Kahramanmaraş siyaseti birkaç gündür hararetli.
Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar ile Türkoğlu Belediye Başkanı Mehmet Karaca, Yeniden Refah Partisi’nden ayrılıp AK Parti’ye geçti.
Rozetler takıldı, fotoğraflar çekildi, açıklamalar peş peşe geldi.
Asıl dikkatimi çeken ise belediyelerin gitmesinden sonra başlayan o meşhur “sert muhalefet” söylemi oldu.
İnsan ister istemez soruyor:
Yahu bu sertlik yeni mi icat oldu?
31 Mart 2024’ten bugüne iki buçuk yıl geçti.
Madem memlekette bu kadar sert muhalefete ihtiyaç vardı; dün neredeydiniz?
Belediyeler elinizdeyken neden bu rüzgâr esmiyordu?
İki belediye birden gidince mi Maraş’ın havası değişti?
Siyasette muhalefet, elindeki belediye gidince hatırlanan bir meslek değildir. Muhalefet edeceksen belediyen varken de edersin, yokken de. Yanlışa yanlış derken karşındaki rozete bakmazsın.
Yoksa insanın aklına başka türlü sorular geliyor.
Dün ses çıkarmayıp bugün masaya yumruk vurunca, millet de dönüp:
“Başkan, masayı yeni mi aldınız?”
diye sorar.
Hele bir de şimdi çıkıp “bundan sonra” diye başlayan sert cümleler kuruluyorsa…
Bizim Maraş’ın eskileri böyle durumlarda lafı fazla uzatmaz.
Biraz ağırdır ama cuk oturur:
“Baban eşeği sevdikten sonra, anan hayrını görsün.”
Yani iş işten geçtikten sonra gösterilen celalin kime ne faydası var?
İki belediye elinizdeyken teşkilatınızla belediye başkanlarınızın arasındaki bağları kuvvetlendirecektiniz.
Varsa içeride kavga, çözecektiniz.
Varsa yönetim problemi, giderecektiniz.
Varsa birbiriniz hakkında iddialar, dedikodular, hesaplaşmalar; milletin önünde siyaset yapmak yerine önce kendi evinizin önünü süpürecektiniz.
Belediye başkanlarını kaybettikten sonra kürsüye çıkıp gürlemek kolay.
Zor olan, gitmeden önce neden gitmek istediklerini anlayabilmekti.
İşte bizim Maraşlı Zübükzade’nin hikâyesi de tam burada başlıyor.
Zübükzade kızgın.
Zübükzade bundan sonra sertmiş.
Zübükzade muhalefetin nasıl yapılacağını gösterecekmiş.
İyi de Zübükzade…
İki buçuk senedir neredeydin?
Siyasette hafıza önemlidir.
Dün söyledikleriniz de kayıttadır, söylemedikleriniz de.
Bugün bağırmanız, dün sustuğunuz gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Bir siyasi teşkilat iki belediye başkanını birden kaybediyorsa yalnızca gidenlere kızmak en kolay yoldur. Daha zor ama daha faydalı olanı aynaya dönüp şu soruyu sormaktır:
“Bu insanlar neden bizimle yürümek istemedi?”
Bu sorunun cevabını vermeden kurulacak her sert cümle biraz eksik kalır.
Çünkü siyaset bağırma sanatı değil, muhasebe yapabilme sanatıdır.
Maraşlı da siyaseti bilir.
Kimin dün sustuğunu, kimin bugün bağırdığını unutmaz.
O yüzden bundan sonra sert olacakmışsınız…
Olun.
Ama aman dikkat edin;
rüzgâr sert eserken insan önce kendi çatısının sağlam olup olmadığına bakar.
Sonra komşunun damına taş atar.
Kalın sağlıcakla Zübükzade…
Maraş küçük, hafızası büyüktür.