28 Şubat sürecinde yaşanan olayları anlatan Gurbet Kuşları isimli belgeselde, başörtüsüne yönelen post-modern darbecilerin baskısından uzaklaşmak için yurt dışına uçmak zorunda kalan gurbet kuşu bir hanımefendinin duygusunu ve vatana özlemini ifade biçimiydi; “vatanını yaşamak”.

Türk insanına yüzlerce yıl yaşadığı sosyo-politik süreçlerin etkisiyle anlamlandırmaya çalıştığı “vatan” kavramına bir anlam, kayıp hafızamıza bir hatırlatma, kimlik arayışının labirentinde kaybolan ruhlara bir yön, yabancılaşmaya ve yozlaşmaya karşı farkındalık oluşturması yönleriyle derin anlamlara şahitlik eden bir ifade; vatanını yaşamak.

Oysa vatanını yaşayamamak böyle değil;

Köklerinden kopartılmaya çalışılan bir neslin dramatik hayat hikâyesi. Annenin babanın elinden, kucağından zorla alınan çocuğun yabancı ve tanımadığı bir sokakta yapayalnız kalışındaki ürkek, şaşkın ve korku dolu yüz ifadesindeki sarsıntı…

Vatanını yaşayamamak;

Bir çocuğun öksüz ve yetim burukluğu… İnsanlardan gizlenme garipliği…

Gözlerini kaybeden bir âmânın, karanlığa gömülüp, ışığı kaybedişinde yaşadığı ilk çaresizlik, umutsuzluğu…

Bir annenin yüreğinden kopan ve toprağa gömülen bebeğinin ardından kuruyan göz pınarı kadar kuru ve o kadar da içe akan acısı…

Bayramlarda pencereden kalabalığın arasından, kapıdaki ayak seslerinden evladının gelişini bekleyen anaların, babaların, başköşede asılı fotoğraflardaki sisli hatıraların iç yakan anısı…

Vatanını yaşayamamak;

Aynı derde tutulmuş meramını anlama, hayatı anlamlandırmanın edebî hafızasını yitirmiş, kâmûsu yırtılmış birbirini anlayamaz, anlatamaz kardeşlerin bakışındaki cinnet hali…

Vatanını yaşamak;

Çanakkale’de, Sakarya’da, Maraş’ta bağımsızlık, hürriyet ve mukaddesat, istiklal ve istikbal için verilen şehadetin adı…

15 Temmuz ihanet gecesinde hainlere karşı, her rengin, her görüşün tek renk tek vücut, ay yıldız olup karşı koyuşu, cesareti, şahsiyetli direnişindeki ruh…

Acı tatlı hatıralarıyla, varlıkla yoklukla, sevinç ve üzüntüyle bütün değerleriyle vatanını yaşamak özgüveni…

İnançlarına ve düşüncelerine saygının kendi toprağında yeşerdiğini, filiz verip fidan olduğunu görebilmenin hazzı, derin nefes alışı…

Vatanı yaşamak; yer kürenin her yerinde aynı ruhla yaşayan milyonlarca insanın özlem duyduğu Kızılelma..

Öyleyse;

Anadolu binlerce yıldır kök saldığı “vatanında” öz değerleriyle el ele, gönül gönüle vatanını yaşamalı.

Doğuya Batıya ruhen ve zihnen savrulmadan, çağların medeniyetinin çocuğu, varisi kültür hazinesinden kendine düşen paydan mahrum bırakılmadan, özgürce vatanını yaşamalı…

Tarih boyunca utanmasını gerektiren hiç bir olaya şahitlik etmemiş ecdadın onurlu, vakarlı simasındaki dik duruşunun halefleri, vatanını yaşamalı...

Kadını erkeği, yaşlısı genci istikbalden uzaklaştırılmadan, maziden kopartılmadan, umutları örselenmeden, özgüveni törpülenmeden vatanını yaşamalı…

Farklı hayaller, farklı düşünceler, farklı idealler, farklı renkler, farklı bakışları bir arada tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet olarak kızıl elmanın ittifakında, yeryüzünün her karesinde, vatanını yaşamalı…

Aşkında, sevdasında, savaşında, gurbetinde, sılasında, hazarında, seferinde sadakatle vatanını yaşamalı…

Vatanda yaşamak; bir coğrafyanın sınırları içinde bir arada olabilmektir. Aynı duygulara, inançlara, değerlere ve istikbal ufkuna sahip olma hali; “vatanını yaşamak” ise;

“VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR.”