Tac-ı Şerif ve Hırka Sahibi Osmanlı Şeyhülislamı:Mehmed Tahir Efendi

Abone Ol

(Osmanlı Şeyhülislamlarından Kadızade Mehmed Tahir Efendi (1747-1838) Neden Derviş Oldu?)

Kıymetli dostlar, bu yazımda ilmiye sınıfında zirveye çıkmış (şeyhülislam), Osmanlı Padişahı Sultan II. Mahmud Han'a ilmi ve siyasi konularda yol göstermiş, rehberlik etmiş sıradışı bir adamdan yani Mehmed Tahir Efendi Hazretlerinden bahsedeceğim. Şeyhülislam efendiden bahsetmek için yazı yazmamın sebebi ise onun Kur-an'ı Kerim'in emridir diyerek dervişlik yoluna girmesidir. Mehmed Tahir Efendi, Osmanlı alimlerinden Kadı Ömer Efendi isimli bir ilmiye mensubunun evladı olup Tokat'ta dünyaya gelmiştir. İlk ve derin eğitimini muhterem babasından aldıktan sonra İstanbul'a gitmiş ve devrin tanınmış alimlerinden dersler görerek yetişmiştir. Girdiği tüm imtihanlarda üstün başarı sağlayarak müderris ünvanını da almaya hak kazanmıştır (1782). Hazret müderris olduktan sonra insanlara daha iyi yardım etmek, hedef ve ufuk çizebilmek için kadılık mektebinde okuyarak kadılık mesleğine geçmiştir. Anadolu ve Rumeli'nin bir çok yerinde kadılık yapmış, Kur-an'ı Kerim'in ve Hadis-i şeriflerin buyrukları doğrultusunda insanlara adalet dağıtmıştır. Kıymetli dostlar, vazifesinde ki başarısı, adaletten ayrılmaması, çalışkanlığı sebebiyle de 1818 yılında Sultan II. Mahmud'un emriyle Kadızade Mehmed Tahir Efendi  İstanbul kadılığına tayin edilmiştir. 1824'te Anadolu kazaskeri oldu. 26 Kasım 1824'te ilminden, irfanından daha çok istifade edilebilmesi düşünülerek hünkar tarafından Mustafa Asım Efendi'den boşalan şeyhülislamlık makamına atanmıştır. Şeyhülislâm efendinin görevi sırasında üstün başarıları olmuştur. Mesala 1828-1829 Osmanlı Rus Savaşı'nda toplanan bir umumi meşveret meclisinde Reisülküttab Pertev Efendi'nin tüm muhalefetine rağmen Ruslarla barış yapılmasını teklif ederek bu yolda bir kararın çıkmasını sağlamış, böylece devletin korkulu yollardan geçmesini ve yıpranmasını engellemiştir. Şeyhülislam efendi, iki buçuk yıl kadar süren vazifesinin ardından 6 Mayıs 1828 tarihinde  yaşlılığı dolayısıyla kendi rızası ile görevinden  ayrılmıştır. Vefatında, Eyüpsultan'da Bostan iskelesi yakınında yaptırdığı mezarına sırlanmıştır. İlmiye Salnamesi'nde yedi adet orijinal fetvası yer almaktadır. Hazret, çeşitli kaynaklara göre Altımermer civarında Kadiri tarikatı dergahı  yaptırmış, fakirlere yardım için kafi miktarda para da vakfetmiştir.

Şeyhülislam efendinin görevde bulunduğu müddet zarfında adaletten ayrılmadığı,  padişaha her konu da danışmanlık yaptığı hatta devletin selameti uğruna yer yer hünkara karşı çıktığı da kaynaklardan  anlaşılmaktadır. Kıymetli dostlar, Kadızade Mehmed Efendi'nin tesbit edilebilen iki eseri bulunmaktadır: "Risaletu 'n- nuriye min tarikati'l-aliyye" adlı tasavvufi mevzulara dair yazdığı risalesinin girişinde kendisinin, Kâdirî tarikatına mensup olduğunu, eserini dervişlerine ve insanlara yol göstermek için yazdığını belirtmiştir. Hazret risalesinde, tasavvufun ceşitli konularını ele almış ve  kırk bir bölüm halinde düzenlemiştir. Risalede ilk tecelli ve tenezzül (hakikat-i Muhammediye) zat, sıfat, fiili tecelliler, Ceberut, Melekut alemlerinden bahsedilmiştir.

Sevgili dostlar, şeyhülislâm kadızadenin tasavvufi yönü hakkında da kısaca bilgi arz edip yazıma son vermek istiyorum. Hazret,  Kadı Beyzav'i Tefsiri'nden Fatiha suresini okurken “İyyake na'büdü ve iyyake nestain" ayet-i kerimesinin üstünde uzun uzun tefekkür etmiştir, sonunda da keşfe nail olmuştur. Hazret eserinde keşfini de yazmıştır. Fatiha Suresi 5. Ayette "gaybetten hıtâba iltifat vardır ve arif billâh zevât kast edilmektedir. Öyle ise bir mürşid-i kamil bulmak bir zorunluluktur." Şeyhülislâm Efendi Fatiha suresinden keşifte bulunduktan sonra Hazret-i Pir Abdülkadir Geylani Efendimizin yolundan bir zat olan Muhammed Ahrak el-Bağdadi b. Ahmed Bağdadi'ye biat ederek dervişi olmuştur. Derviş olmadan önce şeyhi ondan istihare istemiş, o da emir üzerine istihareye yatmış rüyasında "vellezine cahedu fına lenehdiyennehum subulena -Ankebût Suresi 69. Ayet -(Bizim uğurumuzda mücahede edenlere gelince elbette biz onlara yollarımızı gösteririz ve şübhesiz ki Allah her halde muhsinlerle beraberdir)" ayetini görmüştür. Bunun üzerine şeyhinden dersini alarak üç-dört sene kadar seyr-u süluk görmüş ve hilafete nail olmuştur. Mürşid-i Azizinin halifesi olmadan önce rüyasında yine Abdülkadir Geylani Hazretlerini görmüş, manada  kendisinden, ertesi gün de şeyhinden hilafetini almıştır. Seyr-i sülukunu, şeyhinin telkin ettiği kelime-i tevhid zikriyle tamamlamıştır. Mürşidi Azizi "İsm-i Celal ve İsm-i Hu" derslerini de vererek kendisini mezun etmiştir.Şeyhülislâm Efendi'nin "Risaletu 'n nuriye min tarikati'l-aliyye" eserini vefatından yaklaşık  on iki yıl önce dervişleri için yazdığını biliyoruz. Kitabı, müridlerinden Mehmed Said Efendi çoğaltmıştır.

Şeyhülislâm efendi hazretleri hilafet aldıktan sonra vefatına kadar tarikat neşrinde bulunmuş, ders okutmuş, meydan uyandırmıştır. Hazretin dünya da himmetlerine, ahirette şefaatlarına nail olmak dileklerimle vesselam.