<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Maraş Haber, Maraş Pusula Haber, Pusula Haber</title>
    <link>https://www.maraspusula.com</link>
    <description>Maraş Haberleri, Kahramanmaraş Haberleri, Son dakika Maraş Haberleri, Son dakika gelişmeler, sıcak haberler ve Maraş'ın nabzını "Maraş Pusula" ile anbean takip edin!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.maraspusula.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2021. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 14 Sep 2026 00:11:33 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Menopoz sağlığı değil, çalışma hayatını da etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/menopoz-sagligi-degil-calisma-hayatini-da-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/menopoz-sagligi-degil-calisma-hayatini-da-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Menopoz döneminde görülen sıcak basmaları, gece terlemeleri ve zihinsel yavaşlama gibi belirtilerin yalnızca günlük yaşamı değil, iş hayatını da olumsuz etkiliyor. İş Yerinde Menopoz Günü, menopoz dönemindeki kadınların çalışma yaşamında karşılaştığı fiziksel, zihinsel ve duygusal güçlükleri gündeme taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz döneminde en sık görülen belirtiler arasında yer alan vazomotor semptomlar (VMS); sıcak basmaları ve gece terlemeleri olarak öne çıkıyor. Bu şikâyetlerin uyku düzenini bozabildiği, yorgunluk oluşturabildiği, konsantrasyonu azaltabildiği ve günlük yaşam aktivitelerini zorlaştırabildiği belirtiliyor.</p>

<p><strong>UYKU BÖLÜNMESİ PERFORMANSI DÜŞÜRÜYOR</strong></p>

<p>Özellikle gece terlemeleri nedeniyle sık sık bölünen uykunun, gün içinde enerji kaybı ve performans düşüklüğüne yol açabildiği ifade ediliyor. Uzmanlara göre VMS yalnızca fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda geniş bir yaşam yükü oluşturuyor. Son yıllarda giderek daha fazla tanımlanan “beyin sisi” olarak bilinen konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık ve zihinsel yavaşlama da aktif çalışma hayatındaki kadınlar için önemli bir sorun oluşturuyor.</p>

<p>Menopoz semptomlarının birçok kadın tarafından doğal bir süreç olarak kabul edildiği, bu nedenle tedavi seçeneklerine başvurma oranlarının düşük kaldığı ve uygun tedaviye erişimde hâlâ önemli boşluklar bulunduğu kaydediliyor.</p>

<p>Türkiye’de yapılan çalışmalar da menopoz dönemindeki kadınların önemli bir bölümünün orta, şiddetli veya çok şiddetli düzeyde semptomlar yaşadığını ortaya koyuyor. Bazı kadınlarda belirtiler birkaç yıl sürerken, bazılarında ise 7 yıldan daha uzun devam edebiliyor.</p>

<p><strong>“KONUŞULMASI SADECE BİR GÜNLE SINIRLI KALMAMALI”</strong></p>

<p>Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat, İş Yerinde Menopoz Günü’nün kadınların çalışma yaşamında karşılaştığı fiziksel, zihinsel ve duygusal güçlükleri gündeme taşıdığını belirterek, menopozun etkilerinin yalnızca bir gün değil, her gün konuşulması gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Bahat, iş yerlerinde menopoz konusunun açıkça konuşulmasının teşvik edilmesi gerektiğini vurgulayarak, işverenler ve kurumların bu süreçte kadınlara nasıl destek olabileceğinin ele alınmasının önemine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bahat ayrıca, menopoz yönetiminde yaklaşımın değiştiğini ve semptomları baskılamak yerine menopozun kaynağını hedefleyen tedavilere yönelindiğini ifade etti. Sıcak basması ve gece terlemesi gibi şikâyetlere yönelik hormon olmayan yeni tedavi seçeneklerinin klinik çalışmalarda değerlendirildiğini belirten Bahat, bu tedavilerin semptom sıklığı ve şiddetini azaltmada umut verici olduğunu söyledi. Yeni tedavi yaklaşımlarının kadınların menopoz kaynaklı iş ve sosyal yaşam zorluklarını azaltabileceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/menopoz-sagligi-degil-calisma-hayatini-da-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/09/menopoz-sagligi-degil-calisma-hayatini-da-etkiliyor-1788967319-902-large.webp" type="image/jpeg" length="31660"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yetersiz beslenme dikkat ve öğrenmeyi olumsuz etkileyebilir]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/yetersiz-beslenme-dikkat-ve-ogrenmeyi-olumsuz-etkileyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/yetersiz-beslenme-dikkat-ve-ogrenmeyi-olumsuz-etkileyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, okul çağındaki çocuklarda beslenmenin yalnızca fiziksel büyümeyi değil, beyin gelişimi, dikkat, bellek ve öğrenme süreçlerini de doğrudan etkilediğini söyledi. Şahin, kahvaltının içeriğinden okul kantinlerine kadar birçok etkenin çocukların sağlıklı gelişiminde belirleyici olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk döneminde beslenmenin yalnızca boy ve vücut ağırlığı artışı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, yetersiz ve dengesiz beslenmenin yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve bilişsel performans düşüklüğüne yol açabileceğini ifade etti. Şahin, yeterli ve dengeli beslenmenin öğrenme için gerekli fiziksel ve bilişsel zemini oluşturduğunu belirterek Dünya Sağlık Örgütü'nün de sağlıklı beslenmenin bilişsel gelişim açısından önemine dikkat çektiğini hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KAHVALTININ İÇERİĞİ EN AZ YAPILMASI KADAR ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Okula kahvaltı yapmadan gitmenin bazı çocuklarda ders performansını olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Şahin, ideal bir kahvaltıda protein kaynağı, tam tahıllı bir karbonhidrat, sebze veya meyve ve süt ürünü bulunması gerektiğini kaydetti. Yumurta, peynir, yoğurt, tam buğday ekmeği, yulaf, domates ve salatalık gibi besinlerin örnek kahvaltı içeriği olabileceğini belirten Şahin, suyun da kahvaltının önemli bir parçası olduğunu söyledi.</p>

<p><img height="599" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/09/07/1788767935-k-bra-ah-n-002-1788796526-970-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>BESLENME ÇANTASINA SAĞLIKLI SEÇENEKLER KONULMALI</strong></p>

<p>Okulda tüketilen ara öğünlerin çocukların günlük beslenmesinde önemli yer tuttuğunu ifade eden Şahin, peynirli ya da yumurtalı tam tahıllı sandviç, yoğurt ve meyve, ayran gibi seçeneklerin tercih edilebileceğini söyledi.</p>

<p>Paketli gıdaların yüksek şeker, tuz ve doymuş yağ içerebildiğine dikkat çeken Şahin, şekerli içeceklerin düzenli tüketiminin azaltılması gerektiğini, çocuğun temel içeceğinin su olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>OBEZİTE ÇOK FAKTÖRLÜ BİR DURUM</strong></p>

<p>Çocukluk çağı obezitesinin yalnızca beslenmeye bağlı olmadığını belirten Şahin, fiziksel aktivite, uyku, genetik yatkınlık, çevresel koşullar ve sosyoekonomik faktörlerin de etkili olduğunu söyledi. Okul ortamında kolay erişilen şekerli içecekler ve yüksek kalorili atıştırmalıkların toplam enerji alımını artırabileceğini, bunun da sağlıksız alışkanlıkların yerleşmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p>

<p>Çocuğun kilosunu sürekli gündeme getirmenin ya da başka çocuklarla kıyaslamanın doğru olmadığını söyleyen Şahin, 'Şişmansın', 'Çok yiyorsun' gibi ifadelerin sağlıklı beslenme davranışı kazandırmadığını belirtti. Yiyecekleri 'iyi-kötü' ya da 'yasak-serbest' diye ayırmak yerine, sağlıklı seçimleri yaşamın doğal bir parçası haline getirmenin daha doğru olduğunu ifade etti. Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmanın yalnızca ailenin sorumluluğu olmadığını vurgulayan Şahin, okul kantinleri, okul yemekleri ve kamu politikalarının da bu süreçte belirleyici olduğunu söyledi. Sağlıklı beslenme için aile, okul ve kamunun birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Şahin, hedefin çocuklara ne yememeleri gerektiğini söylemek değil, sağlıklı seçimleri daha kolay ulaşılabilir hale getirmek olduğunu dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/yetersiz-beslenme-dikkat-ve-ogrenmeyi-olumsuz-etkileyebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 23:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/09/yetersiz-beslenme-dikkat-ve-ogrenmeyi-olumsuz-etkileyebilir.webp" type="image/jpeg" length="65964"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullar açılıyor, uzmanlar uyarıyor: Çocukların 'karın ağrısı' gerçek olabilir]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/okullar-aciliyor-uzmanlar-uyariyor-cocuklarin-karin-agrisi-gercek-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/okullar-aciliyor-uzmanlar-uyariyor-cocuklarin-karin-agrisi-gercek-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte bazı çocuklarda okula gitmek istememe, baş ve karın ağrısı, mide bulantısı, ağlama krizleri ve içe kapanma gibi sorunlar görülebiliyor. Klinik Psikolog Melike Urcan, bu belirtilerin 'şımarıklık' ya da 'bahane' olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, ebeveynlere çocukların kaygılarını anlamaları ve okul rutinine kademeli geçiş yapmaları çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni eğitim öğretim yılının başlaması, özellikle ilk kez okula başlayan, okul değiştiren veya uzun tatilin ardından rutinlerine dönmekte zorlanan çocuklar için yeni bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor.</p>

<p>Klinik Psikolog Melike Urcan, bu dönemde çocuklarda görülebilecek okul reddi, kaygı ve fiziksel belirtilere ilişkin aileleri uyardı.</p>

<p><strong>'HER OKUL REDDİ ŞIMARIKLIK DEĞİL'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuğun okula gitmek istememesinin inatlaşma veya şımarıklık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Urcan, bu tepkilerin altında ayrılık kaygısı, anksiyete ve sosyal kaygı gibi nedenlerin bulunabileceğini söyledi. Çocuğu suçlamanın veya yaşadığı durumu küçümsemenin kaygıyı artırabileceğini ifade eden Urcan, öncelikle davranışın arkasındaki duygusal ihtiyacın anlaşılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Okul sabahlarında ortaya çıkan baş ağrısı, karın ağrısı ve mide bulantısının da dikkate alınması gerektiğini belirten Urcan, çocukların ifade edemedikleri stres ve kaygıyı zaman zaman bedensel belirtilerle gösterebildiğini söyledi. Bu tür belirtilerin psikosomatik olabileceğini aktaran Urcan, çocukların gerçekten ağrı veya bulantı hissedebileceğine dikkat çekti. Ailelerin 'Rol yapıyorsun' veya 'Bir şeyin yok' şeklinde yaklaşmasının çocuğun anlaşılmadığını düşünmesine yol açabileceğini belirten Urcan, öncelikle fiziksel nedenlerin değerlendirilmesi gerektiğini, tıbbi bir neden bulunmadığında ise psikolojik etkenlerin göz önünde bulundurulmasını önerdi.</p>

<p><strong>HANGİ BELİRTİLERDE UZMAN DESTEĞİ ALINMALI?</strong></p>

<p>Okulun ilk günlerinde görülen hafif isteksizlik ve uyum güçlüğünün normal olabileceğini belirten Urcan, bazı belirtilerin ise daha yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>'Tatil boyunca değişen rutinleri okulun ilk sabahı aniden ve çok sert bir şekilde eski haline getirmeye çalışmak yerine, rutinler kademeli olarak düzenlenmelidir' diyen Urcan, 'Çocuğun sürece dahil edilmesi ve yapılacak değişikliklerin önceden konuşulması da uyumu kolaylaştırabilir. Ancak aile içindeki doğru iletişim stratejilerine, çevresel düzenlemelere ve okulla yapılan iş birliğine rağmen çocuk uyum sağlamakta zorlanıyorsa aynı yöntemlerde ısrar etmek yerine sürecin yeniden değerlendirilmesi gerekir. Bu noktada; çocuğun mizaç özellikleri, olası dikkat eksikliği veya öğrenme güçlüğü gibi altta yatan faktörler uzman bir hekim tarafından detaylıca analiz edilmeli, kişiye ve aileye özel yepyeni bir yol haritası çizilmelidir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/okullar-aciliyor-uzmanlar-uyariyor-cocuklarin-karin-agrisi-gercek-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/09/okullar-aciliyor-uzmanlar-uyariyor-cocuklarin-karin-agrisi-gercek-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="80993"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizinde en önemli ilk adım 112'yi aramak]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/kalp-krizinde-en-onemli-ilk-adim-112yi-aramak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/kalp-krizinde-en-onemli-ilk-adim-112yi-aramak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, kalp krizinin belirtileri, gençlerde artan risk faktörleri ve kriz anında yapılması gereken ilk müdahale hakkında önemli uyarılarda bulundu. Baltalı, özellikle yanlış müdahalenin hayati risk oluşturabileceğini belirterek, 'En önemli şey 112 acil ambulansı aramaktır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp krizinin, kalbi besleyen damarların ani tıkanması sonucu ortaya çıktığını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, bu durumun kalbin bir bölümüne oksijen gitmemesine ve ilgili bölgenin kasılamamasına yol açtığını ifade etti. Erkeklerde ve yaşlılarda daha sık görülen kalp krizinin, kadınlarda ise menopoz sonrası dönemde arttığını belirtti.</p>

<p><strong>GENÇLERDE SİGARA RİSKİ ARTIRIYOR</strong></p>

<p>Son dönemde 45 yaş altı kadın ve erkeklerde kalp krizi oranının arttığına dikkat çeken Baltalı, bunun nedenleri arasında farkındalığın artmasıyla birlikte sigara, yüksek kolesterol, tansiyon, şeker hastalığı ve genetik yatkınlığın öne çıktığını söyledi.</p>

<p>Sigaranın kalp krizi riskini 3-4 kat artırdığını vurgulayan Baltalı, ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan kişilerin daha erken yaşlardan itibaren risk faktörlerini kontrol ettirmesi gerektiğini kaydetti. Kalp krizinin bazen hiçbir belirti vermeyebildiğini belirten Baltalı, en sık görülen şikâyetin göğüs ağrısı ve sol kol ağrısı olduğunu söyledi. Sağ koroner damar tıkanıklıklarında ise karın ağrısı, mide bulantısı ve ciddi ritim bozukluklarının görülebileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>İLK MÜDAHALE HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp krizi geçiren kişiye yapılacak ilk müdahalenin istirahat ettirmek ve 112'yi aramak olduğunu söyleyen Baltalı, hastanın sırt üstü yatırılması ve hareket ettirilmemesi gerektiğini belirtti. Uzman olmayan kişilerin müdahalesinin tehlikeli olabileceğini vurgulayan Baltalı, kalp masajının bilinçsizce yapılmasının çalışan kalbi durdurabileceğini ifade etti. Bu nedenle ilk aşamada kişinin nefes alıp almadığının ve nabzının kontrol edilmesi, ardından profesyonel sağlık ekiplerinin beklenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>SAĞLIKLI YAŞAM KALP KRİZİNİ ÖNLEYEBİLİR</strong></p>

<p>Baltalı, kalp krizi riskini azaltmak için sigaranın bırakılması, kolesterolün kontrol altına alınması, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin önemine de dikkat çekti. Zeytinyağı, sebze, meyve ağırlıklı beslenme ile yürüyüş ve yüzme gibi aktivitelerin koruyucu etki sağladığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/kalp-krizinde-en-onemli-ilk-adim-112yi-aramak</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 00:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/09/kalp-krizinde-en-onemli-ilk-adim-112yi-aramak.webp" type="image/jpeg" length="11263"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Murat Doğan: Bağışıklık sadece kışın değil, çocuğun günlük beslenmesinde de ele alınmalı]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/dr-murat-dogan-bagisiklik-sadece-kisin-degil-cocugun-gunluk-beslenmesinde-de-ele-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/dr-murat-dogan-bagisiklik-sadece-kisin-degil-cocugun-gunluk-beslenmesinde-de-ele-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, okul öncesi dönemde çocukların bağışıklık sisteminin desteklenmesinde yalnızca vitamin ve mineral takviyelerine odaklanılmaması gerektiğini, bağırsak sağlığı ve beslenme düzeninin de bütüncül biçimde değerlendirilmesinin önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okul öncesi dönemin, çocukların bağışıklık sisteminin çevresel etkenlerle yoğun biçimde karşılaştığı kritik bir süreç olduğunu belirten Doğan, kreş ve anaokulu ortamlarında artan temasın, değişen beslenme alışkanlıklarının ve sık geçirilen enfeksiyonların ailelerde kaygı oluşturabildiğini ifade etti.</p>

<p><img height="652" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/27/uzm-dr-murat-dogan-1787814103-18-x750.png" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'BAĞIRSAKLAR BAĞIŞIKLIK SİSTEMİYLE YAKINDAN İLİŞKİLİ'</strong></p>

<p>Dr. Murat Doğan, bağırsakların yalnızca sindirim sisteminin bir parçası olmadığını, aynı zamanda bağışıklık sistemiyle doğrudan ilişkili önemli bir yapı olduğunu vurguladı. Çocukluk döneminde dengeli ve çeşitli beslenmenin sağlıklı bağırsak mikrobiyotasının oluşumuna katkı sağladığını belirten Doğan, ebeveynlerin 'çocuğum daha az hastalansın' yaklaşımını yalnızca takviyeler üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>ŞEKERLİ VE TEK TİP BESLENMEYE DİKKAT</strong></p>

<p>Okul öncesi çocukların beslenmesinde en önemli sorunlardan birinin besin çeşitliliğinin azalması ve yüksek şeker içeren gıdaların fazla tüketilmesi olduğuna dikkat çeken Doğan, sebze, meyve, tam tahıllar ve uygun protein kaynaklarının dengeli biçimde sofrada yer alması gerektiğini ifade etti. Doğan, 'Tek bir mucize besin aramak yerine farklı besin gruplarını dengeli biçimde bir araya getirmek gerekiyor' dedi.</p>

<p>Bağışıklığın yalnızca kış aylarında ya da okul açılmadan önce gündeme getirilmemesi gerektiğini söyleyen Doğan, yıl boyunca sürdürülebilen sağlıklı yaşam alışkanlıklarının daha doğru bir yaklaşım olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>ANTİBİYOTİK UYARISI</strong></p>

<p>Sık enfeksiyon geçiren çocuklarda ailelerin zaman zaman antibiyotik kullanımına yöneldiğini belirten Doğan, her ateşin veya üst solunum yolu enfeksiyonunun antibiyotik gerektirmediğini hatırlattı. Antibiyotiklerin yalnızca hekim değerlendirmesiyle kullanılmasının önemine işaret eden Doğan, gereksiz kullanımın bireysel ve toplumsal sağlık açısından risk oluşturduğunu söyledi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/27/cocuklarin-bagisak-sagligina-dikkat-2-1787814109-295-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>EBEVEYNLERE 5 ÖNERİ</strong></p>

<p>Dr. Murat Doğan, ailelere çocukların bağışıklık ve bağırsak sağlığını desteklemek için şu önerilerde bulundu:</p>

<ul>
 <li>Sofrada çeşitliliği artırın.</li>
 <li>Şekerli ve ultra işlenmiş gıdaları sınırlandırın.</li>
 <li>Uyku düzenine dikkat edin.</li>
 <li>Antibiyotiği doktor önerisi olmadan kullanmayın.</li>
 <li>Tekrarlayan sağlık sorunlarında hekime başvurun.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/dr-murat-dogan-bagisiklik-sadece-kisin-degil-cocugun-gunluk-beslenmesinde-de-ele-alinmali</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/08/dr-murat-dogan-bagisiklik-sadece-kisin-degil-cocugun-gunluk-beslenmesinde-de-ele-alinmali.webp" type="image/jpeg" length="42233"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Unutkanlık her zaman hastalık değildir... İşte hafızayı korumak için 5 öneri]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/unutkanlik-her-zaman-hastalik-degildir-iste-hafizayi-korumak-icin-5-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/unutkanlik-her-zaman-hastalik-degildir-iste-hafizayi-korumak-icin-5-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anahtarın yerini unutmak, odaya girince neden geldiğini hatırlayamamak ya da yeni tanışılan kişinin adını çıkaramamak çoğu zaman hastalık anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre beyin, gereksiz bilgileri ayıklayarak önemli anıları koruyor. Ancak unutkanlık günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemeye veya giderek artmaya başladığında uzman değerlendirmesi gerekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamda hemen herkesin karşılaştığı unutkanlık anları, çoğu zaman endişeye neden olsa da her unutkanlık hastalık belirtisi değil.</p>

<p>Prof. Dr. Murat Kurt, beynin sağlıklı çalışabilmesi için 'unutma' mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu belirterek, hafızanın kusursuz bir kayıt cihazı olmadığını vurguladı. Prof. Dr. Kurt'a göre beyin, her gün karşılaştığı milyonlarca uyaranın tamamını aynı ayrıntıyla saklamak yerine önemli gördüğü bilgileri güçlendiriyor, gereksiz ayrıntıları ise eliyor. Bu nedenle unutmak, çoğu zaman hafızanın bir hatası değil, sağlıklı işleyişinin önemli bir parçası.</p>

<p><strong>DUYGUSAL ANILAR DAHA GÜÇLÜ YER EDİYOR</strong></p>

<p>Sık tekrarlanan düşünceler, endişeler ve duygusal açıdan yoğun deneyimler beyinde daha güçlü biçimde pekişebiliyor. Özellikle travmatik yaşantılar ve sürekli zihni meşgul eden olumsuz düşünceler, uygun bir ipucuyla yeniden kolayca hatırlanabiliyor. Prof. Dr. Kurt, bir bilginin kalıcı hale gelmesinde yalnızca tekrarın değil, dikkat ve anlamlı işlemenin de önemli olduğunu belirtiyor. Dijital ortamda hızla tüketilen içeriklerin ise çoğu zaman yüzeysel işlendiğini ifade eden Kurt, sürekli ekran kaydırmanın hafızayı güçlendirmek yerine bilişsel yükü artırabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>ODAYA GİRİNCE NEDEN NE YAPACAĞIMIZI UNUTUYORUZ?</strong></p>

<p>Bir odaya girdikten sonra neden oraya geldiğini unutma durumu da bilimsel olarak açıklanabiliyor. 'Kapı eşiği etkisi' olarak bilinen bu durum, ortam değiştiğinde beynin bağlamı güncellemesiyle ilişkilendiriliyor. Yoğun çalışma temposu, dikkat bölünmesi ve aynı anda birden fazla işle uğraşmak bu tür kısa süreli unutkanlıkları artırabiliyor. Prof. Dr. Kurt, sorunun çoğu zaman hafızadan ziyade dikkatle ilgili olduğunu belirterek, birkaç saniye durup yeniden odaklanıldığında bilginin çoğunlukla geri geldiğini ifade ediyor.</p>

<p><img height="913" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/25/1787580945-prof-dr-murat-kurt-1787660959-788-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</strong></p>

<p>Zaman zaman isim unutmak, anahtarın yerini karıştırmak veya bir randevuyu hatırlamakta gecikmek tek başına hastalık göstergesi olmayabiliyor. Ancak unutkanlığın günlük yaşamı belirgin şekilde aksatması veya giderek kötüleşmesi önem taşıyor. Aynı soruları tekrar tekrar sormak, tanıdık yerlerde yön bulmakta zorlanmak ya da para yönetimi gibi günlük işlerde güçlük yaşamak tıbbi değerlendirme gerektirebilecek belirtiler arasında bulunuyor.</p>

<p>Uykusuzluk, depresyon, kronik stres, yoğun iş temposu, bazı ilaçlar ve dikkat dağınıklığının da hafızayı olumsuz etkileyebileceğini belirten Prof. Dr. Kurt, bu tür durumlarda uzman değerlendirmesinin önemine işaret ediyor.</p>

<p><strong>KÖTÜ ANILARIN ETKİSİ AZALTILABİLİR</strong></p>

<p>Travmatik veya olumsuz anıların tamamen silinmesinin mümkün olmadığını belirten Kurt, ancak bu anıların oluşturduğu duygusal yükün azaltılabileceğini ifade ediyor. Psikoterapi, sağlıklı baş etme yöntemleri ve gerektiğinde profesyonel destekle kişinin anıyla kurduğu ilişkinin değişebileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>HAFIZAYI KORUMAK İÇİN 5 TEMEL ÖNERİ</strong></p>

<p>Prof. Dr. Kurt, hafızayı desteklemek için 'mucize' bir yöntem olmadığını vurgulayarak şu alışkanlıklara dikkat çekiyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Kaliteli ve düzenli uyumak.</li>
 <li>Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapmak.</li>
 <li>Yeni beceriler öğrenmek ve zihinsel olarak aktif kalmak.</li>
 <li>Güçlü sosyal ilişkileri sürdürmek.</li>
 <li>Dengeli, Akdeniz tipi beslenmek ve stresi yönetmek.</li>
</ul>

<p>Özellikle odaklanma gerektiren işlerde dikkati sürekli bölen alışkanlıklardan uzak durulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kurt, hafıza için en değerli yatırımın sağlıklı yaşam alışkanlıkları olduğunu ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/unutkanlik-her-zaman-hastalik-degildir-iste-hafizayi-korumak-icin-5-oneri</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 01:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/08/unutkanlik-her-zaman-hastalik-degildir-iste-hafizayi-korumak-icin-5-oneri.webp" type="image/jpeg" length="86341"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dondurma masum değil! Glikoz ve fruktoz şurubuna dikkat]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/dondurma-masum-degil-glikoz-ve-fruktoz-surubuna-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/dondurma-masum-degil-glikoz-ve-fruktoz-surubuna-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarının vazgeçilmez lezzeti dondurma, içeriğine ve porsiyonuna dikkat edilmediğinde yüksek miktarda şeker ve kalori alımına yol açabiliyor. Uz. Dyt. Betül Merd, tüketicilere “meyveli, fit, şekersiz” gibi ifadelere değil, ürünün içindekiler listesine bakmaları uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yaz sıcaklarında serinletici etkisiyle sıkça tüketilen dondurma, içeriği ve porsiyon miktarına dikkat edilmediğinde sağlıklı beslenme düzeninin dışına çıkabiliyor. Uz. Dyt. Betül Merd, dondurmanın “soğuk olduğu için hafif” olduğu düşüncesinin doğru olmayabileceğini belirterek, seçim yaparken ürün etiketlerinin mutlaka incelenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Dondurmanın sağlıklı ya da sağlıksız olduğuna yalnızca ürünün adına bakılarak karar verilmemesi gerektiğini belirten Merd, süt, yoğurt veya krema içeren; gerçek meyve, kakao ve kuruyemiş gibi bileşenler kullanılan ürünlerle, yoğun şeker, glikoz veya fruktoz şurubu, bitkisel yağ ve aroma vericiler içeren ürünlerin aynı besin değerine sahip olmadığını vurguladı.</p>

<p>Özellikle market ürünlerinde “dondurma”, “sütlü buz” ve “bitkisel yağlı ürün” gibi ifadelerin birbirinden farklı olduğuna dikkat çeken Merd, tüketicilerin ürünlerin ön yüzündeki “çilekli” veya “çikolatalı” gibi ifadelerden ziyade içindekiler listesini ve besin değerleri tablosunu incelemesini önerdi.</p>

<p><img height="577" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/23/1787204512-uz-dyt-bet-l-merd-1787500127-416-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>“ERİ­MİYORSA SAĞLIKSIZDIR” İDDİASI DOĞRU DEĞİL</strong></p>

<p>Sosyal medyada sıkça paylaşılan, dondurmanın su altında tutulmasına rağmen erimediğini gösteren videolar da gündeme geldi. Merd, bir dondurmanın geç erimesinin veya şeklini korumasının tek başına ürünün sağlıksız olduğunu göstermediğini belirtti.</p>

<p>Dondurmanın erime davranışında yağ miktarı, süt proteinleri, şeker ve kuru madde oranı, emülgatör ve stabilizatörler, hava miktarı, üretim teknolojisi ve saklama koşulları gibi birçok faktörün etkili olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong>“FİT” VE “MEYVELİ” İFADELERİNE ALDANMAYIN</strong></p>

<p>Uz. Dyt. Merd, “şekersiz”, “fit”, “light” veya “meyveli” ifadelerinin de bir ürünün otomatik olarak sağlıklı olduğu anlamına gelmediğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüketicilere dondurma alırken şu noktalara dikkat etmeleri önerildi:</p>

<ul>
 <li>İçindekiler listesini mutlaka okuyun.</li>
 <li>Şeker veya şeker içeren bileşenlerin listedeki sırasına dikkat edin.</li>
 <li>Kullanılan yağ kaynağını kontrol edin.</li>
 <li>Şeker ve enerji miktarını besin değerleri tablosundan inceleyin.</li>
 <li>Bir paketin tamamını tek porsiyon olarak tüketmeyin.</li>
 <li>“Meyveli” ifadesinin gerçek meyve içerdiği anlamına gelmediğini unutmayın.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/dondurma-masum-degil-glikoz-ve-fruktoz-surubuna-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 00:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/08/dondurma-masum-degil-glikoz-ve-fruktoz-surubuna-dikkat-1787500211-735-large.webp" type="image/jpeg" length="47028"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnesinde kritik uyarı: Dozu kendiniz değiştirmeyin!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/zayiflama-ignesinde-kritik-uyari-dozu-kendiniz-degistirmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/zayiflama-ignesinde-kritik-uyari-dozu-kendiniz-degistirmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Obezite tedavisinde giderek yaygınlaşan GLP-1 grubu ilaçlar, bilinçsiz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, özellikle sosyal medya ve arkadaş tavsiyesiyle bu ilaçlara başlanmaması gerektiğini belirterek 5 kritik uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Obezite tedavisinde son yılların en çok konuşulan yöntemlerinden biri haline gelen ve kamuoyunda 'zayıflama iğnesi' olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu oldu. Ancak uzmanlar, bu ilaçların yalnızca iştah azaltıcı ürünler olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, GLP-1 grubu ilaçların metabolizma, hormon dengesi ve kan şekeri üzerinde etkili güçlü tıbbi tedaviler olduğunu belirterek, bilinçsiz kullanımın başta pankreas, safra kesesi ve sindirim sistemi olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p>

<p><strong>UZMAN KONTROLÜ ŞART</strong></p>

<p>Çetin, bu ilaçların herkes için uygun olmadığını vurgulayarak tedaviye mutlaka hekim değerlendirmesi sonrasında başlanması gerektiğini ifade etti. Özellikle pankreatit öyküsü, safra taşı veya safra yolu hastalığı, medüller tiroit kanseri riski ve ileri düzey mide-bağırsak hastalığı bulunan kişilerin ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p><img height="945" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/24/1787306460-ferhat-etin-1787559287-270-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TEDAVİ ÖNCESİ TETKİK ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Tedavi öncesinde kan şekeri, HbA1c, insülin direnci, kolesterol ve trigliserid düzeylerinin yanı sıra karaciğer, böbrek ve tiroit fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Çetin, gerekli durumlarda safra kesesi ve pankreasın da incelenebileceğini aktardı.</p>

<p><strong>'DAHA FAZLA KULLANIRSAM DAHA HIZLI KİLO VERİRİM' YANILGISI</strong></p>

<p>İlaç dozunun kişinin kendi kararıyla artırılmasının ciddi risk taşıdığını belirten Çetin, hızlı doz artışının bulantı, kusma, şiddetli mide-bağırsak şikayetleri ve sıvı kaybına neden olabileceği uyarısında bulundu. İlaçların düzensiz kullanılmasının da tedavinin etkinliğini azaltabileceğini kaydetti.</p>

<p>Tedavi sırasında ortaya çıkan her belirtinin sıradan bir yan etki olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Çetin, şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı, sürekli kusma, sarılık, koyu renk idrar ve yüksek ateş gibi belirtilerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. Çetin, GLP-1 grubu ilaçların internetten edinilen bilgiler veya çevre tavsiyesiyle başlanacak ürünler olmadığını, tedavinin kişinin sağlık geçmişi ve mevcut hastalıkları dikkate alınarak hekim kontrolünde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/zayiflama-ignesinde-kritik-uyari-dozu-kendiniz-degistirmeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 00:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/08/zayiflama-ignesinde-kritik-uyari-dozu-kendiniz-degistirmeyin.webp" type="image/jpeg" length="89200"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından ailelere uyarı... 'Büyüyünce düzelir' diye beklemeyin]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/uzmanindan-ailelere-uyari-buyuyunce-duzelir-diye-beklemeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/uzmanindan-ailelere-uyari-buyuyunce-duzelir-diye-beklemeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların gelişim hızlarının farklı olabileceğini belirten Fizyoterapist Canan Darıcı Mehlepçi, aileleri endişelendiren belirgin farklılıklarda 'büyüyünce düzelir' düşüncesiyle beklemek yerine profesyonel değerlendirme yapılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk döneminde kazanılan her yeni beceri gelişimin önemli bir parçasını oluştururken, her çocuğun gelişim süreci farklı ilerleyebiliyor. Uzmanlar, gelişimsel farklılıkların her zaman bir sorun anlamına gelmediğine dikkat çekerken, belirgin işaretlerin erken dönemde değerlendirilmesinin önemini vurguluyor.</p>

<p>Fizyoterapist Canan Darıcı Mehlepçi, çocukların oturma, emekleme, yürüme, oyun oynama ve çevreleriyle etkileşim kurma gibi becerileri farklı zamanlarda kazanabildiğini belirtti.</p>

<p>Mehlepçi, ailelerin çocuklarında belirgin bir farklılık gözlemlemesi halinde 'biraz daha büyüsün, düzelir' diye beklememesi gerektiğini ifade ederek, erken değerlendirmenin çocuğun ihtiyacına uygun desteğe zamanında ulaşmasını sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p><strong>'ERKEN MÜDAHALE ÇOCUĞU KALIBA SOKMAK DEĞİL'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erken müdahalenin yalnızca terapi seanslarından ibaret olmadığını belirten Mehlepçi, bunun çocuğun kendi potansiyelini desteklemeye yönelik bir süreç olduğunu kaydetti. Mehlepçi, 'Bizim için erken müdahale; çocuğu belirli bir kalıba sokmak değil, onun kendi potansiyelini desteklemek, bağımsızlığını artırmak ve günlük yaşama katılımını güçlendirmek anlamına geliyor' dedi.</p>

<p>Çocuğun yalnızca yapamadıklarına değil, yapabildiklerine ve desteğe ihtiyaç duyduğu alanlara odaklanılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Profesyonel değerlendirme yapılmasının mutlaka bir problem bulunduğu anlamına gelmediğini belirten Mehlepçi, bazı durumlarda aileye çocuğun gelişiminin yolunda olduğunun söylenebileceğini ifade etti. Mehlepçi, 'Önemli olan belirsizliği ortadan kaldırmak ve çocuğun gelişimini doğru şekilde takip etmek' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>AİLELER HANGİ İŞARETLERE DİKKAT ETMELİ?</strong></p>

<p>Uzman, özellikle şu durumlarda profesyonel değerlendirme yapılmasının yararlı olabileceğini belirtti:</p>

<ul>
 <li>Hareket gelişiminde belirgin gecikme,</li>
 <li>Denge ve koordinasyon güçlükleri,</li>
 <li>Postür ve hareketlerde belirgin farklılıklar,</li>
 <li>Motor becerilerde zorlanma,</li>
 <li>Hareketleri planlamada güçlük,</li>
 <li>Günlük yaşam aktivitelerinde yaşıtlarına göre belirgin bağımlılık,</li>
 <li>Ses, dokunma veya harekete karşı aşırı ya da düşük tepki,</li>
 <li>Oyun ve çevreyle etkileşimde belirgin güçlük.</li>
</ul>

<p>Bu işaretlerin çocuğa etiket koymak amacıyla değil, ihtiyaçların zamanında fark edilerek doğru desteğin sağlanması için değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Mehlepçi, erken müdahalenin bir yarış olmadığının altını çizdi.</p>

<p><strong>'ÇOCUĞUNUZU BAŞKALARIYLA KIYASLAMAYIN'</strong></p>

<p>Ailelere çocuklarını başka çocuklarla kıyaslamamaları çağrısında bulunan Mehlepçi, 'Çocuğumuz neden diğer çocuklar gibi değil?' sorusu yerine, 'Çocuğumuz bugün nerede ve onun gelişimini desteklemek için ne yapabiliriz?' sorusunun sorulması gerektiğini belirtti. Bu yaklaşımın hem ailelerin kaygısını azaltacağını hem de çocuğun güçlü yönlerine odaklanmayı sağlayacağını ifade eden Mehlepçi, 'Biz çocuğu değiştirmeye çalışmıyoruz. Onun güçlü yönlerini destekleyerek, ihtiyaç duyduğu alanlarda gelişimine eşlik ediyoruz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/uzmanindan-ailelere-uyari-buyuyunce-duzelir-diye-beklemeyin</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/08/uzmanindan-ailelere-uyari-buyuyunce-duzelir-diye-beklemeyin.webp" type="image/jpeg" length="38083"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Horlama ve sabah baş ağrısına dikkat]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/horlama-ve-sabah-bas-agrisina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/horlama-ve-sabah-bas-agrisina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Horlama, gece nefes nefese uyanma, sabah baş ağrısı ve gündüz yorgunluğu gibi şikâyetlerin basit bir yorgunluk olarak görülmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, özellikle kadınlarda uyku apnesinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları ve Alerji Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. M. Levent Safali, uyku sırasında ortaya çıkan sorunların tespit edilmesinde uyku laboratuvarında gerçekleştirilen testlerin önemli rol oynadığını belirtti.</p>

<p>Uyku apnesinin erkeklerde kadınlara göre yaklaşık üç kat daha sık görüldüğünü belirten Safali, kadınlarda hastalığın her zaman horlama ve gece nefes durması şeklinde görülmeyebileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Safali, uykusuzluk, sabah baş ağrısı, gündüz yorgunluğu, duygu durum değişiklikleri ve konsantrasyon güçlüğünün de değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>MENOPOZ DÖNEMİNDE RİSK ARTABİLİYOR</strong></p>

<p>Menopoz dönemindeki hormonal değişimlerin uyku düzenini etkileyebildiğini belirten Safali, bu dönemde uyku apnesi açısından da dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Safali, özellikle menopoz döneminde veya sonrasında horlama, gece nefes nefese uyanma, sabah baş ağrısı ve gündüz yorgunluğu yaşayanların uyku apnesi açısından değerlendirilmesinin önem taşıdığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="1007" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/21/1787294735-uzm-dr-m-levent-safali-1787328777-803-x750.png" width="750" /></p>

<p>Uyku apnesi ve huzursuz bacak gibi bazı hastalıkların özellikle gece ortaya çıktığını aktaran Uzm. Dr. M. Levent Safali, uyku laboratuvarında beyin dalgaları, kalp ritmi, solunum, bacak hareketleri ve göğüsteki solunum eforunun ölçüldüğünü söyledi.</p>

<p>Gece boyunca uyku teknisyeni eşliğinde gerçekleştirilen testlerden elde edilen kayıtların uzman hekim tarafından değerlendirildiğini belirten Safali, bu veriler sayesinde hastalığın tanısının konulabildiğini ve şiddetinin belirlenebildiğini ifade etti. Uzm. Dr. M. Levent Safali, süregelen horlama, gece nefes darlığı, sabah baş ağrısı ve gündüz aşırı yorgunluk gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi ve gerekli durumlarda bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/horlama-ve-sabah-bas-agrisina-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 00:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/08/horlama-ve-sabah-bas-agrisina-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="95387"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklar kalbi vuruyor! Hipertansiyon hastalarına 10 kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-hipertansiyon-hastalarina-10-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-hipertansiyon-hastalarina-10-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşırı sıcak ve yüksek nem, sıvı-mineral kaybının yanı sıra damarlarda genişlemeye yol açarak kan basıncında ani düşüş ve dalgalanmalara neden olabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, hipertansiyon hastalarını yaz aylarında oluşabilecek ciddi sağlık risklerine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aşırı sıcaklar ve yüksek nem, özellikle kalp ve damar sağlığı açısından ciddi riskler oluşturuyor.</p>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, terlemeyle yaşanan sıvı ve mineral kaybının damarlarda genişlemeye neden olabileceğini, bunun da kan basıncında ani düşüşlere ve dalgalanmalara yol açabileceğini belirtti. Türkiye'de her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu ifade eden Gürbüz, henüz tanı almamış çok sayıda kişinin bulunduğuna dikkat çekti. Gürbüz, aşırı sıcaklarda tansiyon kontrolünün ihmal edilmesinin bayılma, ritim bozukluğu, böbrek yetmezliği, kalp krizi ve felç gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi.</p>

<p><img height="567" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/17/1786947450-dr-do-a-a-lar-g-rb-z-1786980929-637-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>HİPERTANSİYON HASTALARINA 10 KRİTİK YAZ ÖNERİSİ</strong></p>

<p><strong>1.</strong> <strong>Su tüketimini artırın: </strong>Terlemeyle kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konulması için susamayı beklemeden yeterli sıvı alınması öneriliyor. Uzman, genel olarak günlük 2,5-3 litre sıvı tüketilmesini, ancak kalp veya böbrek hastalığı bulunanların miktarı hekimlerine danışarak belirlemesini tavsiye ediyor.</p>

<p><strong>2. İdrar söktürücü ilaçlara dikkat:</strong> Diüretik ilaçlar yaz aylarında terlemeyle birlikte aşırı sıvı ve tuz kaybına neden olabilir. İlaç dozlarının doktor kontrolü olmadan değiştirilmemesi, gerekli durumlarda hekim tarafından yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>3.</strong> <strong>11.00-16.00 saatleri arasında güneşten kaçının: </strong>Özellikle günün en sıcak saatlerinde doğrudan güneşe maruz kalmanın tansiyon düşüklüğü ve sıcak çarpması riskini artırabileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>4.</strong> <strong>Beslenmenizi hafifletin:</strong> Aşırı yağlı, kızartılmış ve tuzlu yiyecekler yerine sebze, meyve, zeytinyağlı yemekler ve hafif proteinlerden oluşan Akdeniz tipi beslenme öneriliyor.</p>

<p><strong>5. Buz gibi duştan kaçının:</strong> Ani soğuk, damarlarda hızlı daralmaya ve kan basıncında ani yükselmelere neden olabilir. Serinlemek için ılık duş tercih edilmesi tavsiye ediliyor.</p>

<p><strong>6</strong>. <strong>Klima sıcaklığını aşırı düşürmeyin: </strong>Kavurucu sıcaktan çok soğuk ortamlara ani geçişlerin damar sistemini etkileyebileceğine dikkat çekilirken, klimanın yaklaşık 22-24 derece civarında tutulması öneriliyor.</p>

<p><strong>7. Egzersizi serin saatlere taşıyın:</strong> Yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi aktivitelerin sabah erken veya akşam saatlerinde yapılması, egzersiz sırasında yeterli sıvı alınması gerekiyor.</p>

<p><strong>8</strong>. <strong>Çay, kahve ve alkole dikkat: </strong>Fazla kafein ve alkol tüketiminin kalp hızını ve ritim bozukluğu riskini artırabileceği belirtiliyor. Bu nedenle özellikle sıcak havalarda tüketimin sınırlandırılması öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>9</strong>. <strong>Doğru kıyafet seçin: </strong>Vücudun ısı kaybını kolaylaştırmak için açık renkli, bol ve hava geçirgenliği yüksek pamuklu veya keten kıyafetlerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor.</p>

<p><strong>10. Tansiyonunuzu düzenli ölçün:</strong> Yaz aylarında 'kendimi iyi hissediyorum' diyerek ölçümlerin ve doktor kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Gürbüz, tansiyonda inatçı düşüklük veya yüksekliğin görülmesi halinde hekime başvurulması gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-hipertansiyon-hastalarina-10-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/08/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-hipertansiyon-hastalarina-10-kritik-uyari.webp" type="image/jpeg" length="23272"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğun diş sağlığı sadece fırçalamaktan ibaret değil]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/cocugun-dis-sagligi-sadece-fircalamaktan-ibaret-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/cocugun-dis-sagligi-sadece-fircalamaktan-ibaret-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda ağız ve diş sağlığının temelleri süt dişlerinin çıkmasıyla atılıyor. Uzmanlar; düzenli diş fırçalamanın yanı sıra beslenme, ekran kullanımı, duruş bozuklukları ve ağızdan nefes alma alışkanlığının da çene ve diş gelişimi üzerinde etkili olduğuna dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda diş fırçalama alışkanlığının erken yaşta kazandırılması, ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilecek ağız ve diş sağlığı problemlerinin önlenmesinde önemli rol oynuyor. Uzmanlara göre ilk süt dişlerinin çıkmaya başladığı 6-12 aylık dönemden itibaren ağız hijyeni bir rutin haline getirilmeli.</p>

<p>Yaklaşık 2,5-3 yaşlarında tamamlanan 20 süt dişinin düzenli temizlenmemesi, çürük ve enfeksiyon riskini artırabiliyor. 'Nasıl olsa değişecek' düşüncesinin yanlış olduğuna dikkat çeken uzmanlar, süt dişlerinin sağlıklı olmasının çocuğun beslenmesi, konuşması, çene gelişimi ve ileride çıkacak daimi dişlerin doğru şekilde sürmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor.</p>

<p><strong>DİŞ FIRÇALAMAYI ZORUNLULUK DEĞİL, RUTİN HALİNE GETİRİN</strong></p>

<p>Çocukların alışkanlık kazanmasında ebeveynlerin rolü büyük. Özellikle küçük yaşlarda anne ve babalarını örnek alan çocukların, diş fırçalamayı ailece gerçekleştirilen keyifli bir rutine dönüştürmeleri öneriliyor.</p>

<p>Diş fırçalamanın ceza veya zorunluluk şeklinde sunulmaması gerektiğini belirten uzmanlar, daimi dişlerin tamamlanmasına kadar fırçalama sürecinin ebeveyn kontrolünde yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Diş macunu miktarının da yaşa göre ayarlanması gerekiyor. 3 yaşına kadar pirinç tanesi, 3-6 yaş arasında ise bezelye tanesi büyüklüğünde diş macunu kullanılması öneriliyor. Dişlerin günde iki kez doğru teknikle fırçalanmasının yanı sıra düzenli diş hekimi kontrollerinin de ihmal edilmemesi gerekiyor.</p>

<p><strong>PROBİYOTİKLER DESTEK OLABİLİR AMA DİŞ FIRÇALAMANIN YERİNİ TUTMAZ</strong></p>

<p>Güncel araştırmalar, belirli probiyotik suşlarının çürüğe neden olan bazı bakterilerin seviyesini azaltabileceğine işaret ediyor. Probiyotiklerin tükürük akışı, pH dengesi ve tamponlama kapasitesi üzerinde olumlu etkileri olabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Ancak uzmanlar, probiyotiklerin düzenli diş fırçalamanın alternatifi olmadığının altını çiziyor. Sağlıklı ağız için temel yaklaşımın doğru fırçalama, dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleri olduğu vurgulanıyor.</p>

<p><strong>EKRAN KARŞISINDA YEMEK ÇÜRÜK RİSKİNİ ARTIRABİLİR</strong></p>

<p>Tablet ve telefonların çocukların günlük yaşamında daha fazla yer alması, ağız ve diş sağlığı açısından da yeni riskleri beraberinde getiriyor. Ekran karşısında yemek yiyen çocukların yiyecekleri ağızlarında daha uzun süre bekletebildiğine dikkat çekiliyor. Özellikle şeker ve karbonhidrat içeren gıdaların ağızda uzun süre kalması çürük riskini artırabiliyor. Ekran karşısında yemeğe odaklanılmaması, ağız açık yemek yeme gibi alışkanlıkların gelişmesine de neden olabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YANLIŞ DURUŞ ÇENE GELİŞİMİNİ ETKİLEYEBİLİR</strong></p>

<p>Uzun süre tablet veya telefon kullanan çocuklarda cihazın göz hizasının altında tutulması, başın sürekli öne eğilmesine yol açabiliyor. Uzmanlar, uzun süreli yanlış duruşun boyun postürü, solunum fonksiyonları ve çene gelişimi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Diş sıkma, travmalar ve postür bozuklukları çene eklemi sorunlarının nedenleri arasında gösterilirken; çene hareketlerinde kısıtlılık, çiğneme sırasında zorlanma veya eklemden ses gelmesi gibi belirtilerin dikkate alınması gerekiyor.</p>

<p><strong>AĞIZDAN NEFES ALMAYA DİKKAT</strong></p>

<p>Uzun süreli ekran kullanımıyla birlikte bazı çocuklarda ağızdan nefes alma alışkanlığının da görülebileceği belirtiliyor. Ağızdan nefes alma, dilin doğru pozisyonda bulunmasını engelleyerek üst çene gelişimini etkileyebiliyor. Erken fark edilmeyen bu durumların ilerleyen dönemlerde çene darlıkları, kapanış bozuklukları ve yüz gelişimiyle ilgili sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Uzmanlar, ebeveynlere çocuklarının yalnızca dişlerini değil; nefes alma biçimini, duruşunu, beslenme ve ekran alışkanlıklarını da takip etmelerini öneriyor. Erken yaşta kazanılan doğru ağız bakım alışkanlıklarının ise çocukların yaşam boyu ağız ve diş sağlığını korumada en önemli adımlardan biri olduğu belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/cocugun-dis-sagligi-sadece-fircalamaktan-ibaret-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 00:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/08/cocugun-dis-sagligi-sadece-fircalamaktan-ibaret-degil.webp" type="image/jpeg" length="84643"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sosyal medyada ünlü hayranlığına dikkat]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/sosyal-medyada-unlu-hayranligina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/sosyal-medyada-unlu-hayranligina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medya, ünlülerin günlük yaşamlarına daha kolay erişim sağlanmasıyla hayranlar ve tanınmış kişiler arasındaki yakınlık algısını güçlendirebiliyor. Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, tek taraflı bu bağın aşırıya kaçması halinde sosyal yaşamdan uzaklaşma ve günlük düzenin bozulması gibi sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya platformlarında ünlülerin günlük yaşamlarına ilişkin paylaşımların artması, takipçiler ile tanınmış kişiler arasında gerçekte var olmayan bir yakınlık hissinin oluşmasına neden olabiliyor. Kullanıcıların, sürekli takip ettikleri ünlüleri gerçekten tanıyormuş gibi hissetmesi, zamanla duygusal yatırımlarını tek bir kişiye yönlendirmeleriyle sonuçlanabiliyor.</p>

<p>Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, bu tür tek taraflı ilişkilerin giderek güçlenmesi halinde kişinin gerçek sosyal ilişkilerini ihmal edebileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>'KİŞİ, TAKİP ETTİĞİ ÜNLÜYÜ GERÇEKTEN TANIYORMUŞ GİBİ HİSSEDEBİLİYOR'</strong></p>

<p>Sosyal medyanın ünlülerle kurulan yakınlık algısını güçlendirdiğini belirten Unutmaz, kullanıcıların takip ettikleri kişileri gerçek yaşamda tanıyormuş gibi hissedebildiğini söyledi.</p>

<p>Unutmaz, 'Bu bağın giderek güçlenmesiyle kişinin gerçek ilişkilerini ihmal etmesi, sosyal yaşamdan uzaklaşması, zamanının önemli bir bölümünü bu kişiyi takip ederek geçirmesi ya da günlük düzeninin bozulması mümkün' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu tür değişimlerin, uzmanlar tarafından 'Ünlü Hayranlığı Sendromu' kapsamında dikkat edilmesi gereken işaretler arasında değerlendirilebileceğini ifade eden Unutmaz, özellikle hayranlığın kişinin günlük yaşamını ve ilişkilerini etkilemeye başlamasının önemli bir uyarı işareti olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>GENÇLER İÇİN AİLELERE 'YASAKLAMAYIN, KONUŞUN' ÖNERİSİ</strong></p>

<p>Özellikle gençlerin dijital dünyada psikolojik sınırlarını koruyabilmesi açısından ailelerin yaklaşımının büyük önem taşıdığını belirten Unutmaz, yasaklayıcı ve yargılayıcı tutumların yerine açık iletişimin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.VUnutmaz, 'Gençlerin takip ettikleri içerikleri anlamaya çalışan ve onlarla açık iletişim kuran bir yaklaşım benimsenmesi önemli' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gençlerin sosyal medyada karşılaştıkları içerikleri sorgulayabilmelerinin önemine dikkat çeken Unutmaz, dijital okuryazarlığın desteklenmesi gerektiğini belirtti. Sosyal medyada görülen içeriklerin gerçek yaşamın tamamını yansıtmayabileceğinin gençlere anlatılması gerektiğini ifade eden Unutmaz; eleştirel düşünme becerisinin geliştirilmesi ve ekran süresine dengeli sınırlar getirilmesinin sağlıklı dijital alışkanlıkların oluşmasına katkı sağlayacağını kaydetti. Ünlülerle kurulan tek taraflı bağların sağlıklı sınırlar içerisinde tutulabilmesi için gençlerin gerçek sosyal ilişkilerinin de desteklenmesi gerektiğini belirten Unutmaz, aile içi iletişimin güçlendirilmesi ve gençlerin farklı ilgi alanlarına yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/sosyal-medyada-unlu-hayranligina-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/08/sosyal-medyada-unlu-hayranligina-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="36444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrekleri sessizce tehdit eden üç hastalık]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/bobrekleri-sessizce-tehdit-eden-uc-hastalik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/bobrekleri-sessizce-tehdit-eden-uc-hastalik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Böbrek taşları, böbrek tümörleri ve alt idrar yolu tıkanıklıkları uzun süre belirti vermeden ilerleyerek kalıcı böbrek hasarına neden olabiliyor. Üroloji Uzmanı Op. Dr. Adil Güçal Güçlü, erken tanı ve kişiye özel tedavinin böbrek fonksiyonlarının korunmasındaki önemine dikkat çekerek, özellikle idrar yapma alışkanlıklarındaki değişikliklerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vücudun atık maddelerden arındırılmasında hayati rol üstlenen böbrekler, yalnızca kanı süzen organlar olarak görev yapmıyor. Su, tuz ve mineral dengesinin korunmasından tansiyonun düzenlenmesine, alyuvar üretiminin desteklenmesinden D vitamininin aktif hale getirilmesine kadar birçok yaşamsal işlevi bulunan böbrekler, bazı ürolojik hastalıklar nedeniyle zamanla işlevlerini kaybedebiliyor.</p>

<p>Üroloji Uzmanı Op. Dr. Adil Güçal Güçlü, böbreklerin süzme işlevini kalıcı olarak bozabilen üç önemli ürolojik soruna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/09/1786081720-op-dr-adil-g-al-g-l-1786273419-913-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>BÖBREK TAŞLARI YÜKSEK BASINCA NEDEN OLABİLİYOR</strong></p>

<p>Böbreklerde oluşan taşların idrarı mesaneye taşıyan kanallara düşmesi, idrar akışını engelleyebiliyor. İdrarın böbrekte birikmesiyle oluşan yüksek basınç, zaman içerisinde böbrek dokusuna zarar vererek kalıcı fonksiyon kaybına yol açabiliyor. 'Hidronefroz' olarak adlandırılan bu durumda biriken idrar, ciddi enfeksiyonların gelişmesi için de uygun ortam oluşturabiliyor. Tedavi edilmeyen enfeksiyonların kana karışması ise hayati risk oluşturabiliyor.</p>

<p>Böbrek taşı riskinin azaltılmasında yeterli su tüketimi, tuz kullanımının sınırlandırılması ve düzenli sağlık kontrolleri önem taşıyor. Taş oluşması durumunda ise günümüzde kapalı cerrahi yöntemler, lazer teknolojileri ve dışarıdan uygulanan ses dalgalarıyla tedavi seçenekleri bulunuyor.</p>

<p><strong>BÖBREK TÜMÖRLERİ BELİRTİ VERMEDEN İLERLEYEBİLİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böbrek tümörlerinin erken evrede çoğu zaman ağrı, kanama veya başka belirgin bir şikâyete yol açmadığına dikkat çeken Güçlü, bu nedenle hastalığın sıklıkla farklı nedenlerle gerçekleştirilen ultrasonografi veya tomografi sırasında tesadüfen tespit edildiğini belirtti. İleri yaş, sigara kullanımı, hipertansiyon ve obezite böbrek tümörleri açısından önemli risk faktörleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Erken tanının böbreğin korunması açısından da önem taşıdığını belirten Güçlü, geçmişte tümör saptandığında böbreğin tamamının alınmasının daha sık uygulandığını, günümüzde ise nefron koruyucu cerrahi sayesinde yalnızca tümörlü dokunun çıkarılarak sağlıklı böbrek dokusunun korunabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>PROSTAT BÜYÜMESİ BÖBREKLERİ DE ETKİLEYEBİLİR</strong></p>

<p>Böbrek sağlığını tehdit eden bir diğer önemli sorun ise alt idrar yollarındaki tıkanıklıklar. Özellikle yaş ilerledikçe erkeklerde sık görülen iyi huylu prostat büyümesi ve idrar kanalı darlıkları, mesanenin tam olarak boşalmasını engelleyebiliyor. Mesanede biriken idrarın oluşturduğu yüksek basınç zaman içerisinde böbreklere kadar ulaşabiliyor. Erken dönemde tedavi edilmeyen prostat ve mesane kaynaklı sorunlar, uzun vadede böbrek fonksiyonlarının bozulmasına, bazı hastalarda ise diyaliz gerektirebilecek son dönem böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle idrar yapma alışkanlıklarında meydana gelen değişikliklerin göz ardı edilmemesi gerekiyor.</p>

<p><strong>BU BELİRTİLER VARSA ÜROLOJİYE BAŞVURUN</strong></p>

<p>Uzmanlar, böbreklerin verdiği uyarıların zamanında fark edilmesinin önemine dikkat çekiyor. İdrarda gözle görülür kanama, aniden başlayan şiddetli yan ağrısı, sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları veya idrar yaparken zorlanma gibi belirtilerin ortaya çıkması halinde üroloji uzmanına başvurulması öneriliyor.</p>

<p>Herhangi bir şikâyet bulunmasa bile özellikle 50 yaş ve üzerindeki erkeklerin düzenli üroloji kontrollerini aksatmaması gerektiği belirtiliyor. Yıllık ürolojik değerlendirme ve gerekli durumlarda ultrasonografi ile böbrek, prostat ve idrar yollarını ilgilendiren birçok hastalık erken evrede tespit edilebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/bobrekleri-sessizce-tehdit-eden-uc-hastalik</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/08/bobrekleri-sessizce-tehdit-eden-uc-hastalik.webp" type="image/jpeg" length="81501"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilinçsiz antibiyotik kullanımı tedaviyi zorlaştırıyor]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sarhan Sakarya, gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımının mikroorganizmaların direnç kazanmasına yol açarak gelecekte basit enfeksiyonların bile tedavisini zorlaştırabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sarhan Sakarya, antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımına karşı uyarılarda bulundu. Sakarya, doktor kontrolü dışında kullanılan antibiyotiklerin hastalara faydadan çok zarar verebileceğine dikkat çekti. Mikroorganizmaların güçlü bir adaptasyon yeteneğine sahip olduğunu belirten Sakarya, yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımının bu canlıların ilaçlara karşı direnç geliştirmesine neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Antibiyotik direncinin modern tıbbın karşı karşıya olduğu en önemli tehditlerden biri olduğunu vurgulayan Sakarya, "Yanlış ve gereksiz kullanım, mikroorganizmaların bu ilaçlara karşı direnç kazanmasına ve gelecekte basit enfeksiyonların bile tedavi edilemez hale gelmesine neden olabilir" dedi.</p>

<p><img height="475" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/03/prof-dr-sarhan-sakarya-102029321-1785769153-950-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>İlk antibiyotiklerin tıbbi kullanıma girmesinden bu yana birçok ilaca karşı direnç geliştiğini aktaran Prof. Dr. Sakarya, yeni antibiyotiklerin geliştirilmesinin de artan direnç mekanizmaları nedeniyle giderek zorlaştığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dirençli mikroorganizmaların gen aktarımı yoluyla diğer mikroorganizmalara da bu özelliği taşıyabildiğini belirten Prof. Dr. Sakarya, tedavi seçeneklerinin korunması için antibiyotiklerin yalnızca uzman hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini ifade etti. Sakarya, vatandaşlara antibiyotikleri gereksiz yere kullanmamaları çağrısında bulunarak, "Mikroorganizmaları dirençli hale getirmeyelim. Gelecekteki tedavilerimizi korumak için antibiyotikleri yalnızca hekim kontrolünde kullanalım" uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 00:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/08/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor-1785769198-121-large-1.webp" type="image/jpeg" length="54358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında demans riski artıyor]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Bu sayının nüfusun yaşlanmasıyla birlikte hızla artması ve 2050’ye kadar 139 milyona ulaşması bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demans, yalnızca unutkanlıkla sınırlı değil; bireyin hafıza, dikkat, dil, karar verme ve günlük yaşam becerilerini etkileyerek bağımsızlığını kaybetmesine yol açan klinik bir sendrom. Bu etkileriyle de hastaların ve bakımını üstlenen kişilerin yaşam kalitelerini ciddi şekilde düşürebiliyor. En yaygın nedeni Alzheimer olan demansta ilerleyen yaş, genetik yatkınlık ve aile öyküsü gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin yanı sıra yaşam tarzıyla ilişkili değiştirilebilir etkenler de önemli rol oynuyor.</p>

<p><strong>Acıbadem International Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu,</strong> yaz aylarında yaşam alışkanlıklarındaki bazı hataların demans riskini artırabileceği uyarısında bulunarak, “Yaz mevsiminde demans riskini artıran en önemli iki etken vücudun susuz kalması ve tansiyon dalgalanmalarıdır. Bu nedenle susama hissini beklemeden bol su tüketilmesi ve yüksek tansiyon hastalarının kan basıncını düzenli olarak kontrol etmeleri son derece önemlidir” diyor. <strong>Dr. Fikri Halaçoğlu, </strong>aslında değiştirilebilir risk faktörlerinin yaşam boyunca hedeflenmesiyle demans vakalarının yaklaşık yüzde 40’a varan oranda önlenebilir veya geciktirilebilir olabileceğine dikkat çekiyor. <strong>Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, </strong>yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>SUSUZ KALMAK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında sık tekrarlayan veya ciddi düzeydeki susuzluğun özellikle ileri yaştaki kişilerde demans açısından önemli bir risk oluşturduğunu vurguluyor. Dr. Fikri Halaçoğlu, “Vücudun susuz kalması; idrar yolu enfeksiyonu, elektrolit bozukluğu, uyku bölünmesi ve tansiyon düzensizliği aracılığıyla zihinsel performansı hızla bozabilir. Bu durum doğrudan kalıcı demansa yol açmaktan çok, mevcut bilişsel kırılganlığı görünür hale getirebilir, deliryumu tetikleyebilir ve damar sağlığını olumsuz etkileyerek uzun vadede beyin rezervini azaltabilir. Bunların sonucunda başta damarsal (vasküler) demans olmak üzere Alzheimer tip demans riskinin de artmasına yol açabilir” diyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<p>Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 – 16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkmayın. Susamayı beklemeden düzenli olarak su tüketin.Koyu idrar, ateş ve ani dalgınlık gibi sorunlarda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 02:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor-1785318156-213-large.webp" type="image/jpeg" length="40355"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikolog olmak için diploma yetmez]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üniversite tercih dönemi yaklaşırken psikoloji bölümü yine en fazla ilgi gören alanlardan biri olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ancak, psikolog olma sürecinin yalnızca üniversiteye yerleşmek ve mezuniyetle sınırlı olmadığı, mesleğin uzun yıllar süren eğitim, uygulama ve sürekli gelişim gerektirdiği göz ardı ediliyor.  Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktör Yardımcısı, Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, psikoloji bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların, karar vermeden önce mesleğin tüm yönlerini yakından tanımaları gerektiğini  vurguluyor.</p>

<p>Son yıllarda psikoloji bölümü, üniversite adaylarının en fazla ilgi gösterdiği bölümler arasında bulunuyor. İnsan davranışını anlamaya yönelik merakın artması, ruh sağlığı konusunda toplumsal farkındalığın yükselmesi ve psikoloji içeriklerinin dijital platformlarda daha görünür hale gelmesi, bu bölüme olan ilgiyi artıran etkenler arasında gösteriliyor.</p>

<p><strong>'Psikoloji okumak ile Psikolog olmak aynı şey değil'</strong></p>

<p>Psikoloji bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların mesleğin gerektirdiği sorumlulukları da göz önünde bulundurması gerektiğini belirten Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktör Yardımcısı, Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, 'Diploma bu yolculuğun sonu değil, asıl başlangıcıdır' diyor. Dr. Pelin Taş; 'Psikolog olmak yalnızca bir üniversite diploması almak anlamına gelmiyor. Psikoloji alanında eğitimini tamamlayan mezunlar için asıl mesleki gelişim süreci üniversite sonrasında başlıyor. Klinik uygulamalar, süpervizyonlar, mesleki eğitimler ve bilimsel gelişmeleri takip etmeyi kapsayan bu süreç, psikologların kariyerleri boyunca devam eden bir öğrenme yolculuğunu da gerektiriyor.'</p>

<p><strong>'Meslekte rekabet artıyor'</strong></p>

<p>Kontenjan ve buna paralel mezun sayılarının hızla arttığına dikkat çeken Dr. Pelin Taş, tüm bu etkenler nedeniyle meslekte rekabetin de aynı ölçüde arttığının altını çiziyor: 'Bugün yalnızca psikoloji diplomasına sahip olmak, birçok çalışma alanında tek başına yeterli olmayabiliyor. Klinik deneyim, uygulama becerisi, etik yaklaşım, bilimsel altyapı ve nitelikli mesleki eğitimler artık psikologların en önemli fark yaratan özellikleri arasında yer alıyor. Mezuniyet sonrasında kendine yatırım yapan, bilimsel gelişmeleri takip eden ve sürekli öğrenmeye açık olan psikologlar meslek hayatında daha güçlü bir konuma geliyor. Bu nedenle tercih sürecine giden yolda tüm bu detayların bilinmesi ve ona göre yol alınması önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktör Yardımcısı, Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, psikoloji bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların üniversite seçimlerini yaparken yalnızca bölüme yerleşmeyi değil, mezuniyet sonrasında yıllarca devam edecek eğitim ve gelişim sürecini de hesaba katmaları gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>'Meslek olarak psikolog olmak yalnızca insanları dinlemekten ibaret değildir. Psikolog olmak bilimsel bilgiye dayalı çalışmayı, etik ilkelere bağlı kalmayı, kendini sürekli geliştirmeyi ve yaşam boyu öğrenmeyi gerektiren bir meslektir. Bu nedenle psikoloji bölümünü tercih edecek adayların yalnızca mesleğin ilgi çekici yönlerini değil; beraberinde getirdiği emek, sabır ve sürekli gelişim sorumluluğunu da değerlendirmeleri gerekir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 00:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez.webp" type="image/jpeg" length="37074"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GLP-1 ilaçları pankreas kanseri riskini azaltabilir... Uzmandan 'umut verici ama erken' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ASCO GI 2026'da sunulan yaklaşık 95 bin kronik pankreatit hastasını kapsayan araştırmada, GLP-1 kullanan bireylerde pankreas kanseri gelişme riskinin yaklaşık yüzde 50 daha düşük olduğu bildirildi. Uzmanlar ise bulguların umut verici olmakla birlikte, henüz tedavi uygulamalarını değiştirecek düzeyde olmadığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, ASCO GI 2026 Kongresi'nde paylaşılan yeni araştırma sonuçlarının, GLP-1 grubu ilaçların pankreas kanseri riskini azaltabileceğine işaret ettiğini söyledi.</p>

<p>Yaklaşık 95 bin kronik pankreatit hastasının değerlendirildiği çalışmada, GLP-1 kullanan bireylerde pankreas kanseri gelişme riskinin kullanmayanlara göre yaklaşık yüzde 50 daha düşük bulunduğunu belirten Yıldırım, pankreas kanserinin halen en ölümcül kanser türlerinden biri olduğunu hatırlattı.</p>

<p>Ancak araştırmanın retrospektif, yani geçmiş hasta kayıtlarının incelendiği gözlemsel bir çalışma olduğunun altını çizen Yıldırım, 'Bu nedenle GLP-1 ilaçlarının pankreas kanserini doğrudan önlediğini söylemek için henüz erken. Bulgular umut verici olsa da klinik uygulamayı değiştirecek düzeyde değil' dedi.</p>

<p><strong>RİSK YÜKSEK OLAN HASTALARDA DİKKAT ÇEKİCİ SONUÇ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Yıldırım, kronik pankreatit ve tip 2 diyabet hastalarının pankreas kanseri açısından yüksek risk grubunda yer aldığını belirterek, araştırmada risk azalmasının özellikle bu gruplarda görülmesinin önemli bir bulgu olduğunu ifade etti. Kronik pankreatitte uzun süreli iltihaplanmanın, tip 2 diyabette ise insülin direnci ve kronik inflamasyonun kanser gelişimine zemin hazırlayabildiğini dile getiren Yıldırım, GLP-1 ilaçlarının bu süreçleri olumlu yönde etkileyebileceğinin değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p><strong>OBEZİTE VE İNFLAMASYON ETKİSİ ARAŞTIRILIYOR</strong></p>

<p>GLP-1 ilaçlarının olası koruyucu etkisinin henüz kesinleşmediğini belirten Yıldırım, araştırmacıların özellikle obezitenin azaltılması, insülin direncinin düzeltilmesi ve kronik inflamasyonun baskılanması üzerinde durduğunu kaydetti. Özellikle kronik inflamasyonun azaltılmasının pankreas kanseri riskinde rol oynayabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>ASCO 2026 Kongresi'nde sunulan diğer analizlerde de GLP-1 agonistlerinin yalnızca pankreas kanseri değil, obeziteyle ilişkili bazı kanser türlerinde metastatik hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceğine ilişkin ön bulguların paylaşıldığını aktaran Yıldırım, bu ilaçların artık sadece diyabet ve obezite tedavisinde değil, kanser biyolojisi açısından da yakından incelendiğini söyledi.</p>

<p>Mevcut kanıtların büyük bölümünün gözlemsel çalışmalardan elde edildiğini hatırlatan Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, farklı ülkelerde yapılacak uzun süreli, prospektif ve randomize kontrollü çalışmaların sonuçlarının beklenmesi gerektiğini vurguladı. Bugün için pankreas kanserinden korunmanın en etkili yolunun sigarayı bırakmak, sağlıklı kiloyu korumak, diyabeti kontrol altında tutmak ve kronik pankreatit gibi hastalıkların düzenli takibini yaptırmak olduğunu belirten Yıldırım, ailesinde pankreas kanseri öyküsü bulunan veya genetik risk taşıyan kişilerin de uzman merkezlerde değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Yıldırım, 'GLP-1 ilaçları bugün için pankreas kanserinden korunma amacıyla kullanılmamalı. Ancak ilk kez, yaygın kullanılan metabolik bir tedavinin bu ölümcül kanser türünde koruyucu rol oynayabileceğine dair güçlü bilimsel sinyaller görüyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 00:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="64464"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Dijital Obezite' uyarısı! Fazla içerik tüketimi beyni yoruyor]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/dijital-obezite-uyarisi-fazla-icerik-tuketimi-beyni-yoruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/dijital-obezite-uyarisi-fazla-icerik-tuketimi-beyni-yoruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve kısa video içerikleri günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelirken uzmanlar 'dijital obezite' konusunda uyarıyor. İhtiyaçtan fazla dijital içerik tüketimi zamanla dikkat, hafıza ve ödül sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı Dr. Öğr. Üyesi Özgün Arda Kuş, son yıllarda giderek yaygınlaşan 'dijital obezite' kavramına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Dijital obeziteyi, kişinin ihtiyaç duyduğundan çok daha fazla dijital içerik tüketmesi ve bunun günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlaması olarak tanımlayan Kuş, sosyal medya akışında uzun süre vakit geçirilmesi, kısa videolar arasında zamanın fark edilmeden harcanması ve gereksiz bilgi tüketiminin bu durumun en yaygın örnekleri olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>'HER DİJİTAL OBEZİTE BAĞIMLILIK DEĞİLDİR'</strong></p>

<p>Dijital obezite ile dijital bağımlılığın aynı kavramlar olmadığını vurgulayan Kuş, dijital bağımlılıkta kişinin ekran kullanımını kontrol edemediğini ve dijital ortamdan uzak kaldığında kaygı yaşadığını belirtti. Ancak dijital obezitenin de uzun vadede dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, verim kaybı ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sorunlara yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>'ÇOK ŞEY GÖRÜYORUZ AMA AZINI HATIRLIYORUZ'</strong></p>

<p>Sürekli dijital içerik tüketiminin beynin dikkat, hafıza ve ödül sistemini etkilediğini dile getiren Kuş, özellikle kısa video içeriklerinin odaklanma süresini azalttığını söyledi. Yoğun bilgi akışının hafızayı da olumsuz etkilediğini belirten Kuş, insanların çok fazla içerik görmelerine rağmen bunların çok azını hatırlayabildiğine dikkat çekti.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/17/1784278968-zg-n-arda-ku-1-002-1784292694-180-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Dijital obezitenin en yaygın belirtileri arasında sürekli telefonu kontrol etme ihtiyacı, ekran başında planlanandan daha fazla zaman geçirme, uyku düzensizliği ve gerçek yaşam aktivitelerinden uzaklaşmanın yer aldığını kaydeden Kuş, çocuklar, ergenler ve genç yetişkinlerin bu konuda daha büyük risk altında olduğunu söyledi. Dijital tüketimin dengelenebilmesi için ekran süresinin takip edilmesi gerektiğini belirten Kuş, bildirimlerin azaltılması, belirli saatlerin 'ekransız zaman' olarak planlanması ve sosyal medyanın bilinçli kullanılması gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ailelere de önemli görevler düştüğünü vurgulayan Kuş, çocukların söylenenden çok gördüklerini örnek aldığını belirterek, ebeveynlerin ekran kullanımı konusunda rol model olması gerektiğini söyledi. Çocukların spor, sanat ve sosyal etkinliklere yönlendirilmesinin dijital yaşam ile gerçek yaşam arasında sağlıklı denge kurulmasına katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/dijital-obezite-uyarisi-fazla-icerik-tuketimi-beyni-yoruyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 01:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/dijital-obezite-uyarisi-fazla-icerik-tuketimi-beyni-yoruyor.webp" type="image/jpeg" length="49755"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarının gizli astım tehlikeleri... Polen, klor, nem, mangal dumanına karşı dikkat!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, yaz aylarında astımlı çocuklarda şikâyetleri artırabilecek polen, klima kullanımı, nem, yoğun egzersiz, enfeksiyonlar ve kapalı havuz ortamlarına karşı aileleri uyardı. Düzenli tedavi ve çevresel önlemlerle çocukların sağlıklı bir yaz geçirebileceği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yaz aylarında artan sıcaklık, nem ve çevresel faktörler astımlı çocukların solunum yollarını olumsuz etkileyebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, ailelerin bu dönemde astımı tetikleyebilecek etkenlere karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Astımın kontrol altında tutulabilmesi için düzenli doktor takibinin ve tedaviye devam edilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Bari, doktor önerisi olmadan ilaçların bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Astımlı çocukların yaz aylarında da rahatlatıcı ilaçlarını ve inhalerlerini yanlarında bulundurmaları gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>POLENLER ASTIMI TETİKLEYEBİLİYOR</strong></p>

<p>Yaz aylarında en önemli tetikleyicilerden birinin polenler olduğunu belirten Dr. Bari, özellikle alerjik astımı bulunan çocuklarda polenlerin solunum yollarında daralmaya, mukus artışına ve astım belirtilerine yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Polen yoğunluğunun fazla olduğu sabah erken saatlerde pencerelerin kapalı tutulması, dışarı çıkılması gerekiyorsa maske kullanılması ve araçlarda polen filtresi tercih edilmesi önerildi. Yaz sonunda çim biçme gibi faaliyetlerden de kaçınılması gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>YANLIŞ KLİMA KULLANIMI RİSKE YOL AÇABİLİR</strong></p>

<p>Klima kullanımının sıcak havalarda konfor sağladığını ancak yanlış kullanımın astımı tetikleyebileceğini ifade eden Dr. Bari, düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde biriken toz ve küflerin alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini söyledi. Klimanın ortamı aşırı soğutmaması gerektiğini belirten Bari, ideal sıcaklığın yaklaşık 22-24 derece arasında tutulmasını ve filtrelerin düzenli temizlenmesini önerdi.</p>

<p><strong>MANGAL DUMANI, KÜF VE NEMDEN UZAK DURUN</strong></p>

<p>Yaz aylarında tercih edilen piknik alanlarında bulunan mangal dumanı, egzoz gazları, nemli bölgelerdeki küf ve mantarların da astımı tetikleyebileceği uyarısı yapıldı.</p>

<p>Uzmanlar, astımlı çocukların sigara, mangal ve egzoz dumanından uzak tutulmasını, rutubetli ve güneş almayan alanlar yerine kuru ve hava akımı olan bölgelerin tercih edilmesini önerdi.</p>

<p><img height="610" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/12/1783664483-dr-mran-bar-1783864479-387-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Sporun astımlı çocuklar için faydalı olduğunu ancak aşırı yoğun aktivitelerin risk oluşturabileceğini belirten Dr. İmran Bari, yoğun egzersiz sırasında ağızdan solunum yapılmasının bronşlarda kuruluk ve daralmaya neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Sporun sabah erken veya akşam saatlerinde yapılması, egzersiz öncesinde ısınmaya zaman ayrılması ve gerekli ilaçların ihmal edilmemesi gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>VİRÜS VE BAKTERİLERE KARŞI HİJYEN ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Yaz aylarında seyahatler ve kalabalık ortamların enfeksiyon riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Bari, virüs ve bakterilerin astımlı çocuklarda hava yolu hassasiyetini artırarak nefes darlığına yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Ailelere el hijyenine dikkat etmeleri, hasta kişilerle yakın teması azaltmaları, gerekli durumlarda maske kullanmaları ve çocukların aşılarını düzenli yaptırmaları önerildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>NEM ORANI VE KAPALI HAVUZLARA DİKKAT</strong></p>

<p>Yüksek nem oranının astımlı çocuklarda nefes almayı zorlaştırabileceğini belirten uzmanlar, evlerde ideal nem oranının yüzde 40-50 arasında tutulmasını önerdi. Kapalı havuzlarda kullanılan klorun bazı çocuklarda astım atağını tetikleyebileceği belirtilirken, yoğun klor kokusu bulunan, yeterince havalandırılmayan ve kalabalık havuzlardan kaçınılması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Dr. İmran Bari, çevresel faktörlere karşı önlem alındığında ve tedavi düzenli sürdürüldüğünde astımlı çocukların da sağlıklı ve keyifli bir yaz mevsimi geçirebileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 01:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat-1783864583-514-large.webp" type="image/jpeg" length="46722"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
