Kahramanmaraş…
Acısıyla yoğrulmuş, tatlısıyla hafızalara kazınmış, Akdeniz’in en güzel şehirlerinden biri…
Bu şehrin insanı sıcaktır. Misafirperverdir. Yüreğini sofraya koyar, derdini paylaşır, sevincini bölüşür. Biz Kahramanmaraşlılar dışarıya karşı o Akdeniz insanının sıcaklığını hissettiren insanlarız. Ama ne acıdır ki kendi içimizde bazen bu sıcaklık yerini derin bir soğukluğa bırakıyor.
Dostlukların yerini menfaat ilişkileri alıyor.
Samimiyetin yerini koltuk hesapları dolduruyor.
Hizmet yarışının olması gereken yerde, insanlar birbirinin ayağını kaydırmanın derdine düşüyor. İş öyle bir noktaya geliyor ki meseleler artık bel altına kadar indiriliyor.
Bu şehirde yıllardır değişmeyen bir gerçek var:
Başarı çoğu zaman ödüllendirilmez, cezalandırılır.
Çalışan, üreten, bir şeyleri değiştirmek isteyen insanlar ya yalnız bırakılır ya da çeşitli hesapların içine çekilerek yıpratılır. Bunun örneklerini bu şehir çok gördü.
Oysa bugün Kahramanmaraş’ın önünde tarihi bir fırsat duruyor.
6 Şubat depremlerinden sonra devlet desteği, teşvikler, yeniden yapılanma süreçleri, yeni yatırımlar ve yeni planlamalar açısından belki de uzun yıllardır görülmemiş bir imkan oluştu. Fakat biz neyi konuşuyoruz? Kim kimi suçladı… Kim kime laf attı… Kim hangi kameraya nasıl oynadı…
Şehir ise yerinde sayıyor.
Siyaset bugün maalesef kısır bir döngünün içerisinde dönüp duruyor. Protokol ziyaretlerinden çıkmayan, halkın arasına karışmayan, vatandaşın omzuna dokunmayan bir siyaset anlayışıyla bu şehrin yaraları sarılmaz. İnsanlar dolu… İnsanlar yorgun… İnsanlar küçücük bir umut bekliyor.
Bir çay ocağında oturun dinleyin…
Bir esnafın yanına girin konuşun…
Bir depremzedenin gözünün içine bakın…
Göreceksiniz ki bu şehir aslında bağırıyor.
Ama onu gerçekten dinleyen çok az insan var.
En son yerel seçimlerde Kahramanmaraş halkı aslında önemli bir mesaj verdi. Bir uyarıda bulundu. “Beni görün, beni duyun” dedi. Ama aradan geçen zamanda görüyoruz ki verilen bu uyarı bile yine dönüp dolaşıp vatandaşa ceza olarak geri döndü.
Bugün hâlâ somut projelerden çok tartışmaları konuşuyorsak, hâlâ insanların önüne net hedefler koyamıyorsak, hâlâ gençlere umut olamıyorsak burada ciddi bir sorun vardır.
Bu şehir artık boş tartışmalarla vakit kaybedecek durumda değil.
Kahramanmaraş’ın yeniden ayağa kalkması için artık gerçek anlamda proje üreten, sahaya inen, insanlara dokunan bir anlayış gerekiyor. Çünkü bu şehrin kaybedecek bir iki yılı daha yok. Kamera karşısında siyaset yapanlarla, günü kurtaran cümlelerle bu şehir ancak bir adım daha geriye gider.
Biz vatandaşlara düşen ise yine sabretmek oluyor.
Yine beklemek…
Yine umut etmek…
Ama insan ister istemez şunu soruyor:
Siyaset boş lakırtıların peşinde mi gitmeye devam edecek, yoksa gerçekten plan ve projelerle bu şehre hizmet mi edecek?
Kahramanmaraş’ın kaderine düşen şey yıllardır aynı:
Bir umut beklemek…