<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Maraş Haber, Maraş Pusula Haber, Pusula Haber</title>
    <link>https://www.maraspusula.com</link>
    <description>Maraş Haberleri, Kahramanmaraş Haberleri, Son dakika Maraş Haberleri, Son dakika gelişmeler, sıcak haberler ve Maraş'ın nabzını "Maraş Pusula" ile anbean takip edin!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.maraspusula.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2021. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 22 Jun 2026 04:28:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havalar mikropları çoğaltıyor... Havuzlar her zaman masum değil]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarının yalnızca tatil keyfini değil, enfeksiyon riskini de artırdığını belirten uzmanlar, sıcak ve nemli havaların bakterilerin hızla çoğalmasına neden olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte sağlık riski oluşturabilecek durumlar hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Yaz mevsiminin yalnızca insanlar için değil, hastalık yapıcı mikroorganizmalar için de uygun bir yaşam ortamı oluşturduğunu belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Sıcak ve nemli havalar birçok bakteri türünün çoğalmasını hızlandırır.” dedi.</p>

<p>Özellikle Salmonella, E. coli, Campylobacter, Shigella ve bazı Vibrio türlerinin yaz aylarında daha sık görüldüğünü vurgulayan Dr. Mamçu, “İyi pişirilmemiş etler, çiğ tavuk ürünleri, açıkta bekletilen yiyecekler ve hijyenik olmayan su kaynakları enfeksiyonların en önemli bulaş yolları arasında yer alır. Pikniklerde veya açık hava organizasyonlarında saatlerce güneş altında bekleyen yiyecekler de ciddi sağlık riski oluşturur. Sıcak havalarda gıdaların bozulma süresi önemli ölçüde kısalıyor. Güvenli görünen bir yiyecek bile kısa süre içerisinde enfeksiyon kaynağına dönüşebiliyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>YAZIN EN SIK KARŞILAŞILAN SORUNU GIDA ZEHİRLENMELERİ!</strong></p>

<p>Yaz döneminde acil servislere başvuruların önemli bir bölümünü gıda kaynaklı enfeksiyonların oluşturduğuna işaret eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, ateş ve halsizlik gibi belirtilerin hafife alınmaması gerekir.” dedi.</p>

<p>Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde sıvı kaybının çok daha hızlı gelişebildiğine dikkat çeken Dr. Mamçu, “Bazı vakalarda hastaneye yatış ve yoğun tedavi gereksinimi oluşabilir. Mayonez içeren ürünler, tavuk yemekleri, deniz ürünleri, krema bazlı tatlılar ve soğuk zinciri korunmamış gıdalar yaz aylarında ekstra dikkat gerektirir. Tüketicilerin özellikle açıkta satılan yiyeceklere karşı temkinli olması önerilir.” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>SERİNLEMEK İÇİN GİRİLEN SULAR HASTALIK KAYNAĞINA DÖNÜŞEBİLİYOR!</strong></p>

<p>Yaz sıcaklarında serinlemek amacıyla tercih edilen bazı göl, dere ve kontrolsüz su kaynaklarının çeşitli enfeksiyonların bulaşmasına neden olabileceğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kirli sularda çok sayıda virüs, bakteri ve parazit bulunabilir. Norovirüs, Rotavirüs, Adenovirüs, Giardia ve Cryptosporidium gibi etkenler özellikle sindirim sistemi enfeksiyonlarına yol açabilir ve bu mikroorganizmalar ishal, kusma, karın ağrısı ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Sadece bağırsak enfeksiyonları değil, göz ve cilt enfeksiyonları da yaz döneminde artış gösterir. Güvenilir olmayan sularda yüzmek bazı kişilerde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.” dedi.</p>

<p><strong>HAVUZLAR HER ZAMAN MASUM DEĞİL!</strong></p>

<p>Toplumda havuzların denize göre daha güvenli olduğu yönünde yaygın bir algı bulunduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Düzenli dezenfekte edilmeyen havuzlar enfeksiyon açısından önemli riskler taşır.” dedi.</p>

<p>Yetersiz klorlama yapılan havuzlarda kulak enfeksiyonları, göz enfeksiyonları, mantar hastalıkları ve çeşitli bağırsak enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü kaydeden Dr. Mamçu, “Özellikle çocuklar havuz suyunu yutmamalı. Aileler havuz seçiminde işletmenin hijyen uygulamalarını sorgulamalı. Ortak kullanım alanlarında kişisel havlu kullanımı da önemli bir koruyucu önlemdir.” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 01:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil-1781605977-782-large.webp" type="image/jpeg" length="59587"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gece giren krampa dikkat!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/gece-giren-krampa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/gece-giren-krampa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, 'Gece giren kramplar sıradan bir durum olarak görülmemeli.Özellikle kişiyi uykudan uyandıran ve sık tekrarlayan kramplar, dolaşım bozuklukları, sinir sıkışmaları veya metabolik problemlerin belirtisi olabilir' uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır konu hakkında bilgiler verdi.</p>

<p>Bacağınızı aniden kilitleyen, uykudan sıçrayarak uyandıran krampları hafife almayın. Sık tekrarlayan kramplar, sanıldığının aksine yalnızca yorgunluk veya susuzluk değil; bel fıtığından sinir sıkışmasına kadar birçok sağlık sorununun habercisi olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sık tekrarlayan kas krampları yalnızca yorgunluk veya mineral eksikliğinden kaynaklanmayabilir.Bazı önemli sağlık sorunlarının ilk belirtisi olabilir.Kas krampı, kasın istemsiz ve ani şekilde kasılması sonucu ortaya çıkar.Kramp çoğunlukla baldır, ayak ve bacak kaslarında görülür. Birkaç saniye sürebileceği gibi dakikalar boyunca devam ederek kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilir.</p>

<p><strong>Her Krampın Sebebi Magnezyum Eksikliği Değil</strong></p>

<p>Toplumda kramplar genellikle magnezyum eksikliğiyle ilişkilendirilir. Magnezyum eksikliği önemli nedenlerden biri olsa da tek neden değildir. Potasyum ve kalsiyum eksiklikleri, yetersiz sıvı tüketimi, aşırı egzersiz, dolaşım bozuklukları ve sinir sistemi problemleri de kramp oluşumuna yol açabilir.</p>

<p><strong>Bel Fıtığı Krampla Kendini Gösterebilir</strong></p>

<p>Özellikle sık tekrarlayan bacak krampları bazı durumlarda bel kaynaklı sorunlardan kaynaklanabilir.Bel fıtığı veya sinir kökü basısı yaşayan kişilerde sadece ağrı değil, kaslarda istemsiz kasılmalar ve gece krampları da görülebilir. Bu nedenle sürekli aynı bölgede ortaya çıkan kramplar mutlaka değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>Gece Uykudan Uyandırıyorsa Dikkat !</strong></p>

<p>Gece giren kramplar sıradan bir durum olarak görülmemeli.Özellikle kişiyi uykudan uyandıran ve sık tekrarlayan kramplar, dolaşım bozuklukları, sinir sıkışmaları veya metabolik problemlerin belirtisi olabilir. Bu durumda yalnızca ağrıyı geçirmek yeterli değildir, neden araştırılmalıdır.</p>

<p>Kramp sırasında kasın yavaşça gerilmesi, hafif masaj uygulanması ve mümkünse kısa süre yürünmesinin rahatlama sağlayabileceğini belirten Doç. Dr. Ahmet İnanır, düzenli egzersiz, yeterli su tüketimi ve dengeli beslenmenin kramp riskini azaltabileceğini söyledi.</p>

<p>Kramplar sıklaşıyor, şiddetleniyor ya da uyuşma, güç kaybı ve hissizlik gibi belirtilerle birlikte görülüyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Çünkü bazen basit görünen bir kramp, altta yatan önemli bir sağlık sorununun ilk işareti olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/gece-giren-krampa-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 01:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/gece-giren-krampa-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="57630"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cilt kanserine karşı güneşten korunmayı ihmal etmeyin!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, kontrolsüz güneş maruziyetinin cilt kanseri riskini artırdığına dikkat çekerek, özellikle 10.00-16.00 saatleri arasında güneşe çıkılmaması ve güneş koruyucunun günlük rutinin bir parçası haline getirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, cilt sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Uzmanlar, güneşin faydalarının yanı sıra kontrolsüz maruziyetin erken yaşlanmadan cilt kanserine kadar birçok soruna yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, güneş ışınlarının D vitamini sentezi, bağışıklık sistemi ve ruh sağlığı açısından önemli olduğunu ancak gerekli önlemler alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti.</p>

<p>Özellikle açık tenli, açık gözlü ve çilli bireylerin daha büyük risk altında olduğunu vurgulayan Ağırgöl, güneş yanıkları, kızarıklık ve su toplamasının yanı sıra kuruluk, kırışıklık ve cilt lekeleri gibi kalıcı hasarların da görülebildiğini ifade etti. Ağırgöl, eskiden daha çok ileri yaşlarda görülen cilt kanserinin, ozon tabakasındaki incelme nedeniyle günümüzde 30'lu yaşlarda da daha sık ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p><img height="876" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/15/1781506838-dr-enay-a-irg-l-1781516305-465-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>EN RİSKLİ SAATLER: 10.00-16.00</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Şenay Ağırgöl, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı 10.00-16.00 saatleri arasında UV yoğunluğunun en yüksek seviyeye çıktığını belirterek, mümkün olduğunca bu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini kaydetti. Zorunlu durumlarda ise şapka, güneş gözlüğü ve gölge alanların tercih edilmesini önerdi.</p>

<p>Güneş koruyucu kullanımının yalnızca plajda değil, günlük yaşamın her anında sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Ağırgöl, en az SPF 30 koruma faktörlü ürünlerin tercih edilmesini tavsiye etti. Koruyucuların dışarı çıkmadan 15-30 dakika önce uygulanması ve gün içerisinde düzenli olarak yenilenmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>HER 2 SAATTE BİR YENİLENMELİ</strong></p>

<p>Güneş koruyucuların etkisini sürdürebilmesi için yaklaşık her iki saatte bir tekrar uygulanması gerektiğini ifade eden Ağırgöl, terleme, yüzme veya havluyla kurulanma sonrasında ise beklemeden yeniden sürülmesinin önemine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, gölgede bulunmanın ya da havanın bulutlu olmasının güneşten tamamen korunduğu anlamına gelmediğini belirtiyor. Kum, su, beton ve açık renkli yüzeylerin UV ışınlarını yansıtarak cilde ulaşabildiğini söyleyen Ağırgöl, bulutlu havalarda da güneş koruyucu kullanımının sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>ŞAPKA, KIYAFET VE SU TÜKETİMİ ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Geniş kenarlı şapkalar ve uzun kollu, ince kıyafetlerin güneş ışınlarına karşı ek koruma sağladığını belirten Ağırgöl, yaz aylarında yeterli su tüketiminin de cildin nem dengesini koruyarak savunma mekanizmasını güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<p>Güneş koruyucuların etkili olabilmesi için yeterli miktarda uygulanması gerektiğini belirten Ağırgöl, yüz, boyun ve saçlı deri için yaklaşık bir tatlı kaşığı ya da iki parmak kuralının esas alınmasını önerdi. Ense, dudak ve ayak üstü gibi bölgelerin de ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 22:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin.webp" type="image/jpeg" length="38878"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarım ilaçları parkinson riskini artırabilir]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/tarim-ilaclari-parkinson-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/tarim-ilaclari-parkinson-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, Parkinson hastalığındaki artışın yalnızca yaşlanmayla açıklanamayacağını belirterek, tarım ilaçları, çevresel faktörler ve tekrarlayan kafa travmalarının hastalık riskini artırabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nöroloji Uzmanı Sultan Tarlacı, Parkinson hastalığının ortaya çıkışında çevresel etkenlerin rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Parkinson vakalarındaki artışın yaşlı nüfusun artış hızını aştığını belirten Tarlacı, özellikle tarım ilaçlarının hastalığın gelişiminde etkili olabileceğine yönelik bilimsel bulgular bulunduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Parkinson hastalığının genellikle 50-55 yaşlarında ortaya çıktığını ifade eden Tarlacı, uzun yıllardır köylerde yaşayanlar, tarımla uğraşanlar ve kuyu suyu kullanan kişilerde hastalığın daha sık görüldüğünün bilindiğini kaydetti.</p>

<p><strong>'YAŞLANMA TEK BAŞINA AÇIKLAMIYOR'</strong></p>

<p>Parkinson vakalarındaki artışın yalnızca yaşlanmaya bağlanamayacağını vurgulayan Tarlacı, özellikle tarım ilaçlarıyla ilgili araştırmaların dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<p>California'da yürütülen çalışmalarda yaklaşık 21 farklı pestisitin, beyinde dopamin üreten hücrelere zarar verdiğinin gösterildiğini aktaran Tarlacı, bu hücrelerin söz konusu kimyasallara karşı oldukça hassas olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bazı tarım ilaçlarının Parkinson hastalığında rol oynayan beyin bölgeleri üzerinde seçici ve toksik etkiler oluşturduğuna dikkat çeken Tarlacı, bu nedenle konunun bireysel değil toplumsal bir sağlık sorunu olarak ele alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/31/1779456281-sultan-tarlac-1780233200-636-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Bazı uzmanların yaşanan artışı 'Parkinson epidemisi' olarak nitelendirdiğini belirten Tarlacı, tarım ilaçlarının bilinçli ve kontrollü kullanılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Domates başta olmak üzere bazı sebze ve meyvelerin pestisit kalıntılarını bünyelerinde tutabildiğine işaret eden Tarlacı, tarımsal üretimde denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>KUYU SULARI DA RİSK TAŞIYABİLİR</strong></p>

<p>Özellikle 'Paraquat' isimli tarım ilacının toprakta uzun süre kalabildiğini belirten Tarlacı, pestisitlerin yer altı sularına karışmasının da risk oluşturabileceğini söyledi. Geçmişte kuyu suyu kullanan kişilerde Parkinson hastalığının daha sık görülmesinin nedenlerinden birinin bu durum olabileceğini kaydetti.</p>

<p><strong>'BAKLA TEK BAŞINA TEDAVİ DEĞİL'</strong></p>

<p>Toplumda yaygın olarak bilinen 'bakla Parkinson'a iyi gelir' görüşüne de değinen Tarlacı, baklanın içerisinde dopaminle ilişkili bazı maddeler bulunduğunu ancak bunun ilaç tedavisinin yerini tutamayacağını ifade etti. Parkinson tedavisinde kullanılan 125 miligramlık bir L-Dopa kapsülüne eşdeğer etki için yaklaşık 5 kilogram taze bakla tüketilmesi gerektiğini belirten Tarlacı, bu nedenle ilaç tedavisinin çok daha etkili ve uygulanabilir bir yöntem olduğunu söyledi.</p>

<p>Parkinson riskini artıran faktörlerden birinin de tekrarlayan kafa travmaları olduğuna dikkat çeken Tarlacı, özellikle boks gibi spor dallarında alınan darbelerin beyinde zamanla biriken hasarlara yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>Bu tür mikrotravmaların Parkinson hastalığının yanı sıra bazı bunama türlerinin de daha erken ortaya çıkmasına katkıda bulunabileceğini ifade eden Tarlacı, efsanevi boksör Muhammad Ali'nin bu durumun en bilinen örneklerinden biri olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>PARKİNSON TİTREMESİ NASIL AYIRT EDİLİR?</strong></p>

<p>Parkinson hastalığının en belirgin belirtilerinden biri olan titremenin özelliklerine de değinen Tarlacı, Parkinson titremesinin genellikle istirahat hâlinde ortaya çıktığını anlattı. 'Para sayar' tarzında tanımlanan Parkinson titremesinin, kişi hareket etmeye başladığında çoğu zaman azaldığını veya kaybolduğunu belirten Tarlacı, buna karşılık esansiyel tremorun ise özellikle bir nesneye uzanırken veya kullanım sırasında arttığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/tarim-ilaclari-parkinson-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/tarim-ilaclari-parkinson-riskini-artirabilir.webp" type="image/jpeg" length="29836"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de öz bakım bilinci yetersiz! Eczacılar güvenin anahtarı]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haleon ve Ipsos Türkiye iş birliğiyle hazırlanan Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması, bireylerin öz bakım farkındalığının sınırlı olduğunu ve acil servislerin 'hızlı çözüm noktası' olarak görülmesinin sağlık sistemine yük getirdiğini ortaya koydu. Araştırma, eczacıların tüketiciler için kritik bir danışmanlık rolü üstlendiğini de gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tüketici sağlığı alanında dünya lideri Haleon, Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması sonuçlarını açıkladı. Araştırma, bireylerin öz bakım farkındalığının sınırlı olduğunu ve çoğunlukla yorgunluk veya rahatsızlık hissettiklerinde küçük tepkisel adımlar attıklarını ortaya koydu.</p>

<p>Öz bakımın en temel eylemleri arasında ağız ve diş bakımı, cilt bakımı ve psikolojik iyi hâli koruma yer alıyor. Son bir ayda en sık yapılan davranış ise günlük su tüketimine dikkat etmek oldu. Bunun yanı sıra dengeli beslenme, yürüyüş ve gıda takviyesi kullanımı öne çıktı. Ortalama uyku süresi 7 saat olarak ölçüldü. Araştırma, toplumun yüzde 50'sinin semptom ne olursa olsun doğrudan acil servise başvurabileceğini ortaya koydu. Bu yaklaşım, sağlık sistemi üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor.</p>

<p>Sağlık konularında en çok güvenilen kaynaklar doktorlar (yüzde 84) ve eczacılar (yüzde 79) olurken, sosyal medya ve fenomenler düşük güvenle öne çıkıyor. Tüketicilerin yüzde 57'si internette sağlık bilgisi aradığında eczacısına danışıyor. Eczaneler, yüzde 61 oranıyla danışmanlık kalitesi temel alınarak tercih ediliyor ve reçetesiz ürün seçiminde belirleyici rol oynuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/09/1780999669-haleon-ozbakimharitasi-2-1781011187-595-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Son bir yılda en sık görülen rahatsızlıklar soğuk algınlığı, kas/eklem ağrıları ve baş ağrısı/migren olarak belirlendi. Ağrı kesiciler en sık kullanılan ürünler olurken, soğuk algınlığı ilaçları 'kriz' ürünleri olarak öne çıktı.</p>

<p>Takviyeler alanında tüketicilerin yüzde 52'si günlük enerji ve zindeliklerini desteklemek için vitamin ve minerallere başvuruyor. En çok tercih edilen içerikler D vitamini, B12, C vitamini ve magnezyum oldu. Pandemi sonrası dönemde gıda takviyelerine talep yüzde 90 seviyesine ulaştı, temel vitamin ve minerallerin satın alınmasında yüzde 64 artış gözlendi. Geleneksel ev çözümleri de korunma ve filtreleme amacıyla kullanılmaya devam ediyor.</p>

<p>Araştırma, toplumun sağlık farkındalığı ile davranışları arasında ciddi bir uçurum olduğunu ortaya koydu. Örneğin, toplumun yüzde 44'ü yüksek stres seviyesini 'normal' olarak görürken, ruhsal sağlık konusunda profesyonel destek alanlar sadece yüzde 26 oldu. Kilo problemi kadınlar için sosyal bir yargılanma, erkekler için fiziksel işlevsellik meselesi olarak algılanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 22:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari.webp" type="image/jpeg" length="59019"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mutluluk bağırsaklarda mı?]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu'nda, sağlıklı yaşama katkıda bulunmak amacıyla 'Sindirim Sistemi Gerçekten 2'nci Beynimiz mi? Mutluluk Bağırsaklarda mı?' başlıklı bir seminer düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Baş'ın konuşmacı olarak yer aldığı seminer, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.</p>

<p>Doç. Dr. Baş, sindirim sistemi ile genel sağlık arasındaki ilişkiyi ele aldığı seminerde katılımcılarla güncel bilgileri paylaştı.</p>

<p>Seminerde bağırsak sağlığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Bilge Baş, şişkinlik, gaz, kabızlık ve ishal gibi sorunların bağırsak florasındaki bozulmaların habercisi olabileceğini belirtti. Bağırsakların bağışıklık sisteminde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Baş, sık hastalanma ve kronik yorgunluk gibi durumların da bağırsak sağlığıyla ilişkili olabileceğini paylaştı.</p>

<p>Sağlıklı bir bağırsak yapısının korunmasında beslenme çeşitliliğinin önemine değinen Baş, her farklı mikroorganizmanın farklı gıdalarla beslendiğini, bu nedenle tek tip beslenmenin bağırsaklardaki yararlı mikroorganizmaların çeşitliliğini azaltabileceğini söyledi. Mevsimsel gıdaların tüketilmesinin önemine de dikkat çeken Baş, fiziksel aktivite ve stres yönetiminin bağırsak sağlığını desteklediğini, gereksiz antibiyotik kullanımının ise yararlı bakterilere zarar verebildiğini ifade etti.</p>

<p>Seminerde ayrıca 'beyin sisi' olarak adlandırılan zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü ve unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösteren durumun da ele alındığı belirtildi. Katılımcılara bağırsak sağlığını korumaya yönelik öneriler sunulurken, insan vücudundaki yararlı bakterilerin desteklenmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Bağırsak ve beyin arasındaki güçlü iletişimin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de paylaşan Doç. Dr. Baş, bağırsak florasınınruh hali, stres yönetimi ve genel yaşam kalitesi üzerindeki rolüne değindi. Baş, sağlıklı beslenmenin fiziksel olduğu kadar zihinsel sağlık açısından da önem taşıdığının altını çizdi.</p>

<p>Katılımcılar seminer sonunda sindirim sistemi hastalıkları, bağırsak sağlığını korumanın yolları ve günlük yaşamda uygulanabilecek beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi alma fırsatı bulurken, seminer soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/mutluluk-bagirsaklarda-mi.webp" type="image/jpeg" length="74134"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite ve tütün kullanımı artıyor, fiziksel aktivite düşüşte!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK'in açıkladığı 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre obezite oranı artarken, her gün tütün kullananların oranı da yükseldi. Fiziksel aktivite düzeyinin ise oldukça düşük olduğu ve büyük bir kesimin önerilen seviyede egzersiz yapmadığı görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları, toplum sağlığına ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Söz konusu veriler toplumda obezite, hareketsizlik ve tütün kullanımının önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini gösterdi.</p>

<p>Buna göre, boy ve kilo değerleri üzerinden hesaplanan vücut kütle indeksi sonuçlarında 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı 2022 yılında yüzde 20,2 iken 2025 yılında yüzde 21,8'e yükseldi. Cinsiyet bazında incelendiğinde 2025 yılında kadınların yüzde 24,8'inin obez, erkeklerin ise yüzde 18,7'sinin obez olduğu belirlendi.</p>

<p><img height="228" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/07/screenshot-2026-06-07-at-18-13-30-turkiye-saglik-arastirmasi-2025-1780845279-639-x750.png" width="750" /></p>

<p>Araştırmada fiziksel aktivite düzeyinin düşük olması dikkat çekti. 15 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 86,6'sının fiziksel aktivite yapmadığı tespit edilirken, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği haftada en az 150 dakika egzersiz yapanların oranı erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda ise yüzde 2,7'de kaldı.</p>

<p>Sağlık verileri ayrıca günlük yaşamda işlevsel zorluklara da işaret etti. Merdiven inip çıkarken zorlananların oranı kadınlarda yüzde 8,3, erkeklerde yüzde 3,7 olarak kaydedildi. Yürüme ve hatırlama gibi alanlarda da kadınların erkeklere kıyasla daha fazla zorluk yaşadığı görüldü.</p>

<p>Çocuklarda ise en sık görülen hastalıkların üst solunum yolu enfeksiyonları olduğu belirlendi. 0-6 yaş grubunda bu oran yüzde 28,5 olurken, 7-14 yaş grubunda yüzde 24,6 ile ilk sırada yer aldı.</p>

<p><img height="547" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/07/screenshot-2026-06-07-at-18-13-58-turkiye-saglik-arastirmasi-2025-1780845273-556-x750.png" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kronik hastalıklarda bel bölgesi problemleri öne çıkarken, 15 yaş ve üzeri bireylerde bu oran yüzde 24,3 olarak hesaplandı. Bunu hipertansiyon (yüzde 16,9), boyun bölgesi problemleri (yüzde 16,7), diyabet (yüzde 11,9) ve yüksek kan yağları (yüzde 10,1) izledi.</p>

<p>Tütün ve alkol kullanımına ilişkin veriler de dikkat çekti. Her gün tütün kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2025 yılında yüzde 30,1'e yükselirken, erkeklerde bu oran yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak kaydedildi. Son 12 ayda alkol kullananların oranı ise yüzde 12,6 oldu.</p>

<p><img height="417" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/07/screenshot-2026-06-07-at-18-14-18-turkiye-saglik-arastirmasi-2025-1780845292-453-x750.png" width="750" /></p>

<p>Koruyucu sağlık hizmetlerine katılımda ise düşük oranlar göze çarptı. 40 yaş ve üzeri kadınlarda son bir yılda mamografi çektirenlerin oranı yüzde 16,7 olurken, kadınların yüzde 59'unun hiç smear testi yaptırmadığı belirlendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte.webp" type="image/jpeg" length="34814"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene ve arı sokmalarına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/kene-ve-ari-sokmalarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/kene-ve-ari-sokmalarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan kene ve arı sokmalarına karşı vatandaşları uyaran Dr. Ayhan Ak, kırsal alanlar, parklar ve piknik bölgelerinde alınacak basit tedbirlerin önemli sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini belirterek, şüpheli durumda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmasını tavsiye etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi hekimlerinden Dr. Ayhan Ak, yaz aylarında artan kene ve arı sokmalarına karşı önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Kenenin tek başına zehirli olmadığını belirten Ak, “Kene, beslendiği hayvan ya da insandan enfekte ve bulaşıcı hastalıkları alarak insanlara taşıyabilir. Bu nedenle özellikle otluk alanlarda ve kırsal bölgelerde dikkatli olunmalıdır” dedi.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/05/dr-ayhan-ak-1780655091-380-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AÇIK RENKLİ KIYAFETLER TERCİH EDİLMELİ</strong></p>

<p>Kene riskine karşı alınabilecek önlemlere değinen Ak, “Piknik, yürüyüş veya kırsal alan ziyaretlerinde açık renkli kıyafetler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorapların içine sokulmalıdır. Beyaz, krem, bej ve açık mavi gibi renkler kenenin daha kolay fark edilmesini sağlar. Eve dönüldüğünde mutlaka vücut kontrolü yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kene tutunmasının ardından kızarıklık, şişlik ve ödem gibi belirtilerin görülebileceğini ifade eden Ak, “Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra kişi yaklaşık 10 gün boyunca kendisini gözlemlemelidir. Vatandaşlarımız paniğe kapılarak keneyi kendileri çıkarmaya çalışmamalı, en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır” dedi.</p>

<p><strong>ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR DAHA DİKKATLİ OLMALI</strong></p>

<p>Özellikle çocukların kene tutunmasını çoğu zaman fark edemeyebileceğini belirten Ak, “Bu nedenle ailelerin açık alanlardan dönen çocuklarını mutlaka kontrol etmeleri gerekiyor. Kene, saç dipleri, kulak arkası, koltuk altı ve bacak bölgelerine tutunabiliyor. Alerjik yapıya sahip bireyler ve yaşlılar biraz daha hassas olmalı. Şüpheli bir durumda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmasını tavsiye ediyoruz” dedi.</p>

<p><strong>ARI SOKMALARI DA RİSK OLUŞTURUYOR</strong></p>

<p>Yaz aylarında sık karşılaşılan bir diğer riskin arı sokmaları olduğunu belirten Ak, “Bal arısı iğnesini bıraktığı için bir cımbız yardımıyla çıkarabiliriz. Bölgeyi sabunlu ılık suyla yıkadıktan sonra soğuk kompres uygulayabiliriz. Özellikle ağız ve dil bölgesindeki şişliklerden çekiniyoruz. Eşek arısı sokmaları daha şiddetli reaksiyonlara neden olabilir. Solunum güçlüğü, yutma problemi veya ağız içerisinde şişlik oluşması halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/kene-ve-ari-sokmalarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 23:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/kene-ve-ari-sokmalarina-dikkat-1780655099-917-large.webp" type="image/jpeg" length="97171"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uykusuzluk modern çağın yaygınlaşan sorunu... Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, horlama ve uyku apnesi gibi burun ve boğaz kaynaklı sorunların kaliteli uykuyu engelleyebileceğini ve ciddi sağlık riskleri doğurabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı ve ekran kullanımının artmasıyla birlikte uyku problemleri giderek yaygınlaşıyor. Ancak uzmanlar, uykusuzluğun yalnızca psikolojik nedenlerle değil, kulak burun boğaz kaynaklı sağlık sorunlarıyla da ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, “Sabah yorgun uyanıyorum, gece sık sık uyanıyorum veya hiç uyumamış gibi hissediyorum” diyen kişilerin mutlaka KBB uzmanına başvurması gerektiğini belirtti. Tatlıpınar, horlama, burun tıkanıklığı, geniz eti, bademcik büyümesi ve uyku sırasında nefes durması gibi durumların uyku kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü ifade etti. Özellikle “uyku apnesi”ne dikkat çeken Tatlıpınar, bu hastalıkta kişinin gece boyunca farkında olmadan defalarca nefessiz kalabildiğini söyledi. Uyku apnesinin; sabah yorgunluğu, gün içinde uyuklama, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık gibi sorunlara yol açabileceğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="945" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/01/1780293702-prof-dr-arzu-tatl-p-nar-1780326246-852-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Burun eğriliği, alerjik tıkanıklık ve damak yapısındaki sorunların hava yolunu daraltarak uyku sırasında nefes almayı zorlaştırabildiği belirtilirken, tedavi edilmeyen uyku apnesinin yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, depresyon ve felç riskini artırabileceği vurgulandı.</p>

<p>Çocuklarda da görülebilen uyku bozukluklarının geniz eti ve bademcik büyümesine bağlı olarak horlama, ağız açık uyuma ve huzursuz uykuya yol açabileceği ifade edildi. Uzmanlar, bu durumun dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü gibi sorunlara neden olabileceğini belirterek aileleri uyardı.</p>

<p><strong>UYKUSUZLUĞA KARŞI 5 ETKİLİ ÖNLEM!</strong></p>

<p>Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar sağlıklı, kaliteli ve yeterli uykunun hem ruhsal hem de fiziksel açıdan son derece önemli olduğunu vurgulayarak, uykusuzluğa karşı 5 etkili önlemi şöyle sıralıyor;</p>

<ul>
 <li>Sabah yorgun uyanıyor, gün içinde uyukluyorsanız mutlaka sağlık kontrolünüzü yaptırın.</li>
 <li>Burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, geniz eti, bademcik ve burun eğriliği şikayetlerini önemseyin ve mutlaka tedavi olun.</li>
 <li>Yatmadan önce telefon, tablet ve televizyon kullanımını azaltın.</li>
 <li>Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmaya özen gösterin.</li>
 <li>Akşam saatlerinde kahve, çay ve ağır yemek tüketiminden kaçının.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/her-uc-yetiskinden-biri-uykusuzluk-yasiyor-1747205029-552-large-1.webp" type="image/jpeg" length="12387"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Süt, sağlıklı büyümenin en doğal destekçisi]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süt, besleyici içeriği ve sağlığa katkısıyla doğumdan itibaren her yaşta tüketilmesi gereken temel gıdalar arasında yer alıyor. Türkiye'nin köklü süt ve süt ürünleri markalarından Teksüt, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla sütün sağlıklı yaşam açısından önemine dikkat çekti. 70 yıldır güvenle sofralara ulaştırdığı ürünlerle nesillerin gelişimine eşlik ettiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray, sütün yaşamın her döneminde düzenli olarak tüketilmesi gereken en değerli besin kaynaklarından biri olduğunu belirterek 1 Haziran Dünya Süt Günü'nü kutladı. Sağlıklı bir toplumun temelinde dengeli ve yeterli beslenmenin yer aldığını ifade eden Aksaray, 'Süt; protein, kalsiyum, vitamin ve mineraller açısından çok zengin bir besin kaynağı. Çocukların büyüme ve gelişiminden yetişkinlerin sağlıklı yaşamına kadar her yaşta önemli bir role sahip. Fiziksel ve zihinsel gelişimin desteklenmesi için düzenli süt tüketimi büyük önem taşıyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yıl 70'inci kuruluş yılını kutlayan Teksüt'ün, nesillerdir sofralarda yer aldığını vurgulayan Aksaray, '70 yıldır süt ve süt ürünleri alanındaki deneyimimizle tüketicilerimize güvenilir ve kaliteli ürünler sunuyoruz. Sütün bereketini ve doğallığını sofralara taşırken, sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz' diye konuştu.</p>

<p><strong>Süt kültürü nesilden nesile aktarılıyor</strong></p>

<p>Sütün yoğurt, ayran, peynir, kaymak ve tereyağı gibi birçok ürüne dönüşen büyük bir yolculuğa sahip olduğunu belirten Aksaray, 'Anadolu mutfağında süt ve süt ürünleri çok önemli bir yere sahip. Kahvaltıdan ana öğünlere, tatlılardan geleneksel lezzetlere kadar hayatımızın her alanında süt ürünlerini görüyoruz. Bu güçlü kültür, yüzyıllardır nesilden nesile aktarılıyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Günde 2 bardak süt öneriliyor</strong></p>

<p>Karbonhidrat, protein ve yağ içeriğiyle enerji sağlayan süt, özellikle içerdiği kalsiyum sayesinde kemik sağlığının korunmasına katkı sağlıyor. Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için gerekli olan protein, kalsiyum, fosfor ile B2, B6, B1 ve A vitaminleri de süt aracılığıyla alınabiliyor. Uzmanlar, çocukluk döneminden itibaren düzenli süt tüketiminin sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olduğuna dikkat çekerken, Sağlık Bakanlığı'nın Türkiye Beslenme Rehberi'nde, çocukların ve gençlerin her gün düzenli olarak 2 ila 4 porsiyon süt ve süt ürünü tüketmesinin sağlıklı büyüme ve gelişim açısından önemli olduğu vurgulanıyor.</p>

<p>Teksüt'ün sade ve meyve aromalı süt çeşitleri ise çocukların süt tüketimini desteklerken, içerdiği yüksek protein ve kalsiyum oranlarıyla öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/05/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi.webp" type="image/jpeg" length="87609"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tansiyonu tetikleyen 14 beklenmedik faktör]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/tansiyonu-tetikleyen-14-beklenmedik-faktor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/tansiyonu-tetikleyen-14-beklenmedik-faktor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, hipertansiyonun yalnızca tuz tüketimiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirterek, günlük yaşamda fark edilmeyen birçok etkenin tansiyonu yükseltebileceğini söyledi.</div>

<div>Nevrez Koylan, özellikle tansiyon hastalarına ilk önerilen adımlardan birinin tuz tüketiminin azaltılması olduğunu ancak hipertansiyonun çok daha geniş bir nedenler yelpazesine sahip bulunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Koylan, stres, kaygı ve öfke gibi duygusal durumların yanı sıra günlük yaşam alışkanlıklarının da tansiyon üzerinde doğrudan etkili olabileceğini belirtti.</div>

<div>Uzman isim, uzun süre yüksek seyreden tansiyon değerlerinin mutlaka hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</div>

<div><img height="767" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/07/24/1721806800-asm-nevrezkoylan-gorseli-1721828860-378-x750.jpeg" width="750" /></div>

<div><strong>TANSİYONU YÜKSELTEN 14 BEKLENMEDİK FAKTÖR</strong></div>

<div>Prof. Dr. Koylan, hipertansiyon üzerinde etkili olabilecek bazı alışılmadık faktörleri şöyle sıraladı:</div>

<ul>
 <li>
 <div>Yalnızlık hissi</div>
 </li>
 <li>
 <div>“Beyaz önlük sendromu” (doktor ortamında tansiyon yükselmesi)</div>
 </li>
 <li>
 <div>Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek</div>
 </li>
 <li>
 <div>Duygusal ve stresli konuşmalar</div>
 </li>
 <li>
 <div>Susuzluk</div>
 </li>
 <li>
 <div>Aşırı şeker tüketimi</div>
 </li>
 <li>
 <div>Bitkisel takviyeler (ginkgo, ginseng, guarana vb.)</div>
 </li>
 <li>
 <div>Uyku apnesi</div>
 </li>
 <li>
 <div>Tiroid hastalıkları</div>
 </li>
 <li>
 <div>Doğum kontrol ilaçları</div>
 </li>
 <li>
 <div>Antidepresan kullanımı</div>
 </li>
 <li>
 <div>Ağrı kesici ilaçlar</div>
 </li>
 <li>
 <div>Potasyum eksikliği</div>
 </li>
 <li>
 <div>Ağrı ve ani fiziksel rahatsızlıklar</div>
 </li>
 <li>
 <div>“Sadece tuz değil, bütün yaşam tarzı önemli”</div>
 </li>
</ul>

<div>Koylan, özellikle işlenmiş şekerlerin, bazı ilaçların ve uyku bozukluklarının da tansiyon üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini belirterek, “Tansiyon yalnızca tuzla açıklanamaz. Yaşam tarzı, stres yönetimi ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilmelidir” dedi.</div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/tansiyonu-tetikleyen-14-beklenmedik-faktor</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 19:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/05/tek-olcumle-tani-olmaz-tansiyonda-ev-olcumleri-hayat-kurtariyor-1770623760-829-large-1.webp" type="image/jpeg" length="93395"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın 'göz'ü Türkiye'nin üzerinde]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği tarafından düzenlenen ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi iş birliği ile gerçekleşen 10'uncu Canlı Cerrahi Sempozyumu, 11 - 14 Haziran 2026 tarihleri arasında Ankara'da yapılacak. Sempozyum kapsamında göz hekimlerinin T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde 4 gün boyunca yapacağı ameliyatlar canlı yayınla diğer göz doktorlarının bulunduğu konferans salonuna aktarılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'deki göz doktorlarını temsil eden tek dernek olan Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye'deki göz hekimlerinin mesleki gelişimlerini sağlamak amacıyla dünya standartları kalitesinde etkinlik ve eğitim organizasyonları düzenlemeyi sürdürüyor. Canlı Cerrahi Sempozyumu, Türk Oftalmoloji Derneği'nin her yıl düzenlediği Ulusal Kongre'den sonra en önemli ve en çok ilgi gören toplantısı haline geldi. Göz doktorlarının bilgi birikimi ve tecrübelerini paylaşmalarına imkan sağlayan sempozyum kapsamında 70 farklı göz ameliyatı yapılacak ve ameliyatlar yüksek çözünürlükte canlı yayınla konferans salonundaki dev ekrana yansıtılarak salondaki hekimlerin izlemesi sağlanacak.</p>

<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği'nden dünya çapında canlı cerrahi organizasyonu</strong></p>

<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör</strong>, 'Bu yıl 10'uncusunu düzenlediğimiz ve taşıdığı özellikler nedeniyle dünya çapında tek olan TOD Canlı Cerrahi Sempoyumu 11-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek. Farklı dallarda 4 gün süren bir Canlı Cerrahi Sempozyumu göz hastalıkları alanında başka bir ülkede yok. Glokom, Katarakt ve Refraksiyon, Kornea ve Oküler Yüzey, Okülofasyal, Pediyatrik Oftalmoloji ve Şaşılık, Vitreoretinal cerrahi birimlerinin katkılarıyla <strong>T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi</strong> ameliyathanelerinde gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları internet üzerinden <strong>JW Marriott Otel ve Kongre Merkezi toplantı salonuna </strong>aktarılacak. Bu yıl canlı cerrahi sempozyumu kapsamında ilk kez uygulanacak olan programın 1. gününde, tek bir gün içerisinde üç ayrı birimin eş zamanlı olarak ameliyat gerçekleştireceği akışın katılımcılara farklı cerrahi yaklaşımları karşılaştırmalı olarak izleme ve değerlendirme fırsatı sunacak' dedi.</p>

<p><strong>Sempozyumu dünyanın dört bir yanından göz hekimi takip ediyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Kıvanç Güngör , sempozyuma 4 gün boyunca ülkemizden ve dünyanın dört bir yanından fiziksel ve çevrimiçi olarak 2000'den fazla göz hekiminin takip edeceğini belirterek şöyle devam etti. 'Deneyimli ve alanında uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları, katılımcılara farklı tekniklerin ve güncel yaklaşımların doğrudan izlenebileceği nitelikli bir eğitim ortamı sağlayacak. Bu süreçte eş zamanlı olarak oteldeki sempozyum salonunda düzenlenecek tartışma oturumlarında, deneyimli meslektaşlarımızın katkılarıyla olgular kapsamlı şekilde değerlendirilecek; katılımcılar da aktif katılım göstererek soru, yorum ve deneyimlerini paylaşma fırsatı elde edeceklerdir. Bilimsel programın bir diğer önemli bileşeni olarak, endüstri destekli cerrahiler ve uydu sempozyumlarda güncel teknolojiler, yenilikçi uygulamalar ve klinik pratiğe yansıyan gelişmeler ele alınacak; böylece katılımcılara hem teorik hem de uygulamaya dönük bütüncül bir bakış açısı sunulacak.</p>

<p><img height="612" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/28/1779360802-k-van-gungor-6-1779948382-469-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Geçtiğimiz yılda yine Ankara'da düzenlediğimiz sempozyum büyük ilgi gördü. Sempozyumda 4 gün boyunca 70 göz cerrah canlı ameliyat gerçekleştirdi. Yurt içinden bin, yurtdışında 42 ülkeden binin üzerinde yabancı göz hekimi tarafından takip edilen ameliyatlarda 250 sağlık personeli görev aldı. Bu ameliyatların içinde oldukça zor ve nadir yapılan ameliyatlar vardı ve hastalarımız sağlıklarına kavuştular. Bu yıl yine TC. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde yaklaşık 70 hastamızı ameliyat etmeyi planlıyoruz. Ameliyatlarla ilgili planlamalarımız ve hasta seçimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Dünyaya örnek oluyoruz </strong></p>

<p>Prof. Dr. Kıvanç Güngör hem teknik özellikleri, hem canlı yayın kalitesi, hem de yapılan ameliyatların zorluk ve çeşitlilik derecesi gibi pek çok öne çıkan özellikleriyle dünya standartlarında bir Canlı Cerrahi Sempozyumu düzenlemeyi planladıklarını sözlerine ekleyerek şöyle konuştu: 'TOD Canlı Cerrahi Sempozyumu yoğun emek harcayarak düzenlediğimiz bir etkinlik. Canlı cerrahi uygulamaları için hastanelerini tahsis eden T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi idarecilerine, hocalarımıza, meslektaşlarımıza, hemşire, teknisyen ve personeline; TOD birimleri aktif üyesi olarak cerrahi yapan ve katılan tüm göz hekimi meslektaşlarımın her birine teşekkür ediyorum. Baştan sona dünya standartlarında bir sempozyum olması için çalışıyoruz. Etkinliğimiz hem yurtiçinden hem de yurtdışından her yıl büyük ilgi görüyor. Her geçen yıl yurtdışı katılımın arttığı sempozyumumuzda simültane tercümede yer alıyor. Katılımcılar sadece cerrahi seyretmekle kalmayıp alanında uzman hocaların katıldığı tartışmaları da izleyip sorularına yanıt alabiliyorlar.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/05/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde.webp" type="image/jpeg" length="25552"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban etlerinin taşınmasında yanlışlar sorunlara neden olabilir... Bayramda omurga sağlığına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/kurban-etlerinin-tasinmasinda-yanlislar-sorunlara-neden-olabilir-bayramda-omurga-sagligina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/kurban-etlerinin-tasinmasinda-yanlislar-sorunlara-neden-olabilir-bayramda-omurga-sagligina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doç. Dr. Ahmet İnanır, Kurban Bayramı'nda ağır kaldırma ve kontrolsüz hareketlerin bel, boyun, diz ve omurga sorunlarını tetikleyebileceği konusunda uyardı. Yüklerin dizler bükülerek kaldırılması ve ani hareketlerden kaçınılması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, Kurban Bayramı öncesi özellikle bel, boyun, diz ve omurga rahatsızlığı olan vatandaşları uyardı.</p>

<p>Bayram döneminde yapılan ağır kaldırma, uzun süre ayakta kalma ve bilinçsiz hareketlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek;'Kurban kesimi sırasında yapılan ani ve kontrolsüz hareketler, sadece mevcut fıtıkları tetiklemekle kalmıyor, daha önce hiçbir şikâyeti olmayan kişilerde bile kalıcı omurga problemlerine neden olabiliyor' dedi.</p>

<p><img height="800" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/27/doc-dr-ahmet-inanir-3-1779844571-695-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle sabah erken saatlerde başlayan yoğun fiziksel yüklenme büyük risk taşıdığını ifade eden Doç. Dr. İnanır, bayramda birçok kişi profesyonel destek almadan büyükbaş veya küçükbaş hayvan kesimine katıldığını, eğilerek çalışma, ağırlık kaldırma, ani dönme hareketleri ve uzun süre ayakta kalmak; bel fıtığı, kas spazmı, diz kilitlenmesi ve boyun tutulmalarını tetikleyebiliyor. Her bayram sonrası acillere ciddi sayıda bel ve boyun ağrısı şikâyetiyle başvuru olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>'EN ÇOK HATA AĞIRLIĞI BELLE KALDIRMAK''</strong></p>

<p>Özellikle kurban etlerinin taşınması sırasında yapılan yanlışlar büyük sorunlara neden olabilir. En sık yapılan hatalardan biri ağırlığı dizleri kullanmadan doğrudan belden kaldırmaktır.Yük kaldırırken mutlaka dizler bükülmeli, ağırlık vücuda yakın tutulmalı ve ani dönüş hareketlerinden kaçınılmalıdır. Bir anda oluşan ters hareketler, omurgadaki disk yapısına zarar verebilir. Özellikle bel fıtığı olan kişiler çok daha dikkatli olmalı.</p>

<p>Kurban Bayramı'nın sadece bel ve boyun rahatsızlıklarını değil, diz ve kalça problemlerini de artırdığına dikkat çeken İnanır, uzun süre çömelmenin ve ayakta kalmanın kireçlenme hastalarında ciddi ağrılara neden olabileceğini ifade etti.Diz kireçlenmesi olan kişiler uzun süre çömelmemeli. Kalça problemi yaşayan hastalar ise ağır yük taşımamalı. Bayram ziyaretleri sırasında saatlerce hareketsiz oturmak da ayrı bir risk oluşturuyor.</p>

<p>Vatandaşlara basit ama etkili önerilerde bulunan Doç. Dr. Ahmet İnanır, bayramın sağlık sorunlarıyla gölgelenmemesi gerektiğini belirterek şunları sıraladı:</p>

<ul>
 <li>Ağır yükleri tek başınıza taşımayın</li>
 <li>Ani eğilip doğrulmalardan kaçının</li>
 <li>Uzun süre aynı pozisyonda kalmayın</li>
 <li>Desteksiz şekilde ağır kaldırmayın</li>
 <li>Ağrı hissedildiğinde zorlamaya devam etmeyin</li>
 <li>Bayramı hastanede değil, sevdiklerinizle sağlıklı şekilde geçirmek için vücudunuzun sınırlarını zorlamayın.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/kurban-etlerinin-tasinmasinda-yanlislar-sorunlara-neden-olabilir-bayramda-omurga-sagligina-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/05/kurban-etlerinin-tasinmasinda-yanlislar-sorunlara-neden-olabilir-bayramda-omurga-sagligina-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="18850"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hareketsiz yaşam boyun ağrılarını tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/hareketsiz-yasam-boyun-agrilarini-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/hareketsiz-yasam-boyun-agrilarini-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bülent Bozyiğit, hareketsiz çalışma ve yanlış pozisyonun boyun fıtığına yol açtığına dikkat çekerek saat başı egzersiz önerdi. Tedavide ilaç, fizik tedavi, ameliyatsız yöntemler ve mikrocerrahi seçeneğinin bulunduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz iş hayatında uzun süre hareketsiz ve yanlış pozisyonda ekran başında vakit geçirmek, boyun ağrılarına ve ileri aşamalarda boyun fıtığına neden olabiliyor.</p>

<p>Boyun ağrısının modern çağın hastalıklarından biri olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bülent Bozyiğit, bu hastalığın iş gücü kaybına, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açtığına dikkat çekti.</p>

<p><strong>SAAT BAŞI BOYNUNUZU HAREKET ETTİRİN</strong></p>

<p>Kasların iskelet sistemini destekleyen yapılar olduğunu ve hareketsizlik nedeniyle zamanla zayıfladığını dile getiren Bozyiğit, 'Geçmişte sanayi bu kadar gelişmemişken ve beyaz yakalılar bu kadar fazla değilken, bu tip rahatsızlıklar nispeten daha az görülüyordu. Ama hareketsizlik, birçok hastalıkta olduğu gibi boyun fıtıkları ve boyun ağrılarında da şu an en temel nedenlerden birisi. Masa başı uygunsuz pozisyonda saatlerce bilgisayarın karşısında oturmak kaslarda güçsüzlüğe neden oluyor. Kaslar ne kadar zayıf olursa, bu tarz hastalıklar da o oranda artıyor. Bir yerlerde bir ağrı varsa aslında bu vücudun alarmıdır. Bununla ilgili önlem almak gerekiyor. Mutlaka saatte bir öne, arkaya, sağa, sola boyun hareketleri yapmak ve kısa süreli yürümek gerekiyor' diye konuştu.</p>

<p><strong>ÖNCE İLAÇ TEDAVİSİ</strong></p>

<p>Boyun hastalıklarının bir diğer nedeninin de genetik yatkınlık olduğunu belirten Op. Dr. Bülent Bozyiğit, 'Hastayı öncelikle çok iyi muayene ederek tanı koymak gerekiyor. Bu boyun ağrılarının nedeni genetik mi, duruş bozukluğu mu onu belirlemek çok önemli. Doğru tanı sayesinde doğru tedavi uygulamak mümkün. Öncelikle ilk aşamada hastanın durumuna göre ilaç tedavisi ve boynu desteklemek için boyunluk öneriyoruz. Boyunluğun, kasların yine zayıflamaması için çok uzun süre kullanılmasını önermiyoruz. Eğer hastanın ellerinde güç kaybı yoksa fizik tedavi uyguluyoruz. Eğer MR veya tomografide bir fıtıklaşma gördüysek bu hemen ameliyat edeceğiz anlamına gelmiyor. Öncelikle konservatif tedavilere yöneliyoruz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boyun gibi hassas bölgelerde mikrocerrahi yöntemiyle başarılı operasyonlar gerçekleştirdiklerini dile getiren Op. Dr. Bülent Bozyiğit, bu konuda deneyim sahibi ve benzeri birçok operasyon gerçekleştiren uzman hekimlerin özellikle tercih edilmesi gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/hareketsiz-yasam-boyun-agrilarini-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/05/hareketsiz-yasam-boyun-agrilarini-tetikliyor.webp" type="image/jpeg" length="49441"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık raporlarında dijital dönem başladı... Sağlık Kurulu rapor süreçleri kolaylaştırıldı]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/saglik-raporlarinda-dijital-donem-basladi-saglik-kurulu-rapor-surecleri-kolaylastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/saglik-raporlarinda-dijital-donem-basladi-saglik-kurulu-rapor-surecleri-kolaylastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan yeni yönetmelikle sağlık raporlarında dijitalleşme süreci başlatıldı. Yeni düzenlemeyle e-Nabız üzerinden başvuru dönemi başlarken, birçok rapor işlemi kolaylaştırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan 'Sağlık Raporları Yönetmeliği' Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik kapsamında sağlık raporlarının başvuru, değerlendirme ve düzenleme süreçlerinde önemli değişikliklere gidildi.</p>

<p><strong>BAŞVURULAR E-NABIZ ÜZERİNDEN YAPILACAK</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeye göre tüm sağlık raporu başvuruları artık e-Nabız sistemi üzerinden gerçekleştirilecek. Böylece yazılı dilekçe ve benzeri uygulamalar sona erecek.</p>

<p>Lisansa tabi olmayan spor ve sosyal aktiviteler için vatandaşlar, hekime gitmeden e-Nabız üzerinden 'Sağlık Durum Belgesi' alabilecek. Karar Destek Sistemi sayesinde kişinin engel teşkil eden bir sağlık sorunu, ilaç kullanımı veya hastalık beyanı bulunmaması halinde belge otomatik olarak düzenlenebilecek.</p>

<p>Elektronik ortamda hazırlanan raporların fiziki olarak alınması ve arşivlenmesi zorunluluğu da kaldırıldı.</p>

<p><img height="1000" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/19/hiqg4l6xaaadztd-1779182351-486-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>SAĞLIK KURULU SİSTEMİ YENİDEN DÜZENLENDİ</strong></p>

<p>Yönetmelikle birlikte 'tam teşekküllü' ve 'üç hekimli' olmak üzere iki temel sağlık kurulu yapısı oluşturuldu. Çoğu raporun üç hekim imzasıyla düzenlenebilmesi sağlanırken, mühür ve başhekim onayı zorunluluğu kaldırılarak süreçlerin hızlandırılması hedeflendi.</p>

<p>50'den az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerleri için işe giriş raporlarının tüm kamu hekimleri tarafından düzenlenebilmesine imkan tanındı.</p>

<p>Engelli sağlık raporları ile ilaç ve tıbbi malzeme kullanım raporlarının ise evde sağlık hizmetleri kapsamında uzaktan yenilenebilmesinin önü açıldı.</p>

<p><img height="1000" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/19/hiqg4l0xgaaobb8-1779182345-70-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'RAPOR BAŞVURU MERKEZİ' KURULACAK</strong></p>

<p>İkinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında rapor işlemlerinin tek merkezden yürütülmesi amacıyla 'Rapor Başvuru Merkezi' kurulacak. Böylece vatandaşların rapor başvurusu, takibi ve sonuçlandırma işlemleri tek noktadan gerçekleştirilecek.</p>

<p>Yeni düzenleme kapsamında engelli sporcuların lisans işlemlerinde ayrıca rapor alınması şartı kaldırılırken, sağlık raporlarında standart format uygulamasına geçilecek. Ayrıca raporlara İngilizce dil desteği eklenerek uluslararası kullanım imkanı sağlanacak.</p>

<p><img height="1000" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/19/hiqg4lzxgaabvxc-1779182337-596-x750.jpeg" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/saglik-raporlarinda-dijital-donem-basladi-saglik-kurulu-rapor-surecleri-kolaylastirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/05/saglik-raporlarinda-dijital-donem-basladi-saglik-kurulu-rapor-surecleri-kolaylastirildi.webp" type="image/jpeg" length="89397"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sessiz Tehlike' yüksek tansiyona karşı uyarı]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/sessiz-tehlike-yuksek-tansiyona-karsi-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/sessiz-tehlike-yuksek-tansiyona-karsi-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen yüksek tansiyonun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek düzenli tarama çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, yüksek tansiyonun (hipertansiyon) çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğine dikkat çekerek vatandaşları düzenli sağlık kontrollerine davet etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan açıklamada, 'sessiz tehlike' olarak nitelendirilen yüksek tansiyonun kontrol altına alınmadığı durumlarda kalp, böbrek ve beyin damar hastalıklarına yol açabileceği vurgulandı.</p>

<p>Vatandaşların aile hekimlerine başvurarak düzenli tansiyon ölçümü yaptırmalarının önemine dikkat çekilen açıklamada, erken teşhisin hayat kurtarıcı rol oynadığı ifade edildi.</p>

<p>Sağlık otoriteleri, hipertansiyonun uzun vadede ciddi komplikasyonlara neden olabileceğini belirterek toplumun bilinçlendirilmesi ve düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlattı.</p>

<p><img height="902" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/17/hihzvlvxmaauuby-1779028321-360-x750.jpeg" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/sessiz-tehlike-yuksek-tansiyona-karsi-uyari</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/05/sessiz-tehlike-yuksek-tansiyona-karsi-uyari.webp" type="image/jpeg" length="35088"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuz sakızı seviyorsa dikkat! Şekerli sakızlar çürük riskini artırabilir]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük hayatta çocukların vazgeçilmez eğlencelerinden biri olan sakız çiğneme alışkanlığı, sanılanın aksine doğru ürün seçildiğinde diş sağlığı için koruyucu bir kalkan oluşturabiliyor. Ancak uzmanlar, gelişigüzel seçilen şekerli sakızların diş minesine geri dönülemez zararlar verebileceği konusunda aileleri önemle uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Diş sağlığı uzmanları, piyasada bulunan birçok sakız türünün içerdiği sukroz, glikoz ve fruktoz gibi şekerler nedeniyle ağız içindeki bakteri faaliyetlerini hızlandırarak çürük riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Şekerlerin bakteriler tarafından aside dönüştürülmesiyle diş minesinin zayıfladığı ve uzun vadede diş kayıplarına kadar gidebilen süreçlerin tetiklenebildiği belirtiliyor. Uzmanlar bu nedenle özellikle ürün etiketlerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, koruyucu diş hekimliğinde doğru ürün seçiminin önemine dikkat çekerek, “Gülen diş” logosu taşıyan, yani “diş dostu” olarak nitelendirilen ürünlerin tercih edilmesinin önemine işaret etti. Demir, özellikle Xylitol içeren ürünlerin çocuklarda çürük riskini azaltmada etkili olabileceğini belirterek, Xylitolün ağızdaki çürük yapıcı bakteriler tarafından parçalanamadığını, bu nedenle bakteri seviyesini düşürmeye yardımcı olduğunu söyledi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/10/19/1760706593-nurg-l-demir-1-1760871119-104-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca çiğneme sırasında artan tükürük akışının ağız içindeki asit dengesini düzenleyerek diş yüzeylerinin doğal temizlenme sürecine katkı sağladığı belirtiliyor.</p>

<p>Dt. Demir, ailelere ürün içeriklerini kontrol etme alışkanlığı kazanmaları gerektiğini vurgulayarak, küçük çocuklarda sakızın hava yoluna kaçma riskine karşı dikkatli olunması ve bu alışkanlığın yetişkin gözetiminde sürdürülmesi gerektiğini hatırlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 22:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/05/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir-1778681984-115-large.webp" type="image/jpeg" length="65364"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz kaşımayı hafife almayın!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/goz-kasimayi-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/goz-kasimayi-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, Türkiye'de genç nüfusta her 50 kişiden birinde görülen keratokonus göz hastalığı ile ilgili açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, keratokonus hastalığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Kemer, gelişen tanı yöntemleriyle birlikte eskiden nadir kabul edilen keratokonusun aslında daha sık görüldüğünün ortaya çıktığını belirterek, dünya genelinde her 2 bin kişiden birinde görülen hastalığın Türkiye'de genç nüfusta her 100 kişiden 2'sinde tespit edilebildiğini ifade etti.</p>

<p>Hastalığın en önemli ve önlenebilir risk faktörlerinden birinin göz kaşıma alışkanlığı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kemer, gözlerin sık ve sert şekilde ovuşturulmasının korneanın yapısını zayıflattığını ve hastalığın ilerlemesini hızlandırdığını söyledi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/13/1778650281-prof-dr-ozlem-evren-1778666129-69-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde göz kaşıntısının daha sık görüldüğünü belirten Kemer, bu durumun farkında olmadan hastalık riskini artırdığını ve keratokonusun ilerleyişini hızlandırabildiğini kaydederek, risk gruplarına da değindi.</p>

<p>Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, gözünü sık kaşıyan çocuklar ve gençler, alerjik göz hastalığı olanlar, sık gözlük numarası değişimi yaşayanlar ve ailesinde keratokonus öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Keratokonusun genellikle ergenlik döneminde başladığını ve erken yaşlarda ilerleme eğilimi gösterdiğini belirten Kemer, hastalığın erken dönemde tespit edilmesi halinde ilerlemenin büyük ölçüde durdurulabildiğini, bu nedenle düzenli göz muayenesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Giderek artan bulanık görme, gözlükle tam düzelmeyen görme, gece görüşünde zorlanma ve ışık saçılması gibi belirtilere dikkat çeken Kemer, bu şikayetlerin görülmesi halinde mutlaka göz doktoruna başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/goz-kasimayi-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/05/goz-kasimayi-hafife-almayin.webp" type="image/jpeg" length="63700"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası: Hemşireler tükenmişlik ve baskı altında]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/birlik-ve-dayanisma-sendikasi-hemsireler-tukenmislik-ve-baski-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/birlik-ve-dayanisma-sendikasi-hemsireler-tukenmislik-ve-baski-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası, 12 Mayıs Hemşireler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada sağlık çalışanlarının ağırlaşan çalışma koşullarına dikkat çekti. Sendika MYK Üyesi Ebe Hemşire Melike Sigeze, düşük ücret, uzun nöbetler ve mobbing nedeniyle hemşirelerin tükenme noktasına geldiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birlik ve Dayanışma Sendikası, 12 Mayıs Hemşireler Günü kapsamında sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlara ilişkin açıklama yaptı.</p>

<p>Sendikanın MYK Üyesi Ebe Hemşire Melike Sigeze, hemşire ve ebelerin giderek ağırlaşan şartlar altında görev yaptığını belirtti.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/12/melike-sigeze-video-mp4-snapshot-00-00-000-1778569303-681-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Deprem bölgesinde sağlık çalışanlarının hâlâ zorlu koşullarda hizmet verdiğini söyleyen Sigeze, 'Depremin üzerinden yıllar geçmesine rağmen konteynerlerde görev yapan arkadaşlarımız var. Yazın sıcağında, kışın soğuğunda sağlık hizmeti sunmaya çalışıyoruz' dedi. Uzun nöbet süreleri, mobbing, baskı ve maaş kesintisi tehdidinin sağlık çalışanlarını yıprattığını ifade eden Sigeze, hemşirelik mesleğinin sağlık sisteminin temel unsurlarından biri olmasına rağmen emeklerinin görünmez hale geldiğini savundu.</p>

<p>Özellikle aile sağlığı merkezlerinde artan bürokratik işlemlerin koruyucu sağlık hizmetlerini geri plana ittiğini belirten Sigeze, sağlık çalışanlarının asli görevlerini yapmakta zorlandığını söyledi.</p>

<p>Çalışma ortamlarına ilişkin de eleştirilerde bulunan Sigeze, bazı sağlık merkezlerinde uygun fiziki koşulların bulunmadığını ifade ederek, 'Forma zorunlu tutuluyor ancak birçok yerde soyunma odası bile yok. Sağlık çalışanının sağlığı göz ardı ediliyor' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Performans sisteminin çalışanlar üzerinde baskı oluşturduğunu kaydeden Sigeze, sağlık hizmetlerinin cezalandırıcı uygulamalar yerine destekleyici politikalarla güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Hemşireler Günü dolayısıyla taleplerini de sıralayan sendika, güvenli çalışma ortamı, insanca yaşamaya yetecek ücret, eksiksiz izin hakkı ve sağlıkta şiddete karşı etkili yasal düzenleme çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/birlik-ve-dayanisma-sendikasi-hemsireler-tukenmislik-ve-baski-altinda</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/05/birlik-ve-dayanisma-sendikasi-hemsireler-tukenmislik-ve-baski-altinda.webp" type="image/jpeg" length="12653"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda kalp hastalığı yaygınlaşıyor]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/cocuklarda-kalp-hastaligi-yayginlasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/cocuklarda-kalp-hastaligi-yayginlasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocuklarda artan kalp hastalıklarına karşı uyarıda bulundu. Hatalı beslenme, hareketsizlik ve obezite gibi risklere dikkat çeken Uzm. Dr. Şahin; nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor.</p>

<p>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek 'Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, 'büyüme döneminde olur' gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir' dedi.</p>

<p>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p><img height="945" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/11/1778482314-murat-ahin-1778516611-142-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>HAZIR VE PAKETLİ GIDALARIN AŞIRI TÜKETİMİ</strong></p>

<p>Hazır gıdalar; yüksek tuz, şeker ve trans yağ içerdiklerinden çocukların damar yapısını olumsuz etkiler, zamanla damar sertliğine zemin hazırlayarak kalp hastalıklarının erken yaşta başlamasına neden olabilir. Bu tarz paketli ürünler, aşırı tuz içeriğinden dolayı çocukluk çağında da tansiyon yüksekliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle çocuğa ev yapımı, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, paketli ürünler sınırlandırılmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tablet, telefon ve bilgisayar başında uzun süre hareketsizlik kalbin yeterince çalışmamasına, dolaşım sisteminin zayıflamasına yol açar, obezite riskini artırır. Ayrıca hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle kardiyovasküler sistem ayarı kendini hep istirahatte gibi algıladığı için, ani hareketlerde baş dönmesi, göz kararması ve bayılma da görülebilmektedir. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir.</p>

<p>Fazla kilo, kalbin üzerine ekstra yük bindirir. Obez çocuklarda yüksek tansiyon, kolesterol ve insülin direnci gibi kalp hastalıklarını tetikleyen riskler daha erken ortaya çıkar.</p>

<p>Çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi, ekran süresinin azaltılması ve spora yönlendirilmeleriyle kilolarının olması gereken ideal seviyeye ulaşmaları sağlanmalıdır.</p>

<p><strong>AŞIRI TUZ TÜKETİMİ</strong></p>

<p>Yapılan bilimsel çalışmalar; fazla tuz tüketiminin çocuklarda da yüksek tansiyona neden olabileceğini, bu durumun uzun vadede kalp ve damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor. Yemeklere ekstra tuz eklenmemesi, hazır atıştırmalıkların tuz oranına dikkat edilmesi ve başta cips olmak üzere aşırı tuzlu atıştırmalıklardan uzak durulması konusunda bilinçlendirilmeleri çok önemlidir.</p>

<p>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin 'Çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler çoğu zaman 'büyüme dönemi' denilerek göz ardı edilebiliyor. Oysa bu belirtiler kalp hastalıklarının erken sinyalleri olabileceğinden, bu tür şikayetler mutlaka ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır' diyor.</p>

<p>Yeterli ve kaliteli uyku çocukların kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmektedir. Bu nedenle mutlaka çocuğun yaşına uygun düzenli uyku saatleri oluşturulmalı ve uyku hijyenine dikkat edilmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/cocuklarda-kalp-hastaligi-yayginlasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 18:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/05/cocuklarda-kalp-hastaligi-yayginlasiyor.webp" type="image/jpeg" length="89763"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
