişehir’den Gülşah Demirci, “Son Tirat: Büyük K’ayıp” öyküsü ile ikinci oldu.
Erzurum’dan Yaşar Bayar, “Kalbimin Zâl Kabri” öyküsü ile üçüncü oldu.
Erzurum’dan Ali Katkat, “Çoklu Yıkılmış Kişilik Bozukluğu” öyküsü ile mansiyon ödülünü kazandı.

Editör: Atilla Şakacı