Anahtar Parti Kahramanmaraş İl Başkanlığı tarafından basın toplantısı tertip edildi. İl Binasında düzenlenen toplantıda İl Başkanı Fatin Rüştü Kayıran, Kahramanmaraş’ın konut sürecinden imar planlarına, ulaşımdan sağlığa, esnafın ekonomik sorunlarından turizme kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Başkan Kayıran, konuşmasına 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşları anarak başlarken, aradan geçen zamana rağmen şehrin temel sorunlarının devam ettiğini dile getirdi.
KONTEYNERDE BEKLEYEN VATANDAŞIMIZIN HAKKINI ARIYORUZ
Deprem sonrası yürütülen konut projelerine değinen Kayıran, sürecin beklentilerin gerisinde kaldığını belirtti. “Aradan geçen zamana rağmen hâlâ konteynerkentlerde yuvasına kavuşmayı bekleyen binlerce insanımız var. Biz kimseyi kırmak için değil, konteynerde bekleyen vatandaşımızın hakkını aramak için konuşuyoruz” ifadelerini kullandı. Metrekare düşüşleri ve ek maliyetlere de dikkat çeken Kayıran, “250 metrekare evi olan birine 100 metrekare vermek, 200 metrekare dükkanı yıkılan esnafa 60 metrekare teslim etmek hakkaniyet terazisini zedelemez mi?” diye sordu.
İMAR PLANLARI HATIR GÖNÜLLE DEĞİL, BİLİMLE YAPILMALI
Şehrin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu hatırlatan Kayıran, geçmiş planlama hatalarına işaret etti. “Depremin ne zaman geleceğini bilemeyiz ama sonuçlarını azaltmak bizim elimizdedir. Bundan sonra Kahramanmaraş’ta imar planları hatır gönülle değil, bilim ve fen esas alınarak yapılmalıdır” dedi. Kayıran, riskli alanlarda yoğun yapılaşmanın ağır bedeller doğurduğunu belirterek, yeni süreçte bilimsel kriterlerin esas alınması gerektiğini dile getirdi.
ŞEHİR NEFES ALAMIYOR
Şehir içi trafiğin her geçen gün daha karmaşık hale geldiğini belirten Kayıran, altyapı çalışmalarındaki plansızlığa tepki gösterdi. “Şehrimiz adeta şantiye alanına çevrildi. Alternatif yol oluşturmadan kazılan yollar hem esnafı hem vatandaşı mağdur ediyor” diyen Kayıran, bozuk yolların vatandaşın cebine ek yük getirdiğini söyledi. Hızlı tren projesine de değinen Kayıran, “2014’ten beri beklediğimiz tren hâlâ ufukta görünmüyor. Bu mesele seçim vaadi olmaktan çıkarılmalı” dedi. Kahramanmaraş Havalimanı’ndaki uçuş iptallerine de dikkat çeken Kayıran, “Bir şehrin kapısı bu kadar sık kapanmaz” ifadelerini kullandı. Kayıran açıklamasının devamında yöneticilere şu sözlerle seslendi: “Yaşadığınız şehrin sokaklarına hiç çıkmıyor musunuz? Şehir içindeki trafik artık bir çileye dönüşmüştür. Kayseri yolu üzerindeki Sümbüllü–Boğaziçi bağlantı kavşağına köprülü kavşak yapılması lütuf değil, mecburiyettir. Güney Çevre Yolu yetersiz kalmışken neden alternatif üretilmiyor? Kuzey Çevre Yolu ise binaların arasında sıkışmış, çevre yolu niteliğini kaybetmiştir. Maraş’a yakışan, uzun vadeli planlanmış yeni bir Kuzey Çevre Yolu’dur. Necip Fazıl Kültür Merkezi’nden Bin Evler Tatlı Park’a, Tekerek Akdo’dan Enfes kavşağına kadar düğüm noktaları ‘battı-çıktı’ modeliyle modernize edilmelidir. Ancak bu işler aceleyle değil, insan sağlığı ve çevre gözetilerek yapılmalıdır.
Deprem sonrası yıkımlarda ortaya çıkan toz ve asbest riski görmezden gelinmemelidir. Yıllarca ihmal edilen altyapıyı kısa sürede tamamlama telaşıyla alternatif yol oluşturmadan kazı yapmak, hem vatandaşı hem ekonomiyi zora sokmuştur. Farklı taşeronların eş zamanlı ve plansız çalışmasıyla mahalleler şantiyeye dönmüş, esnaf kepenk kapatacak hale gelmiştir. Hızlı olmak plansız olmayı meşru kılmaz. Doğu Akdeniz’in incisi Kahramanmaraş, çamur ve çukurla değil; planlı yolları ve yaşanabilir bir şehir düzeniyle anılmayı hak etmektedir.”
AKSU ÇAYI ZEHİR AKIYOR
Çevre sorunlarına geniş yer ayıran Kayıran, Aksu Çayı’ndaki kirlilik iddialarını gündeme taşıdı. “Şehrimizin simgesi olan Aksu Çayı bazı bölgelerde adeta zehir akıntısına dönüşmüş durumda. Bu kabul edilemez” dedi. Afşin-Elbistan bölgesindeki termik santrallerle ilgili de konuşan Kayıran, “Hiçbir ekonomik gerekçe insan sağlığından daha kıymetli değildir. Filtre ve denetim mekanizmaları eksiksiz çalışmalıdır” ifadelerini kullandı. Deprem sonrası ortaya çıkan asbest riskine de değinen Kayıran, yıkım çalışmalarında gerekli sağlık önlemlerinin alınması gerektiğini vurguladı.
SAĞLIKTA RANDEVU KRİZİ
Hastanelerde yaşanan yoğunluğa dikkat çeken Kayıran, “MR için aylar sonrasına randevu verilen bir şehirde sağlık sisteminin sorunsuz işlediğini söyleyemeyiz” dedi. Yeni hastanelerin yer seçimi konusunda da eleştirilerde bulunan Kayıran, planlamada risk faktörlerinin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Kayıran, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Bütün bunların yanında hastane kapılarındaki çileyi görmüyor musunuz? Hastanelerimiz artan yükü mevcut kapasitesiyle artık karşılayamaz hâle gelmiştir; bazı bölümlerde randevu almak bir mucize, muayene için beklemek ise sabır testidir. Teknik cihaz eksiklikleri de cabası. Örneğin bugün MR için randevu almak istediğinizde 2-3 ay sonrasına verilen randevular, vatandaşlarımızda telafisi imkânsız mağduriyetlere yol açmaktadır. Hemşehrilerimiz bir yandan sağlığıyla uğraşırken bir yandan da randevu tarihlerini öne çekmek için hastanelerde tanıdık bulma peşinde koşmaktadır.
Önsen’e yapılan 800 yataklı yeni hastanenin konumu ayrı bir planlama faciasıdır; sel riski olan bir bölgeye hastane yapmak hangi akla hizmettir? Necip Fazıl Şehir Hastanesi’ni tarım arazileri ve fay hattı üzerine yaparak attığınız yanlış imzanın bir benzerini şimdi de bu hastanede görüyoruz. Türkoğlu ilçemizde depremden birkaç yıl önce açılışı yapılan hastanenin depreme dayanıksız bulunarak boşaltılması, milli servetin nasıl çarçur edildiğinin kanıtıdır. Bununla birlikte Tıp Fakültesi’ndeki kıymetli öğretim üyelerimiz ve hekimlerimiz ya şehri terk ediyor ya da özel hastanelere geçiş yapıyor. Hekim göçünü önleyecek teşvikleri hayata geçirmek yerine seyirci kalmak, Maraş’ı sağlık alanında da sahipsiz bırakmak demektir. Sonuç olarak aziz hemşehrilerim; Kahramanmaraş’ta sağlık sorunları tesadüfi değildir, ihmaller zincirinin bir neticesidir ve bu zincir şehrimizi yeni krizlere sürüklemektedir. Sağlık ertelenemez; çünkü sağlık, yaşam hakkının temelidir.”
ESNAF İÇİN MÜCBİR SEBEP ÇAĞRISI
Deprem sonrası ekonomik toparlanmanın henüz tamamlanmadığını savunan Kayıran, mücbir sebep halinin uzatılmasını talep etti. “Hiçbir şey olmamış gibi vergi ve SGK yükümlülüklerini normal dönem şartlarında uygulamak vicdani değildir” diyen Kayıran, KOSGEB kredilerinin geri ödeme sürecinin ertelenmesi gerektiğini söyledi. “Esnaf kepengini huzurla açamıyorsa, o şehir ayağa kalkmış sayılmaz” sözleriyle çağrısını yineledi.
Kayıran, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Şimdi geliyoruz Kahramanmaraş’ımızın kalbinin attığı yere; ticaretimize, sanayimize ve her sabah umutla kepenk açan esnafımızın feryadına, yani mücbir sebep meselesine. Biz Anahtar Parti olarak bu meseleyi sadece teknik bir vergi konusu olarak görmüyoruz; bu meseleyi bir ‘var oluş’ mücadelesi olarak kabul ediyoruz. Kahramanmaraş’ta mücbir sebep halinin uzatılması talebi, siyasi bir inat değil; ekonomik, mali ve sosyal verilerle ispatlanmış bir zorunluluktur. Kimse bize ‘her şey normale döndü’ masalı anlatmasın; biz sadece masabaşında rapor okumuyoruz, sahadayız. Orman Dairesi’nde, Karacaoğlan’da, Piri Reis ve Kanuni mahallelerinde esnafımızı dinledik. Esnaf diyor ki: ‘Yollarımız kazılmış, her yer çamur içinde, kapımızdan içeri müşteri girmiyor.’ Siftah dahi yapmadan dükkan kapatan esnafımıza, hiçbir şey olmamış gibi vergi ve SGK yükümlülüklerini ‘normal zaman’ varsayımıyla yüklemek hangi vicdana sığar? Rakamların dilini dinleyelim: Tekstil-İplik ve Dokuma sektörü ancak yüzde 50-60, Metal ve Makine yüzde 55-65, İnşaat ve Yan Sanayi yüzde 40-50, Ticaret ve Hizmet sektörü ise yüzde 45-55 seviyesinde toparlanabilmiş durumda. Yani depremin Maraş ekonomisine etkisi neredeyse yüzde 50’dir. Alım gücü düşmüş vatandaş harcama yapamıyor, esnaf borçla ayakta kalmaya çalışıyor. Hükümet yetkililerine hatırlatmak isterim: 2011 Van depreminde mücbir sebep hali 5 yıl 8 ay uzatılmıştı. Peki 6 Şubat gibi ‘asrın felaketi’ diye nitelendirilen Kahramanmaraş depreminde neden bu süre kısıtlı tutuluyor? 14 bin 500 basit usul esnafın üzerine mali yük bindirmek, erken normalleşme baskısı kurmak iflas ve işsizliği artırmaktan başka neye yarar?
Bizim Anahtar Parti olarak talebimiz nettir: Mücbir sebep halinin uzatılması bir lütuf değil, üretimin ve istihdamın korunması için zorunluluktur. Basit usul esnafın mücbir sebep süresi en az 1 yıl daha uzatılmalı veya birikmiş vergi-SGK borçları için gerçekçi bir çözüm yolu sunulmalıdır. Kahramanmaraş’ın yeniden ayağa kalkması, zamana, finansal desteğe ve esnafın elinden tutan gerçekçi bir geçiş sürecine bağlıdır. Depremden bu yana borç içinde yüzen esnaflarımıza verilen KOSGEB Deprem kredisinin mart ayından itibaren geri ödemesi başlayacaktır. Bu nedenle geri ödeme başlangıçlarının en az 24 ay faizsiz ertelenmesi, uzun vadeli ve faizsiz yeniden yapılandırma, yüzde 75 ciro kaybı olan işletmeler için kısmi hibe veya borç indirimi, deprem bölgesine özgü ve bölgesel ekonomik toparlanma endeksine dayalı ödeme sistemi oluşturulması acilen talep edilmektedir. Bu çağrı, ayrıcalık talebi değil; Kahramanmaraş ekonomisinin yeniden ayağa kalkabilmesi için zorunlu bir düzenleme ihtiyacıdır.”
TURİZM VE KÜLTÜR VURGUSU
Kahramanmaraş’ın tarihi ve kültürel mirasına değinen Kayıran, Germanicia Antik Kenti başta olmak üzere birçok değerin yeterince değerlendirilemediğini belirtti. “18 yılda bir antik kenti turizme kazandıramayan anlayış bu şehre ne kazandırabilir?” diye sordu. Ilıca’nın termal turizm açısından dünya markası olabilecek potansiyele sahip olduğunu da kaydetti.
Kayıran sözlerini şöyle sürdürdü: “Kıymetli hemşehrilerimiz; Kahramanmaraş, Türkiye’nin en erken yerleşim yerlerinden biridir. Döngel Köyü, Direkli Mağarası ve Domuztepe Höyüğü’ndeki tarihsel kalıntılar bunun kanıtıdır. Germanicia Antik Kenti ise 2007’de tesadüfen ortaya çıktı; 18 yıldır turizme kazandırılamadı. Çevre şehirler arkeolojik çalışmalarla dünyayı çekiyor, bizim Germanicia’mız yılda bir ay yapılan kazılara mahkûm.
Kahramanmaraş Kalesi restorasyonu 2017’den beri tamamlanamadı. Şehrin kültürel kimliği, sadece antik veya UNESCO projelerine hapsedilmemelidir. Anahtar Parti olarak şehrimizin Türk Dünyası Kültür Başkenti adaylığı için girişim başlatıyoruz ve edebiyat başkenti Kahramanmaraş’a milli kütüphane statüsünde bir kütüphane öneriyoruz. Şifalı sular ve akarsularımız da sahipsiz. Ilıca termal cenneti hak ettiği değeri göremedi; Ceyhan’dan Fırnız’a, Tekir’den Andırın Çayı’na kadar akarsularımız turizmi taşıyacak güçte ama bakımsızlık ve tesis eksikliği nedeniyle halkımız dahi ulaşamıyor.”
SORUNLARIN TEMELİNDE LİYAKAT EKSİKLİĞİ VAR
Kayıran son olarak şunları söyledi: “Bu şehir depremin enkazı altında değil, sahipsizliğin ve liyakatsizliğin ağırlığı altında eziliyor. Kahramanmaraş artık sahipsiz değildir. Biz Anahtar Parti olarak her dosyanın, her feryadın takipçisi olacağız. Şehrimizde ne altyapı, ne sağlık, ne ekonomi, ne turizm ne de kültür alanında hiçbir sorun göz ardı edilmeyecek. Her vatandaşımızın hakkı, her esnafımızın çabası ve her tarihî değerimiz bizim sorumluluğumuzdur. Kahramanmaraş’ı yeniden ayağa kaldırmak için ortak akıl, liyakat ve hemşehrilerimizin desteğiyle çalışacağız. Artık hiçbir sorun cevapsız kalmayacak, hiçbir ihmal görmezden gelinmeyecek. Bu şehir hak ettiği değeri görecek ve hak ettiği düzeye yeniden ulaşacaktır.”






