Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin Türkiye’nin ilk ve tek UNESCO Edebiyat Şehri olan Kahramanmaraş’ta düzenlediği 11. Uluslararası Kitap Fuarı, ikinci gününde de birbirinden değerli yazar, şair ve fikir insanlarını okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Anadolu’nun en büyük kitap fuarı, edebiyat ve kültür dünyasının önemli isimlerini vatandaşlarla bir araya getirirken düzenlenen söyleşiler de yoğun ilgi görüyor. KAFUM’da gerçekleştirilen fuarın ikinci gününde eğitimci yazar Sıtkı Aslanhan, vatandaşlarla bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen söyleşi programında Aslanhan; değişen aile yapısı, ebeveyn-çocuk ilişkileri, akran zorbalığı, çocukların yaşamda karşılaştığı zorluklar, toplumsal iyi oluş ve teknolojinin çocuklar ile aile hayatı üzerindeki etkileri gibi pek çok önemli başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Aile içi iletişimin çocukların gelişimindeki önemine dikkat çeken Aslanhan, ebeveynlerin çocuklarıyla kurduğu ilişkinin onların kişilik gelişimi, sosyal çevreleriyle iletişimi ve karşılaştıkları sorunlarla başa çıkma becerileri üzerindeki etkilerini ele aldı. Çocukların yalnızca akademik başarılarıyla değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan söyleşide, onların duygusal ihtiyaçlarının anlaşılması, kendilerini ifade edebilecekleri güvenli bir aile ortamında yetişmeleri ve ebeveynleri tarafından desteklenmelerinin önemi üzerinde duruldu.
Akran Zorbalığı ve Çocukların Karşılaştığı Zorluklar Ele Alındı
Programda çocukların okulda ve sosyal çevrelerinde karşılaşabildiği sorunlar da gündeme geldi. Akran zorbalığının çocuklar üzerindeki etkilerine değinilen söyleşide, ailelerin çocuklarının davranışlarını ve duygusal durumlarını yakından takip etmesinin, yaşanan sorunları küçümsemeden dinlemesinin ve ihtiyaç duyduklarında onlara destek olmasının önemine dikkat çekildi. Çocukların yaşadıkları sorunları rahatlıkla paylaşabildiği bir iletişim ortamının oluşturulmasının gerekliliği vurgulanırken aile, okul ve toplum arasındaki iş birliğinin çocukların sağlıklı gelişimindeki rolü de değerlendirildi. Çocukların karşılaştıkları zorluklarla mücadele edebilmeleri için yalnız bırakılmamaları, anlaşılmaları ve kendilerine duyulan güveni hissetmeleri gerektiği ifade edildi.
Teknolojinin Aile Hayatına Etkisi Değerlendirildi
Söyleşinin öne çıkan başlıklarından biri de teknolojinin çocukların günlük yaşamı ve aile ilişkileri üzerindeki etkisi oldu. Dijital araçların bilinçli kullanılması, çocukların ekran karşısında geçirdiği zamanın dengelenmesi ve aile bireyleri arasındaki yüz yüze iletişimin korunması gibi konular ele alındı. Teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanırken aile içindeki paylaşımın ve birlikte geçirilen zamanın ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekilen programda, ebeveynlerin çocuklarına rehberlik etmesinin ve teknoloji kullanımında doğru davranışlarla örnek olmasının önemi vurgulandı.
Aile İletişimi ve Toplumsal İyi Oluşun Önemi Vurgulandı
Aile yapısındaki değişimlerin ve toplumsal ilişkilerin de ele alındığı söyleşide, sağlıklı aile iletişiminin bireylerin mutluluğu ve toplumun huzuru açısından taşıdığı önem üzerinde duruldu. Çocukların sevgi, anlayış, güven ve aidiyet duygusuyla yetişmesinin toplumsal iyi oluşa katkı sunduğu ifade edildi. Vatandaşların ilgiyle takip ettiği program, aile ve çocuk gelişimine ilişkin önemli değerlendirmelerin paylaşılmasına imkân sağladı.
“Sağlıklı Birey Sağlıklı Aileyi, Sağlıklı Aile Sağlıklı Toplumu Oluşturur”
Programda konuşan Sıtkı Aslanhan, “Aile, çocuğun hayata dair ilk bilgileri öğrendiği yerdir. Sevgi, saygı, merhamet, sorumluluk ve empati gibi değerler öncelikle ailede kazanılır. Çocuklarımıza ne söylediğimiz kadar onlara nasıl davrandığımız da önemlidir. Onlardan kitap okumalarını isterken bizim de kitap okumamız, teknoloji kullanımında sınırlar koyarken kendi davranışlarımızla örnek olmamız gerekir. Çocuklarımızla iletişim kurarken onları gerçekten dinlemeliyiz. Bazen çocuklarımızın ihtiyacı nasihat etmekten çok anlaşılmak ve kendilerini güvende hissetmektir. Onların yaşadığı sorunları küçümsememeli, duygu ve düşüncelerine değer vermeli, hata yaptıklarında onları yargılamak yerine doğruyu bulmalarına yardımcı olmalıyız. Günümüzde çocuklarımızın karşılaştığı önemli sorunlardan biri de akran zorbalığıdır. Çocukların arkadaşları tarafından dışlanması, aşağılanması veya incitilmesi basit bir şaka olarak görülmemelidir. Aileler ve eğitimciler, çocukların yaşadıklarına karşı duyarlı olmalı; çocuklarımıza empati kurmayı, farklılıklara saygı göstermeyi ve sorunlarını sağlıklı yollarla çözmeyi öğretmeliyiz. Teknoloji de aile hayatımızın önemli bir parçası hâline geldi. Elbette teknolojiyi hayatımızdan tamamen çıkarmamız mümkün değil. Ancak onu doğru kullanmayı öğrenmeli ve çocuklarımıza da öğretmeliyiz. Aynı evde yaşayıp herkesin kendi ekranına odaklandığı bir ortamda aile içi iletişim zayıflayabilir. Bu nedenle çocuklarımızla sohbet etmeye, birlikte kitap okumaya, oyun oynamaya ve kaliteli zaman geçirmeye daha fazla önem vermeliyiz. Unutmayalım ki çocuklarımızın ihtiyacı yalnızca iyi bir eğitim almak veya başarılı olmak değildir. Onların sevildiklerini, anlaşıldıklarını ve her koşulda ailelerinin yanında olduğunu hissetmeye ihtiyaçları var. Çocuklarımızı hayata hazırlarken özgüvenli, sorumluluk sahibi, merhametli ve karşısındaki insanı anlayabilen bireyler olarak yetiştirmeyi hedeflemeliyiz. Toplumsal huzurun ve iyi oluşun temelinde de sağlıklı iletişim ve güçlü aile bağları bulunuyor. Ailede başlayan sevgi ve saygı, zamanla topluma yayılıyor. Bu nedenle çocuklarımızın gelişimi yalnızca anne babaların değil; eğitimcilerin, kurumların ve toplumun bütün kesimlerinin ortak sorumluluğudur” dedi.




