<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Maraş Haber, Maraş Pusula Haber, Pusula Haber</title>
    <link>https://www.maraspusula.com</link>
    <description>Maraş Haberleri, Kahramanmaraş Haberleri, Son dakika Maraş Haberleri, Son dakika gelişmeler, sıcak haberler ve Maraş'ın nabzını "Maraş Pusula" ile anbean takip edin!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.maraspusula.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2021. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 06 Aug 2026 07:00:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilinçsiz antibiyotik kullanımı tedaviyi zorlaştırıyor]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sarhan Sakarya, gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımının mikroorganizmaların direnç kazanmasına yol açarak gelecekte basit enfeksiyonların bile tedavisini zorlaştırabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sarhan Sakarya, antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımına karşı uyarılarda bulundu. Sakarya, doktor kontrolü dışında kullanılan antibiyotiklerin hastalara faydadan çok zarar verebileceğine dikkat çekti. Mikroorganizmaların güçlü bir adaptasyon yeteneğine sahip olduğunu belirten Sakarya, yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımının bu canlıların ilaçlara karşı direnç geliştirmesine neden olabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Antibiyotik direncinin modern tıbbın karşı karşıya olduğu en önemli tehditlerden biri olduğunu vurgulayan Sakarya, "Yanlış ve gereksiz kullanım, mikroorganizmaların bu ilaçlara karşı direnç kazanmasına ve gelecekte basit enfeksiyonların bile tedavi edilemez hale gelmesine neden olabilir" dedi.</p>

<p><img height="475" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/03/prof-dr-sarhan-sakarya-102029321-1785769153-950-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>İlk antibiyotiklerin tıbbi kullanıma girmesinden bu yana birçok ilaca karşı direnç geliştiğini aktaran Prof. Dr. Sakarya, yeni antibiyotiklerin geliştirilmesinin de artan direnç mekanizmaları nedeniyle giderek zorlaştığını söyledi.</p>

<p>Dirençli mikroorganizmaların gen aktarımı yoluyla diğer mikroorganizmalara da bu özelliği taşıyabildiğini belirten Prof. Dr. Sakarya, tedavi seçeneklerinin korunması için antibiyotiklerin yalnızca uzman hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini ifade etti. Sakarya, vatandaşlara antibiyotikleri gereksiz yere kullanmamaları çağrısında bulunarak, "Mikroorganizmaları dirençli hale getirmeyelim. Gelecekteki tedavilerimizi korumak için antibiyotikleri yalnızca hekim kontrolünde kullanalım" uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 00:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/08/bilincsiz-antibiyotik-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor-1785769198-121-large-1.webp" type="image/jpeg" length="92717"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında demans riski artıyor]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Bu sayının nüfusun yaşlanmasıyla birlikte hızla artması ve 2050’ye kadar 139 milyona ulaşması bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demans, yalnızca unutkanlıkla sınırlı değil; bireyin hafıza, dikkat, dil, karar verme ve günlük yaşam becerilerini etkileyerek bağımsızlığını kaybetmesine yol açan klinik bir sendrom. Bu etkileriyle de hastaların ve bakımını üstlenen kişilerin yaşam kalitelerini ciddi şekilde düşürebiliyor. En yaygın nedeni Alzheimer olan demansta ilerleyen yaş, genetik yatkınlık ve aile öyküsü gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin yanı sıra yaşam tarzıyla ilişkili değiştirilebilir etkenler de önemli rol oynuyor.</p>

<p><strong>Acıbadem International Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu,</strong> yaz aylarında yaşam alışkanlıklarındaki bazı hataların demans riskini artırabileceği uyarısında bulunarak, “Yaz mevsiminde demans riskini artıran en önemli iki etken vücudun susuz kalması ve tansiyon dalgalanmalarıdır. Bu nedenle susama hissini beklemeden bol su tüketilmesi ve yüksek tansiyon hastalarının kan basıncını düzenli olarak kontrol etmeleri son derece önemlidir” diyor. <strong>Dr. Fikri Halaçoğlu, </strong>aslında değiştirilebilir risk faktörlerinin yaşam boyunca hedeflenmesiyle demans vakalarının yaklaşık yüzde 40’a varan oranda önlenebilir veya geciktirilebilir olabileceğine dikkat çekiyor. <strong>Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, </strong>yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>SUSUZ KALMAK</strong></p>

<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında sık tekrarlayan veya ciddi düzeydeki susuzluğun özellikle ileri yaştaki kişilerde demans açısından önemli bir risk oluşturduğunu vurguluyor. Dr. Fikri Halaçoğlu, “Vücudun susuz kalması; idrar yolu enfeksiyonu, elektrolit bozukluğu, uyku bölünmesi ve tansiyon düzensizliği aracılığıyla zihinsel performansı hızla bozabilir. Bu durum doğrudan kalıcı demansa yol açmaktan çok, mevcut bilişsel kırılganlığı görünür hale getirebilir, deliryumu tetikleyebilir ve damar sağlığını olumsuz etkileyerek uzun vadede beyin rezervini azaltabilir. Bunların sonucunda başta damarsal (vasküler) demans olmak üzere Alzheimer tip demans riskinin de artmasına yol açabilir” diyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 – 16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkmayın. Susamayı beklemeden düzenli olarak su tüketin.Koyu idrar, ateş ve ani dalgınlık gibi sorunlarda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 02:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor-1785318156-213-large.webp" type="image/jpeg" length="70961"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikolog olmak için diploma yetmez]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üniversite tercih dönemi yaklaşırken psikoloji bölümü yine en fazla ilgi gören alanlardan biri olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ancak, psikolog olma sürecinin yalnızca üniversiteye yerleşmek ve mezuniyetle sınırlı olmadığı, mesleğin uzun yıllar süren eğitim, uygulama ve sürekli gelişim gerektirdiği göz ardı ediliyor.  Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktör Yardımcısı, Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, psikoloji bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların, karar vermeden önce mesleğin tüm yönlerini yakından tanımaları gerektiğini  vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda psikoloji bölümü, üniversite adaylarının en fazla ilgi gösterdiği bölümler arasında bulunuyor. İnsan davranışını anlamaya yönelik merakın artması, ruh sağlığı konusunda toplumsal farkındalığın yükselmesi ve psikoloji içeriklerinin dijital platformlarda daha görünür hale gelmesi, bu bölüme olan ilgiyi artıran etkenler arasında gösteriliyor.</p>

<p><strong>'Psikoloji okumak ile Psikolog olmak aynı şey değil'</strong></p>

<p>Psikoloji bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların mesleğin gerektirdiği sorumlulukları da göz önünde bulundurması gerektiğini belirten Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktör Yardımcısı, Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, 'Diploma bu yolculuğun sonu değil, asıl başlangıcıdır' diyor. Dr. Pelin Taş; 'Psikolog olmak yalnızca bir üniversite diploması almak anlamına gelmiyor. Psikoloji alanında eğitimini tamamlayan mezunlar için asıl mesleki gelişim süreci üniversite sonrasında başlıyor. Klinik uygulamalar, süpervizyonlar, mesleki eğitimler ve bilimsel gelişmeleri takip etmeyi kapsayan bu süreç, psikologların kariyerleri boyunca devam eden bir öğrenme yolculuğunu da gerektiriyor.'</p>

<p><strong>'Meslekte rekabet artıyor'</strong></p>

<p>Kontenjan ve buna paralel mezun sayılarının hızla arttığına dikkat çeken Dr. Pelin Taş, tüm bu etkenler nedeniyle meslekte rekabetin de aynı ölçüde arttığının altını çiziyor: 'Bugün yalnızca psikoloji diplomasına sahip olmak, birçok çalışma alanında tek başına yeterli olmayabiliyor. Klinik deneyim, uygulama becerisi, etik yaklaşım, bilimsel altyapı ve nitelikli mesleki eğitimler artık psikologların en önemli fark yaratan özellikleri arasında yer alıyor. Mezuniyet sonrasında kendine yatırım yapan, bilimsel gelişmeleri takip eden ve sürekli öğrenmeye açık olan psikologlar meslek hayatında daha güçlü bir konuma geliyor. Bu nedenle tercih sürecine giden yolda tüm bu detayların bilinmesi ve ona göre yol alınması önem taşıyor.</p>

<p>Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktör Yardımcısı, Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, psikoloji bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların üniversite seçimlerini yaparken yalnızca bölüme yerleşmeyi değil, mezuniyet sonrasında yıllarca devam edecek eğitim ve gelişim sürecini de hesaba katmaları gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>'Meslek olarak psikolog olmak yalnızca insanları dinlemekten ibaret değildir. Psikolog olmak bilimsel bilgiye dayalı çalışmayı, etik ilkelere bağlı kalmayı, kendini sürekli geliştirmeyi ve yaşam boyu öğrenmeyi gerektiren bir meslektir. Bu nedenle psikoloji bölümünü tercih edecek adayların yalnızca mesleğin ilgi çekici yönlerini değil; beraberinde getirdiği emek, sabır ve sürekli gelişim sorumluluğunu da değerlendirmeleri gerekir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 00:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez.webp" type="image/jpeg" length="14965"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GLP-1 ilaçları pankreas kanseri riskini azaltabilir... Uzmandan 'umut verici ama erken' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ASCO GI 2026'da sunulan yaklaşık 95 bin kronik pankreatit hastasını kapsayan araştırmada, GLP-1 kullanan bireylerde pankreas kanseri gelişme riskinin yaklaşık yüzde 50 daha düşük olduğu bildirildi. Uzmanlar ise bulguların umut verici olmakla birlikte, henüz tedavi uygulamalarını değiştirecek düzeyde olmadığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, ASCO GI 2026 Kongresi'nde paylaşılan yeni araştırma sonuçlarının, GLP-1 grubu ilaçların pankreas kanseri riskini azaltabileceğine işaret ettiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık 95 bin kronik pankreatit hastasının değerlendirildiği çalışmada, GLP-1 kullanan bireylerde pankreas kanseri gelişme riskinin kullanmayanlara göre yaklaşık yüzde 50 daha düşük bulunduğunu belirten Yıldırım, pankreas kanserinin halen en ölümcül kanser türlerinden biri olduğunu hatırlattı.</p>

<p>Ancak araştırmanın retrospektif, yani geçmiş hasta kayıtlarının incelendiği gözlemsel bir çalışma olduğunun altını çizen Yıldırım, 'Bu nedenle GLP-1 ilaçlarının pankreas kanserini doğrudan önlediğini söylemek için henüz erken. Bulgular umut verici olsa da klinik uygulamayı değiştirecek düzeyde değil' dedi.</p>

<p><strong>RİSK YÜKSEK OLAN HASTALARDA DİKKAT ÇEKİCİ SONUÇ</strong></p>

<p>Prof. Dr. Yıldırım, kronik pankreatit ve tip 2 diyabet hastalarının pankreas kanseri açısından yüksek risk grubunda yer aldığını belirterek, araştırmada risk azalmasının özellikle bu gruplarda görülmesinin önemli bir bulgu olduğunu ifade etti. Kronik pankreatitte uzun süreli iltihaplanmanın, tip 2 diyabette ise insülin direnci ve kronik inflamasyonun kanser gelişimine zemin hazırlayabildiğini dile getiren Yıldırım, GLP-1 ilaçlarının bu süreçleri olumlu yönde etkileyebileceğinin değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p><strong>OBEZİTE VE İNFLAMASYON ETKİSİ ARAŞTIRILIYOR</strong></p>

<p>GLP-1 ilaçlarının olası koruyucu etkisinin henüz kesinleşmediğini belirten Yıldırım, araştırmacıların özellikle obezitenin azaltılması, insülin direncinin düzeltilmesi ve kronik inflamasyonun baskılanması üzerinde durduğunu kaydetti. Özellikle kronik inflamasyonun azaltılmasının pankreas kanseri riskinde rol oynayabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>ASCO 2026 Kongresi'nde sunulan diğer analizlerde de GLP-1 agonistlerinin yalnızca pankreas kanseri değil, obeziteyle ilişkili bazı kanser türlerinde metastatik hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceğine ilişkin ön bulguların paylaşıldığını aktaran Yıldırım, bu ilaçların artık sadece diyabet ve obezite tedavisinde değil, kanser biyolojisi açısından da yakından incelendiğini söyledi.</p>

<p>Mevcut kanıtların büyük bölümünün gözlemsel çalışmalardan elde edildiğini hatırlatan Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, farklı ülkelerde yapılacak uzun süreli, prospektif ve randomize kontrollü çalışmaların sonuçlarının beklenmesi gerektiğini vurguladı. Bugün için pankreas kanserinden korunmanın en etkili yolunun sigarayı bırakmak, sağlıklı kiloyu korumak, diyabeti kontrol altında tutmak ve kronik pankreatit gibi hastalıkların düzenli takibini yaptırmak olduğunu belirten Yıldırım, ailesinde pankreas kanseri öyküsü bulunan veya genetik risk taşıyan kişilerin de uzman merkezlerde değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Yıldırım, 'GLP-1 ilaçları bugün için pankreas kanserinden korunma amacıyla kullanılmamalı. Ancak ilk kez, yaygın kullanılan metabolik bir tedavinin bu ölümcül kanser türünde koruyucu rol oynayabileceğine dair güçlü bilimsel sinyaller görüyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 00:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="38873"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Dijital Obezite' uyarısı! Fazla içerik tüketimi beyni yoruyor]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/dijital-obezite-uyarisi-fazla-icerik-tuketimi-beyni-yoruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/dijital-obezite-uyarisi-fazla-icerik-tuketimi-beyni-yoruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve kısa video içerikleri günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelirken uzmanlar 'dijital obezite' konusunda uyarıyor. İhtiyaçtan fazla dijital içerik tüketimi zamanla dikkat, hafıza ve ödül sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı Dr. Öğr. Üyesi Özgün Arda Kuş, son yıllarda giderek yaygınlaşan 'dijital obezite' kavramına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Dijital obeziteyi, kişinin ihtiyaç duyduğundan çok daha fazla dijital içerik tüketmesi ve bunun günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlaması olarak tanımlayan Kuş, sosyal medya akışında uzun süre vakit geçirilmesi, kısa videolar arasında zamanın fark edilmeden harcanması ve gereksiz bilgi tüketiminin bu durumun en yaygın örnekleri olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>'HER DİJİTAL OBEZİTE BAĞIMLILIK DEĞİLDİR'</strong></p>

<p>Dijital obezite ile dijital bağımlılığın aynı kavramlar olmadığını vurgulayan Kuş, dijital bağımlılıkta kişinin ekran kullanımını kontrol edemediğini ve dijital ortamdan uzak kaldığında kaygı yaşadığını belirtti. Ancak dijital obezitenin de uzun vadede dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, verim kaybı ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sorunlara yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>'ÇOK ŞEY GÖRÜYORUZ AMA AZINI HATIRLIYORUZ'</strong></p>

<p>Sürekli dijital içerik tüketiminin beynin dikkat, hafıza ve ödül sistemini etkilediğini dile getiren Kuş, özellikle kısa video içeriklerinin odaklanma süresini azalttığını söyledi. Yoğun bilgi akışının hafızayı da olumsuz etkilediğini belirten Kuş, insanların çok fazla içerik görmelerine rağmen bunların çok azını hatırlayabildiğine dikkat çekti.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/17/1784278968-zg-n-arda-ku-1-002-1784292694-180-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dijital obezitenin en yaygın belirtileri arasında sürekli telefonu kontrol etme ihtiyacı, ekran başında planlanandan daha fazla zaman geçirme, uyku düzensizliği ve gerçek yaşam aktivitelerinden uzaklaşmanın yer aldığını kaydeden Kuş, çocuklar, ergenler ve genç yetişkinlerin bu konuda daha büyük risk altında olduğunu söyledi. Dijital tüketimin dengelenebilmesi için ekran süresinin takip edilmesi gerektiğini belirten Kuş, bildirimlerin azaltılması, belirli saatlerin 'ekransız zaman' olarak planlanması ve sosyal medyanın bilinçli kullanılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Ailelere de önemli görevler düştüğünü vurgulayan Kuş, çocukların söylenenden çok gördüklerini örnek aldığını belirterek, ebeveynlerin ekran kullanımı konusunda rol model olması gerektiğini söyledi. Çocukların spor, sanat ve sosyal etkinliklere yönlendirilmesinin dijital yaşam ile gerçek yaşam arasında sağlıklı denge kurulmasına katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/dijital-obezite-uyarisi-fazla-icerik-tuketimi-beyni-yoruyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 01:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/dijital-obezite-uyarisi-fazla-icerik-tuketimi-beyni-yoruyor.webp" type="image/jpeg" length="72873"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarının gizli astım tehlikeleri... Polen, klor, nem, mangal dumanına karşı dikkat!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, yaz aylarında astımlı çocuklarda şikâyetleri artırabilecek polen, klima kullanımı, nem, yoğun egzersiz, enfeksiyonlar ve kapalı havuz ortamlarına karşı aileleri uyardı. Düzenli tedavi ve çevresel önlemlerle çocukların sağlıklı bir yaz geçirebileceği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz aylarında artan sıcaklık, nem ve çevresel faktörler astımlı çocukların solunum yollarını olumsuz etkileyebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, ailelerin bu dönemde astımı tetikleyebilecek etkenlere karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Astımın kontrol altında tutulabilmesi için düzenli doktor takibinin ve tedaviye devam edilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Bari, doktor önerisi olmadan ilaçların bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Astımlı çocukların yaz aylarında da rahatlatıcı ilaçlarını ve inhalerlerini yanlarında bulundurmaları gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>POLENLER ASTIMI TETİKLEYEBİLİYOR</strong></p>

<p>Yaz aylarında en önemli tetikleyicilerden birinin polenler olduğunu belirten Dr. Bari, özellikle alerjik astımı bulunan çocuklarda polenlerin solunum yollarında daralmaya, mukus artışına ve astım belirtilerine yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Polen yoğunluğunun fazla olduğu sabah erken saatlerde pencerelerin kapalı tutulması, dışarı çıkılması gerekiyorsa maske kullanılması ve araçlarda polen filtresi tercih edilmesi önerildi. Yaz sonunda çim biçme gibi faaliyetlerden de kaçınılması gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>YANLIŞ KLİMA KULLANIMI RİSKE YOL AÇABİLİR</strong></p>

<p>Klima kullanımının sıcak havalarda konfor sağladığını ancak yanlış kullanımın astımı tetikleyebileceğini ifade eden Dr. Bari, düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde biriken toz ve küflerin alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini söyledi. Klimanın ortamı aşırı soğutmaması gerektiğini belirten Bari, ideal sıcaklığın yaklaşık 22-24 derece arasında tutulmasını ve filtrelerin düzenli temizlenmesini önerdi.</p>

<p><strong>MANGAL DUMANI, KÜF VE NEMDEN UZAK DURUN</strong></p>

<p>Yaz aylarında tercih edilen piknik alanlarında bulunan mangal dumanı, egzoz gazları, nemli bölgelerdeki küf ve mantarların da astımı tetikleyebileceği uyarısı yapıldı.</p>

<p>Uzmanlar, astımlı çocukların sigara, mangal ve egzoz dumanından uzak tutulmasını, rutubetli ve güneş almayan alanlar yerine kuru ve hava akımı olan bölgelerin tercih edilmesini önerdi.</p>

<p><img height="610" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/12/1783664483-dr-mran-bar-1783864479-387-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Sporun astımlı çocuklar için faydalı olduğunu ancak aşırı yoğun aktivitelerin risk oluşturabileceğini belirten Dr. İmran Bari, yoğun egzersiz sırasında ağızdan solunum yapılmasının bronşlarda kuruluk ve daralmaya neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Sporun sabah erken veya akşam saatlerinde yapılması, egzersiz öncesinde ısınmaya zaman ayrılması ve gerekli ilaçların ihmal edilmemesi gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>VİRÜS VE BAKTERİLERE KARŞI HİJYEN ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Yaz aylarında seyahatler ve kalabalık ortamların enfeksiyon riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Bari, virüs ve bakterilerin astımlı çocuklarda hava yolu hassasiyetini artırarak nefes darlığına yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Ailelere el hijyenine dikkat etmeleri, hasta kişilerle yakın teması azaltmaları, gerekli durumlarda maske kullanmaları ve çocukların aşılarını düzenli yaptırmaları önerildi.</p>

<p><strong>NEM ORANI VE KAPALI HAVUZLARA DİKKAT</strong></p>

<p>Yüksek nem oranının astımlı çocuklarda nefes almayı zorlaştırabileceğini belirten uzmanlar, evlerde ideal nem oranının yüzde 40-50 arasında tutulmasını önerdi. Kapalı havuzlarda kullanılan klorun bazı çocuklarda astım atağını tetikleyebileceği belirtilirken, yoğun klor kokusu bulunan, yeterince havalandırılmayan ve kalabalık havuzlardan kaçınılması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Dr. İmran Bari, çevresel faktörlere karşı önlem alındığında ve tedavi düzenli sürdürüldüğünde astımlı çocukların da sağlıklı ve keyifli bir yaz mevsimi geçirebileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 01:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat-1783864583-514-large.webp" type="image/jpeg" length="64393"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan burun ameliyatı sonrası yaz uyarısı: İlk 6 ay güneşten korunmak önemli]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/uzmandan-burun-ameliyati-sonrasi-yaz-uyarisi-ilk-6-ay-gunesten-korunmak-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/uzmandan-burun-ameliyati-sonrasi-yaz-uyarisi-ilk-6-ay-gunesten-korunmak-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında burun ameliyatı olmanın artık geçmişteki kadar riskli olmadığını belirten uzmanlar, gelişen cerrahi teknikler sayesinde mevsimin ameliyat başarısını belirleyen bir unsur olmaktan çıktığını söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında burun estetiği ve burun ameliyatı yaptırmak isteyen hastaların en çok merak ettiği konuların başında iyileşme süreci geliyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, gelişen cerrahi teknikler sayesinde yaz aylarında da burun ameliyatlarının güvenle yapılabildiğini belirterek, özellikle ameliyat sonrası güneş, deniz, havuz ve gözlük kullanımı konusunda dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.</p>

<p>Geçmiş yıllarda sıcak hava ve kullanılan eski tampon sistemleri nedeniyle yaz aylarında burun ameliyatlarının daha az tercih edildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, günümüzde cerrahi yöntemler ve ameliyat sonrası bakım imkanlarının gelişmesiyle bu durumun değiştiğini söyledi.</p>

<p>Rahimi, “Eskiden yaz aylarında büyük burun ameliyatları çok tercih edilmezdi. Kanama riski daha yüksekti, kullanılan tamponlar hastalar için daha konforsuzdu. Sıcak hava nedeniyle buruna uygulanan bantların çıkması gibi sorunlar da yaşanabiliyordu. Ancak günümüzde teknoloji çok ilerledi. Daha konforlu tampon sistemleri kullanılıyor, kanama riski azaldı. Bu nedenle yaz ya da kış olması ameliyat açısından belirleyici bir fark oluşturmuyor” dedi.</p>

<p><strong>EN BÜYÜK RİSK GÜNEŞ IŞINLARI</strong></p>

<p>Burun ameliyatı sonrası en önemli konunun güneşten korunmak olduğunu vurgulayan Rahimi, ameliyat sırasında burun derisinin kaldırılıp yeniden şekillendirildiğini ve iyileşme döneminde cildin alt dokulara yeniden uyum sağlaması gerektiğini belirtti.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/09/1783601057-ali-rahimi-1783613858-622-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Yoğun güneş ışığına maruz kalmanın burunda renk değişikliklerine yol açabileceğini ifade eden Rahimi, “Ameliyat sonrası ilk 6 ay boyunca güneşten mümkün olduğunca korunmak gerekir. Doğrudan güneş ışığına maruz kalınmamalı, geniş siperlikli şapka kullanılmalı, yüksek koruma faktörlü güneş kremi uygulanmalı ve mümkün olduğunca gölgede kalınmalı.” dedi.</p>

<p>Deniz tatili konusunda da dikkatli olunması gerektiğini belirten Rahimi, özellikle ilk 6 aylık dönemde burun cildinin güneşten korunmasının başarılı bir iyileşme süreci için büyük önem taşıdığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burun kemiklerinin ameliyat sonrasında yeniden şekillendiğini ve bu sürecin korunması gerektiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, gözlük kullanımına da dikkat çekti. Rahimi, “Özellikle ağır ve kalın çerçeveli gözlükler bu dönemde tercih edilmemeli. Bu tür gözlükler burun kemiğine baskı yapabilir ve küçük darbeleri doğrudan buruna iletebilir” ifadelerini kullandı. Güneş gözlüklerinin de iyileşme döneminde sorun oluşturabileceğini belirten Rahimi, gözlüğün burunun bazı bölgelerini gölgede bırakıp bazı bölgelerini güneşe maruz bırakabileceğini ve bunun renk farklılıklarına neden olabileceğini söyledi. Rahimi, “Bu nedenle iyileşme döneminde güneş gözlüğü kullanımını önermiyoruz. Numaralı gözlük kullanmak zorunda olan hastaların ise ameliyat öncesinde kontakt lens kullanımına alışmaları faydalı olabilir” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/uzmandan-burun-ameliyati-sonrasi-yaz-uyarisi-ilk-6-ay-gunesten-korunmak-onemli</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/uzmandan-burun-ameliyati-sonrasi-yaz-uyarisi-ilk-6-ay-gunesten-korunmak-onemli-1783613889-155-large.webp" type="image/jpeg" length="43601"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kavurucu sıcak uyarısı: Bu belirtilere dikkat!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/kavurucu-sicak-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/kavurucu-sicak-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi, artan sıcaklıklar nedeniyle yurttaşları uyararak özellikle risk grubundaki bireylerin dikkat etmesi gereken önlemleri hatırlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı yetkilileri, etkisini gün geçtikçe daha da artıran sıcak hava dalgasına karşı yurttaşlara önemli uyarılarda bulunarak; özellikle risk grubunda olan yaş almışlar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar, hamileler ve bakıma ihtiyaç duyan bireylerin dikkat etmesi gereken önlemleri hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify">Mersin'de yaz mevsiminin etkisini artırmasıyla birlikte, hava sıcaklıkları da mevsim normallerinin üzerine çıkmaya başladı. Gün içerisinde hissedilen sıcaklığın daha da yükselmesi, özellikle risk grubunda yer alan yurttaşlar açısından çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify">Yurttaşların sıcak çarpması, sıvı kaybı ve güneşin zararlı etkileri gibi durumlardan korunması adına uyarılarda bulunan Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı yetkilileri, özellikle günün en sıcak saatlerinde koruyucu önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify">Güneş ışınlarının zararlı etkilerine bağlı rahatsızlıklara karşı önerileri sıralayan Büyükşehir Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı yetkilileri, olası risklerin en aza düşürülmesini amaçlıyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify"><strong>DR. SAMRAY: 'GÜNDE EN AZ 2-3 LİTRE SIVI TÜKETEREK, AŞIRI SIVI KAYBI ÖNLENMELİ'</strong></p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify">Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı'nda görev yapan Dr. Özge Samray, son günlerde artan sıcaklıklar yüzünden, özellikle sıcak çarpması riskinin artış gösterdiğini belirtti.</p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify">Sıcak çarpmasının belirtileri hakkında bilgi veren Dr. Samray, 'Sıcak çarpması; 40 derecenin üzerinde ateş, çarpıntı, bulantı, kusma, zihin bulanıklığı gibi semptomlarla kendini gösteriyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing" style="text-align:justify">Bu durumda bazı koruyucu önlemler alınması gerekir. Yurttaşlar giyimlerinde pamuklu kumaşlar tercih etmeli ve sıvı tüketimine mümkün olduğunca dikkat edilmeli. Günde en az 2-3 litre sıvı tüketilmesini öneriyoruz' dedi. Araç kullanan yurttaşlara da önemli uyarı ve tavsiyelerde bulunan Dr. Samray; yaş almışların, çocukların ve evcil hayvanların, kliması çalışmayan araçlarda bırakılmaması gerektiğini vurgularken, patlama riski olan malzemelerin de araçtan çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/kavurucu-sicak-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/kavurucu-sicak-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="47626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın belirginleşen bacak damarlarına dikkat! Uzmanlardan toplardamar yetmezliği uyarısı]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/yazin-belirginlesen-bacak-damarlarina-dikkat-uzmanlardan-toplardamar-yetmezligi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/yazin-belirginlesen-bacak-damarlarina-dikkat-uzmanlardan-toplardamar-yetmezligi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında daha görünür hale gelen ince mor, kırmızı ve mavi damarlar sadece estetik bir sorun olmayabilir. Uzmanlar, sonradan ortaya çıkan ve giderek belirginleşen damarların toplardamar yetmezliğinin ilk belirtisi olabileceğini belirterek, kesin tanı için doppler ultrasonografinin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında şort, etek, mayo ve bikini gibi kıyafetlerin daha sık tercih edilmesiyle birlikte bacaklardaki ince damarlar daha belirgin hale geliyor. Birçok kişi bu görüntüyü yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirirken, uzmanlar altta yatan ciddi damar hastalıklarının gözden kaçırılmaması gerektiği uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Murat Kadan, özellikle sonradan ortaya çıkan veya zamanla artış gösteren ince damarların, toplardamar yetmezliğinin ilk belirtilerinden biri olabileceğini söyledi. Erken tanının hastalığın ilerlemesini önlediğini belirten Kadan, gereksiz kozmetik uygulamalardan önce mutlaka uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>8 BELİRTİYE DİKKAT</strong></p>

<p>Prof. Dr. Kadan, toplardamar kapakçıklarının görevini yerine getirememesi sonucu gelişen venöz yetmezliğin yalnızca ince damar görünümüyle sınırlı kalmayabileceğini ifade ederek; bacak damarlarında belirginleşme, ağrı, şişlik, kaşıntı, gece krampları, ciltte renk değişikliği, ciltte sertleşme ve iyileşmeyen yaralarla ilgili belirtilere dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Kadan, dışarıdan görülen damarların hastalığın yalnızca görünen kısmı olabileceğini söyledi.</p>

<p>Bacak damarlarının değerlendirilmesinde gözle yapılan muayenenin her zaman yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Kadan, derindeki toplardamarların ve kapakçıkların durumunun venöz doppler ultrasonografi ile ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini ifade etti. Uluslararası kılavuzların da varis ve toplardamar hastalıklarının tanı ve tedavi planlamasında doppler ultrasonografiyi temel yöntem olarak önerdiğini hatırlattı.</p>

<p>Tedavi yönteminin hastanın damar yapısına ve hastalığın nedenine göre planlanması gerektiğini belirten Kadan, yüzeyel veya köpük skleroterapi, cilt üzerinden lazer uygulamaları ve büyük toplardamarlara yönelik girişimsel tedavilerin uygun hastalarda tercih edilebildiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/yazin-belirginlesen-bacak-damarlarina-dikkat-uzmanlardan-toplardamar-yetmezligi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/yazin-belirginlesen-bacak-damarlarina-dikkat-uzmanlardan-toplardamar-yetmezligi-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="98868"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nca yönetmeliği yayımlandı... Esenlik merkezlerine yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/saglik-bakanliginca-yonetmeligi-yayimlandi-esenlik-merkezlerine-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/saglik-bakanliginca-yonetmeligi-yayimlandi-esenlik-merkezlerine-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı 'Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği' Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle esenlik merkezleri ve ünitelerinin açılış, ruhsatlandırma, personel, hizmet standartları ve denetimine ilişkin kurallar ilk kez kapsamlı şekilde düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle, bireylerin sağlıklı yaşam alışkanlıklarını desteklemeye yönelik hizmet sunacak esenlik merkezleri ve ünitelerinin çalışma esasları netleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni yönetmelikle birlikte, Türkiye'de hızla yaygınlaşan esenlik ve sağlıklı yaşam merkezlerinin faaliyetleri ilk kez kapsamlı bir mevzuat çerçevesine kavuşturulmuş oldu.</p>

<p>Yönetmeliğe göre esenlik merkezlerinde tedavi amacı taşımayan, sağlıklı yaşamı destekleyen çok sayıda hizmet sunulabilecek. Bunlar arasında fizyoterapi, ergoterapi, dil ve konuşma terapisi, psikolojik destek, beslenme danışmanlığı, meditasyon, rehabilitasyon, hidroterapi, balneoterapi, tuz terapisi (haloterapi), güneş terapisi, uyku sağlığı hizmetleri, sanat terapileri, egzersiz programları ile Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamaları yer alacak.</p>

<p><strong>RUHSAT ZORUNLULUĞU GETİRİLDİ</strong></p>

<p>Yönetmelikle, esenlik merkezi veya ünitesi açacak gerçek ve tüzel kişilerin İl Sağlık Müdürlüklerinden ruhsat alması zorunlu hale getirildi. Ruhsat alan merkezlerin en geç 6 ay içinde faaliyete başlaması gerekecek. Bu süre içinde hizmet vermeyen merkezlerin ruhsatları iptal edilecek.</p>

<p>Yeni düzenlemeye göre; müstakil esenlik merkezlerinin en az 500 metrekare kapalı alana sahip olması, esenlik ünitelerinin ise en az 300 metrekare kapalı alanda ve müstakil girişe sahip olarak faaliyet göstermesi gerekecek. Konaklama tesisleri, spor kulüpleri ile yaşlı ve engelli bakım merkezleri de gerekli izinleri almak şartıyla bünyelerinde esenlik merkezi veya ünitesi açabilecek.</p>

<p>Her merkez ve ünitede bir mesul müdür görevlendirilmesi zorunlu olacak. Ayrıca tüm merkezlerde acil müdahale odası bulunacak ve olası acil durumlarda sevk yapılabilmesi için bir hastane veya uygun sağlık kuruluşuyla iş birliği yapılması gerekecek.</p>

<p><strong>ÜRÜN SATIŞI YASAKLANDI</strong></p>

<p>Yönetmelik kapsamında dikkat çeken düzenlemelerden biri de merkezlerde herhangi bir ürün satışının yasaklanması oldu. Ayrıca ruhsat almadan faaliyet gösterilemeyecek, hizmetler merkez dışına taşınamayacak ve kişi mahremiyeti ile kişisel sağlık verilerinin korunmasına ilişkin hükümler titizlikle uygulanacak.</p>

<p>Merkezlerde sunulan tüm hizmetler elektronik ortamda kayıt altına alınacak ve kişisel sağlık verileri ilgili mevzuat çerçevesinde Sağlık Bakanlığı'nın merkezi sağlık veri sistemine aktarılacak.</p>

<p>Yönetmeliğe aykırı faaliyet gösteren merkezlere idari yaptırımlar uygulanacak. Denetimlerde sağlık ve güvenliği tehlikeye düşüren durumların tespit edilmesi halinde merkezin faaliyeti eksiklik giderilinceye kadar durdurulabilecek. Gerçeğe aykırı belge sunulması veya yanıltıcı bilgi verilmesi durumunda ise ruhsat iptal edilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/saglik-bakanliginca-yonetmeligi-yayimlandi-esenlik-merkezlerine-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 14:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/07/saglik-bakanliginca-yonetmeligi-yayimlandi-esenlik-merkezlerine-yeni-donem.webp" type="image/jpeg" length="18289"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK'dan SUT'ta kapsamlı değişiklik... Obezite ameliyatı, akciğer rehabilitasyonu ve kanser tedavilerine yeni kurallar]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/sgkdan-sutta-kapsamli-degisiklik-obezite-ameliyati-akciger-rehabilitasyonu-ve-kanser-tedavilerine-yeni-kurallar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/sgkdan-sutta-kapsamli-degisiklik-obezite-ameliyati-akciger-rehabilitasyonu-ve-kanser-tedavilerine-yeni-kurallar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmî Gazete'de yayımlanan düzenlemeyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)'nde önemli değişikliklere gitti. Obezite cerrahisinden pulmoner rehabilitasyona, prostat kanseri tedavilerinden nadir hastalıklarda kullanılan ilaçlara kadar birçok alanda yeni geri ödeme ve uygulama kriterleri getirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sağlık Uygulama Tebliği'nde kapsamlı değişiklikler yaptı.</p>

<p>Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğle birlikte sağlık hizmetlerinin geri ödeme koşulları yeniden düzenlenirken, bazı tedavi ve ilaçlara ilişkin önemli kriterler de güncellendi.</p>

<p>Düzenlemenin en dikkat çeken başlıklarından biri obezite cerrahisi oldu. Buna göre, SGK'nın obezite ameliyatı ödemelerinde uygulanacak şartlar netleştirildi. Vücut kitle indeksi (VKİ) 40'ın üzerinde olan hastalar için sağlık kurulu raporu zorunlu tutulurken, VKİ 35-40 arasında olup ek hastalığı bulunan kişilerde ise en az 6 aylık yaşam tarzı değişikliği veya medikal tedaviye rağmen kilo verilemediğinin belgelenmesi gerekecek. Ameliyatların yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş merkezlerde gerçekleştirilebileceği hükme bağlandı.</p>

<p>Tebliğle birlikte ilk kez pulmoner rehabilitasyon tedavisi ayrı bir başlık altında düzenlendi. KOAH, amfizem, astım, bronşektazi, kronik solunum yetmezliği ve akciğer nakli öncesi veya sonrası gibi birçok hastalıkta uygulanacak rehabilitasyon hizmetleri SGK tarafından karşılanacak. Hastalar için yılda 30 seansa kadar tedavi ödenirken, tıbbi gereklilik halinde belirli şartlarla ilave 30 seans daha karşılanabilecek.</p>

<p>Kanser tedavilerinde de önemli yenilikler yer aldı.</p>

<p>Prostat kanserinde kullanılan Actinyum-225 PSMA tedavisi ilk kez geri ödeme kapsamına alınırken, bu tedavinin yalnızca üçüncü basamak kamu sağlık kuruluşlarında ve belirlenen klinik kriterleri taşıyan hastalara uygulanması şartı getirildi.</p>

<p>Nadir hastalıkların tedavisinde kullanılan ravulizumab etken maddeli ilacın geri ödeme kapsamı da genişletildi. İlaç; Paroksismal Noktürnal Hemoglobinüri (PNH) ve belirli kriterleri sağlayan Nöromiyelitis Optika Spektrum Bozukluğu (NMOSB) hastalarının tedavisinde SGK tarafından karşılanacak. Tedavi öncesinde meningokok aşısının tamamlanması şartı da getirildi.</p>

<p>Öte yandan, spinal musküler atrofi (SMA) hastalarında tek seferlik uygulanan gen tedavisinin ardından nusinersen veya risdiplam kullanımının SGK tarafından artık karşılanmayacağı hüküm altına alındı.</p>

<p>Tebliğle ayrıca toplum ruh sağlığı merkezleri, çocuk ve genç ruh sağlığı merkezleri, evde sunulan diş tedavileri, fizik tedavi uygulamaları ile çok sayıda tıbbi malzeme ve ilaç listesinde de güncellemeye gidildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenlemenin bazı hükümleri Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girerken, fizik tedavi, pulmoner rehabilitasyon ve bazı işlem kodlarına ilişkin değişiklikler ise 5, 10 ve 30 iş günü içinde kademeli olarak uygulanmaya başlanacağı kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/sgkdan-sutta-kapsamli-degisiklik-obezite-ameliyati-akciger-rehabilitasyonu-ve-kanser-tedavilerine-yeni-kurallar</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/sgkdan-sutta-kapsamli-degisiklik-obezite-ameliyati-akciger-rehabilitasyonu-ve-kanser-tedavilerine-yeni-kurallar.webp" type="image/jpeg" length="92146"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karpuzdan eriğe ideal porsiyon önerileri]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/karpuzdan-erige-ideal-porsiyon-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/karpuzdan-erige-ideal-porsiyon-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, yaz aylarında sık tüketilen 6 meyvenin sağlık üzerindeki etkilerini ve ideal tüketim miktarlarını açıkladı. Su oranı yüksek karpuzdan antioksidan zengini üzüme kadar birçok meyve, doğru porsiyonlarda tüketildiğinde sağlığa katkı sağlayabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının vazgeçilmez meyveleri, içerdikleri vitamin, mineral ve antioksidanlarla sağlıklı beslenmede önemli bir yer tutuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, yaz meyvelerinin faydalarını ve tüketilmesi gereken ideal porsiyonları değerlendirdi. Eren, özellikle sıcak havalarda su içeriği yüksek meyvelerin vücudun sıvı ihtiyacının karşılanmasına destek olduğunu belirterek, porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>KARPUZ: SIVI DESTEĞİ VE ANTİOKSİDAN KAYNAĞI</strong></p>

<p>Yüzde 90'ın üzerinde su içeren karpuzun yaz aylarında vücudun sıvı dengesine katkı sağladığını belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak kalınlığında iki dilim olduğunu ifade etti.</p>

<p>A, B6 ve C vitamini bakımından zengin olan karpuzun, potasyum ve magnezyum içeriğiyle kas kramplarının hafifletilmesine yardımcı olabileceği belirtildi. Kırmızı rengini veren likopenin ise kalp-damar sağlığı başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına karşı koruyucu etkiler gösterebildiği aktarıldı.</p>

<p><img height="767" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/28/1782471689-asm-deryaeren-gorseli-1782641229-534-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>KİRAZ: KONTROLLÜ TÜKETİM ÖNERİLİYOR</strong></p>

<p>Kiraz için önerilen ideal porsiyonun 13-15 adet iri boy olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, bu meyvenin vitamin ve mineral içeriğiyle sağlıklı beslenmeye katkı sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Çileğin C vitamini başta olmak üzere birçok vitamin ve mineral içerdiğini belirten Eren, ideal tüketim miktarının 7-8 iri veya 15 orta boy çilek olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çilekte bulunan ellagik asit, antosiyanin ve kuersetin gibi antioksidan bileşenlerin vücudu oksidatif strese karşı destekleyebileceği belirtilirken, alerjisi olan kişilerin dikkatli olması gerektiği vurgulandı.</p>

<p><strong>ÜZÜM: KALP VE DAMAR SAĞLIĞINA DESTEK</strong></p>

<p>Üzümün resveratrol, antosiyanin ve fenolik bileşenler açısından zengin olduğunu aktaran Eren, ideal porsiyonun 20 iri veya 25-30 küçük boy üzüm olduğunu belirtti.</p>

<p>Özellikle siyah üzümde bulunan resveratrolün kalp ve damar sağlığını destekleyici özellikleriyle öne çıktığını ifade eden Eren, yüksek glisemik indeks nedeniyle diyabet hastalarının porsiyon kontrolüne dikkat etmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong>KAVUN: SU VE LİF KAYNAĞI</strong></p>

<p>Kavunun yüksek su ve lif içeriğiyle sindirim sistemini desteklediğini belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak genişliği ve uzunluğunda iki dilim olduğunu söyledi. C vitamini, beta karoten, lutein ve zeaksantin gibi bileşenler içeren kavunun bağışıklık sistemi ve göz sağlığına katkı sağlayabileceği ifade edilirken, diyabetli bireylerin tüketim miktarına dikkat etmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>ERİK: SİNDİRİM SİSTEMİNİ DESTEKLİYOR</strong></p>

<p>Erik için önerilen ideal porsiyonun 9-10 adet olduğunu belirten Eren, yüksek lif içeriği sayesinde tokluk hissini artırdığını ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olabileceğini söyledi.</p>

<p>C, A ve K vitaminleri ile çeşitli mineraller içeren eriğin, bağışıklık sistemi, kemik sağlığı ve cilt sağlığı açısından da destekleyici özellikler taşıdığı aktarıldı.</p>

<p>Uzmanlar, yaz meyvelerinin sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olabileceğini ancak özellikle diyabet, tansiyon ve benzeri kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin porsiyon miktarlarına dikkat etmesi gerektiğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/karpuzdan-erige-ideal-porsiyon-onerileri</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 17:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/karpuzdan-erige-ideal-porsiyon-onerileri-1782641355-187-large.webp" type="image/jpeg" length="56864"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinde yeni dönem... Hastane eve taşınıyor!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinde-yeni-donem-hastane-eve-tasiniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinde-yeni-donem-hastane-eve-tasiniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri yeniden düzenlendi. Hizmetlerin koordinasyonu güçlendirilirken, başvurudan taburculuğa kadar tüm süreçler dijital sistemler üzerinden takip edilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin sunumuna ilişkin kapsamlı bir düzenlemeye imza attı.</p>

<p>Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik" ile hizmetlerin planlanması, koordinasyonu ve denetimine yönelik yeni esaslar belirlendi. Yeni düzenlemeyle evde sağlık hizmetleri ile palyatif bakım hizmetlerinin birinci basamak sağlık hizmetleri, hastaneler ve uzaktan sağlık uygulamalarıyla entegre şekilde yürütülmesi amaçlandı. Yönetmelik kapsamında, il sağlık müdürlükleri bünyesinde Evde Sağlık Koordinasyon Merkezleri (ESKOM) kurulacak ve hizmetlerin il genelindeki koordinasyonu bu merkezler tarafından sağlanacak.</p>

<p>Evde sağlık hizmeti başvuruları e-Nabız, çağrı merkezi ve diğer dijital kanallar üzerinden alınabilecek. Başvurular en geç üç gün içinde sonuçlandırılacak, uygun görülen hastalara ilk ev ziyareti aynı süre içinde gerçekleştirilecek.</p>

<p>Yönetmelikle birlikte evde sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek kişiler de netleştirildi. Cihaza, yatağa veya eve bağımlı hastalar ile yaşlılığı nedeniyle sağlık hizmetine erişimde güçlük yaşayan kişiler evde sağlık hizmetlerinden faydalanabilecek. Palyatif bakım hizmetlerinde de önemli değişikliklere gidildi. Hastanelerde açılacak palyatif bakım servislerinin yatak kapasitesi, nüfus ve bölgesel ihtiyaçlar dikkate alınarak planlanacak. Ayrıca çocuk hastalara yönelik özel palyatif bakım servisleri kurulabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni düzenleme kapsamında evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinde dijital kayıt sistemi zorunlu hale getirilirken, tüm süreçlerin elektronik ortamda izlenmesi ve raporlanması sağlanacak.</p>

<p>Hizmetlerin kalite standartları düzenli olarak denetlenecek, hasta güvenliği ve bakım sürekliliğinin artırılması hedeflenecek.</p>

<p>Öte yandan, mevcut evde sağlık ve palyatif bakım birimlerinin ise yeni düzenlemeye uyumlu şekilde yeniden tescil işlemlerini bir yıl içinde tamamlaması gerekecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinde-yeni-donem-hastane-eve-tasiniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 23:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinde-yeni-donem-1782216602-378-large.webp" type="image/jpeg" length="55393"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havalar mikropları çoğaltıyor... Havuzlar her zaman masum değil]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarının yalnızca tatil keyfini değil, enfeksiyon riskini de artırdığını belirten uzmanlar, sıcak ve nemli havaların bakterilerin hızla çoğalmasına neden olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte sağlık riski oluşturabilecek durumlar hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Yaz mevsiminin yalnızca insanlar için değil, hastalık yapıcı mikroorganizmalar için de uygun bir yaşam ortamı oluşturduğunu belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Sıcak ve nemli havalar birçok bakteri türünün çoğalmasını hızlandırır.” dedi.</p>

<p>Özellikle Salmonella, E. coli, Campylobacter, Shigella ve bazı Vibrio türlerinin yaz aylarında daha sık görüldüğünü vurgulayan Dr. Mamçu, “İyi pişirilmemiş etler, çiğ tavuk ürünleri, açıkta bekletilen yiyecekler ve hijyenik olmayan su kaynakları enfeksiyonların en önemli bulaş yolları arasında yer alır. Pikniklerde veya açık hava organizasyonlarında saatlerce güneş altında bekleyen yiyecekler de ciddi sağlık riski oluşturur. Sıcak havalarda gıdaların bozulma süresi önemli ölçüde kısalıyor. Güvenli görünen bir yiyecek bile kısa süre içerisinde enfeksiyon kaynağına dönüşebiliyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>YAZIN EN SIK KARŞILAŞILAN SORUNU GIDA ZEHİRLENMELERİ!</strong></p>

<p>Yaz döneminde acil servislere başvuruların önemli bir bölümünü gıda kaynaklı enfeksiyonların oluşturduğuna işaret eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, ateş ve halsizlik gibi belirtilerin hafife alınmaması gerekir.” dedi.</p>

<p>Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde sıvı kaybının çok daha hızlı gelişebildiğine dikkat çeken Dr. Mamçu, “Bazı vakalarda hastaneye yatış ve yoğun tedavi gereksinimi oluşabilir. Mayonez içeren ürünler, tavuk yemekleri, deniz ürünleri, krema bazlı tatlılar ve soğuk zinciri korunmamış gıdalar yaz aylarında ekstra dikkat gerektirir. Tüketicilerin özellikle açıkta satılan yiyeceklere karşı temkinli olması önerilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>SERİNLEMEK İÇİN GİRİLEN SULAR HASTALIK KAYNAĞINA DÖNÜŞEBİLİYOR!</strong></p>

<p>Yaz sıcaklarında serinlemek amacıyla tercih edilen bazı göl, dere ve kontrolsüz su kaynaklarının çeşitli enfeksiyonların bulaşmasına neden olabileceğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kirli sularda çok sayıda virüs, bakteri ve parazit bulunabilir. Norovirüs, Rotavirüs, Adenovirüs, Giardia ve Cryptosporidium gibi etkenler özellikle sindirim sistemi enfeksiyonlarına yol açabilir ve bu mikroorganizmalar ishal, kusma, karın ağrısı ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Sadece bağırsak enfeksiyonları değil, göz ve cilt enfeksiyonları da yaz döneminde artış gösterir. Güvenilir olmayan sularda yüzmek bazı kişilerde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.” dedi.</p>

<p><strong>HAVUZLAR HER ZAMAN MASUM DEĞİL!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplumda havuzların denize göre daha güvenli olduğu yönünde yaygın bir algı bulunduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Düzenli dezenfekte edilmeyen havuzlar enfeksiyon açısından önemli riskler taşır.” dedi.</p>

<p>Yetersiz klorlama yapılan havuzlarda kulak enfeksiyonları, göz enfeksiyonları, mantar hastalıkları ve çeşitli bağırsak enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü kaydeden Dr. Mamçu, “Özellikle çocuklar havuz suyunu yutmamalı. Aileler havuz seçiminde işletmenin hijyen uygulamalarını sorgulamalı. Ortak kullanım alanlarında kişisel havlu kullanımı da önemli bir koruyucu önlemdir.” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 01:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil-1781605977-782-large.webp" type="image/jpeg" length="56608"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gece giren krampa dikkat!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/gece-giren-krampa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/gece-giren-krampa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, 'Gece giren kramplar sıradan bir durum olarak görülmemeli.Özellikle kişiyi uykudan uyandıran ve sık tekrarlayan kramplar, dolaşım bozuklukları, sinir sıkışmaları veya metabolik problemlerin belirtisi olabilir' uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır konu hakkında bilgiler verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bacağınızı aniden kilitleyen, uykudan sıçrayarak uyandıran krampları hafife almayın. Sık tekrarlayan kramplar, sanıldığının aksine yalnızca yorgunluk veya susuzluk değil; bel fıtığından sinir sıkışmasına kadar birçok sağlık sorununun habercisi olabilir.</p>

<p>Sık tekrarlayan kas krampları yalnızca yorgunluk veya mineral eksikliğinden kaynaklanmayabilir.Bazı önemli sağlık sorunlarının ilk belirtisi olabilir.Kas krampı, kasın istemsiz ve ani şekilde kasılması sonucu ortaya çıkar.Kramp çoğunlukla baldır, ayak ve bacak kaslarında görülür. Birkaç saniye sürebileceği gibi dakikalar boyunca devam ederek kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilir.</p>

<p><strong>Her Krampın Sebebi Magnezyum Eksikliği Değil</strong></p>

<p>Toplumda kramplar genellikle magnezyum eksikliğiyle ilişkilendirilir. Magnezyum eksikliği önemli nedenlerden biri olsa da tek neden değildir. Potasyum ve kalsiyum eksiklikleri, yetersiz sıvı tüketimi, aşırı egzersiz, dolaşım bozuklukları ve sinir sistemi problemleri de kramp oluşumuna yol açabilir.</p>

<p><strong>Bel Fıtığı Krampla Kendini Gösterebilir</strong></p>

<p>Özellikle sık tekrarlayan bacak krampları bazı durumlarda bel kaynaklı sorunlardan kaynaklanabilir.Bel fıtığı veya sinir kökü basısı yaşayan kişilerde sadece ağrı değil, kaslarda istemsiz kasılmalar ve gece krampları da görülebilir. Bu nedenle sürekli aynı bölgede ortaya çıkan kramplar mutlaka değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>Gece Uykudan Uyandırıyorsa Dikkat !</strong></p>

<p>Gece giren kramplar sıradan bir durum olarak görülmemeli.Özellikle kişiyi uykudan uyandıran ve sık tekrarlayan kramplar, dolaşım bozuklukları, sinir sıkışmaları veya metabolik problemlerin belirtisi olabilir. Bu durumda yalnızca ağrıyı geçirmek yeterli değildir, neden araştırılmalıdır.</p>

<p>Kramp sırasında kasın yavaşça gerilmesi, hafif masaj uygulanması ve mümkünse kısa süre yürünmesinin rahatlama sağlayabileceğini belirten Doç. Dr. Ahmet İnanır, düzenli egzersiz, yeterli su tüketimi ve dengeli beslenmenin kramp riskini azaltabileceğini söyledi.</p>

<p>Kramplar sıklaşıyor, şiddetleniyor ya da uyuşma, güç kaybı ve hissizlik gibi belirtilerle birlikte görülüyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Çünkü bazen basit görünen bir kramp, altta yatan önemli bir sağlık sorununun ilk işareti olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/gece-giren-krampa-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 01:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/gece-giren-krampa-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="25342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cilt kanserine karşı güneşten korunmayı ihmal etmeyin!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, kontrolsüz güneş maruziyetinin cilt kanseri riskini artırdığına dikkat çekerek, özellikle 10.00-16.00 saatleri arasında güneşe çıkılmaması ve güneş koruyucunun günlük rutinin bir parçası haline getirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, cilt sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Uzmanlar, güneşin faydalarının yanı sıra kontrolsüz maruziyetin erken yaşlanmadan cilt kanserine kadar birçok soruna yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, güneş ışınlarının D vitamini sentezi, bağışıklık sistemi ve ruh sağlığı açısından önemli olduğunu ancak gerekli önlemler alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti.</p>

<p>Özellikle açık tenli, açık gözlü ve çilli bireylerin daha büyük risk altında olduğunu vurgulayan Ağırgöl, güneş yanıkları, kızarıklık ve su toplamasının yanı sıra kuruluk, kırışıklık ve cilt lekeleri gibi kalıcı hasarların da görülebildiğini ifade etti. Ağırgöl, eskiden daha çok ileri yaşlarda görülen cilt kanserinin, ozon tabakasındaki incelme nedeniyle günümüzde 30'lu yaşlarda da daha sık ortaya çıktığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="876" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/15/1781506838-dr-enay-a-irg-l-1781516305-465-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>EN RİSKLİ SAATLER: 10.00-16.00</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Şenay Ağırgöl, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı 10.00-16.00 saatleri arasında UV yoğunluğunun en yüksek seviyeye çıktığını belirterek, mümkün olduğunca bu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini kaydetti. Zorunlu durumlarda ise şapka, güneş gözlüğü ve gölge alanların tercih edilmesini önerdi.</p>

<p>Güneş koruyucu kullanımının yalnızca plajda değil, günlük yaşamın her anında sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Ağırgöl, en az SPF 30 koruma faktörlü ürünlerin tercih edilmesini tavsiye etti. Koruyucuların dışarı çıkmadan 15-30 dakika önce uygulanması ve gün içerisinde düzenli olarak yenilenmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>HER 2 SAATTE BİR YENİLENMELİ</strong></p>

<p>Güneş koruyucuların etkisini sürdürebilmesi için yaklaşık her iki saatte bir tekrar uygulanması gerektiğini ifade eden Ağırgöl, terleme, yüzme veya havluyla kurulanma sonrasında ise beklemeden yeniden sürülmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Uzmanlar, gölgede bulunmanın ya da havanın bulutlu olmasının güneşten tamamen korunduğu anlamına gelmediğini belirtiyor. Kum, su, beton ve açık renkli yüzeylerin UV ışınlarını yansıtarak cilde ulaşabildiğini söyleyen Ağırgöl, bulutlu havalarda da güneş koruyucu kullanımının sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>ŞAPKA, KIYAFET VE SU TÜKETİMİ ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Geniş kenarlı şapkalar ve uzun kollu, ince kıyafetlerin güneş ışınlarına karşı ek koruma sağladığını belirten Ağırgöl, yaz aylarında yeterli su tüketiminin de cildin nem dengesini koruyarak savunma mekanizmasını güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<p>Güneş koruyucuların etkili olabilmesi için yeterli miktarda uygulanması gerektiğini belirten Ağırgöl, yüz, boyun ve saçlı deri için yaklaşık bir tatlı kaşığı ya da iki parmak kuralının esas alınmasını önerdi. Ense, dudak ve ayak üstü gibi bölgelerin de ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 22:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin.webp" type="image/jpeg" length="83412"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarım ilaçları parkinson riskini artırabilir]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/tarim-ilaclari-parkinson-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/tarim-ilaclari-parkinson-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, Parkinson hastalığındaki artışın yalnızca yaşlanmayla açıklanamayacağını belirterek, tarım ilaçları, çevresel faktörler ve tekrarlayan kafa travmalarının hastalık riskini artırabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nöroloji Uzmanı Sultan Tarlacı, Parkinson hastalığının ortaya çıkışında çevresel etkenlerin rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Parkinson vakalarındaki artışın yaşlı nüfusun artış hızını aştığını belirten Tarlacı, özellikle tarım ilaçlarının hastalığın gelişiminde etkili olabileceğine yönelik bilimsel bulgular bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Parkinson hastalığının genellikle 50-55 yaşlarında ortaya çıktığını ifade eden Tarlacı, uzun yıllardır köylerde yaşayanlar, tarımla uğraşanlar ve kuyu suyu kullanan kişilerde hastalığın daha sık görüldüğünün bilindiğini kaydetti.</p>

<p><strong>'YAŞLANMA TEK BAŞINA AÇIKLAMIYOR'</strong></p>

<p>Parkinson vakalarındaki artışın yalnızca yaşlanmaya bağlanamayacağını vurgulayan Tarlacı, özellikle tarım ilaçlarıyla ilgili araştırmaların dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<p>California'da yürütülen çalışmalarda yaklaşık 21 farklı pestisitin, beyinde dopamin üreten hücrelere zarar verdiğinin gösterildiğini aktaran Tarlacı, bu hücrelerin söz konusu kimyasallara karşı oldukça hassas olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bazı tarım ilaçlarının Parkinson hastalığında rol oynayan beyin bölgeleri üzerinde seçici ve toksik etkiler oluşturduğuna dikkat çeken Tarlacı, bu nedenle konunun bireysel değil toplumsal bir sağlık sorunu olarak ele alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/31/1779456281-sultan-tarlac-1780233200-636-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Bazı uzmanların yaşanan artışı 'Parkinson epidemisi' olarak nitelendirdiğini belirten Tarlacı, tarım ilaçlarının bilinçli ve kontrollü kullanılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Domates başta olmak üzere bazı sebze ve meyvelerin pestisit kalıntılarını bünyelerinde tutabildiğine işaret eden Tarlacı, tarımsal üretimde denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>KUYU SULARI DA RİSK TAŞIYABİLİR</strong></p>

<p>Özellikle 'Paraquat' isimli tarım ilacının toprakta uzun süre kalabildiğini belirten Tarlacı, pestisitlerin yer altı sularına karışmasının da risk oluşturabileceğini söyledi. Geçmişte kuyu suyu kullanan kişilerde Parkinson hastalığının daha sık görülmesinin nedenlerinden birinin bu durum olabileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'BAKLA TEK BAŞINA TEDAVİ DEĞİL'</strong></p>

<p>Toplumda yaygın olarak bilinen 'bakla Parkinson'a iyi gelir' görüşüne de değinen Tarlacı, baklanın içerisinde dopaminle ilişkili bazı maddeler bulunduğunu ancak bunun ilaç tedavisinin yerini tutamayacağını ifade etti. Parkinson tedavisinde kullanılan 125 miligramlık bir L-Dopa kapsülüne eşdeğer etki için yaklaşık 5 kilogram taze bakla tüketilmesi gerektiğini belirten Tarlacı, bu nedenle ilaç tedavisinin çok daha etkili ve uygulanabilir bir yöntem olduğunu söyledi.</p>

<p>Parkinson riskini artıran faktörlerden birinin de tekrarlayan kafa travmaları olduğuna dikkat çeken Tarlacı, özellikle boks gibi spor dallarında alınan darbelerin beyinde zamanla biriken hasarlara yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>Bu tür mikrotravmaların Parkinson hastalığının yanı sıra bazı bunama türlerinin de daha erken ortaya çıkmasına katkıda bulunabileceğini ifade eden Tarlacı, efsanevi boksör Muhammad Ali'nin bu durumun en bilinen örneklerinden biri olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>PARKİNSON TİTREMESİ NASIL AYIRT EDİLİR?</strong></p>

<p>Parkinson hastalığının en belirgin belirtilerinden biri olan titremenin özelliklerine de değinen Tarlacı, Parkinson titremesinin genellikle istirahat hâlinde ortaya çıktığını anlattı. 'Para sayar' tarzında tanımlanan Parkinson titremesinin, kişi hareket etmeye başladığında çoğu zaman azaldığını veya kaybolduğunu belirten Tarlacı, buna karşılık esansiyel tremorun ise özellikle bir nesneye uzanırken veya kullanım sırasında arttığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/tarim-ilaclari-parkinson-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/tarim-ilaclari-parkinson-riskini-artirabilir.webp" type="image/jpeg" length="31432"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de öz bakım bilinci yetersiz! Eczacılar güvenin anahtarı]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haleon ve Ipsos Türkiye iş birliğiyle hazırlanan Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması, bireylerin öz bakım farkındalığının sınırlı olduğunu ve acil servislerin 'hızlı çözüm noktası' olarak görülmesinin sağlık sistemine yük getirdiğini ortaya koydu. Araştırma, eczacıların tüketiciler için kritik bir danışmanlık rolü üstlendiğini de gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tüketici sağlığı alanında dünya lideri Haleon, Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması sonuçlarını açıkladı. Araştırma, bireylerin öz bakım farkındalığının sınırlı olduğunu ve çoğunlukla yorgunluk veya rahatsızlık hissettiklerinde küçük tepkisel adımlar attıklarını ortaya koydu.</p>

<p>Öz bakımın en temel eylemleri arasında ağız ve diş bakımı, cilt bakımı ve psikolojik iyi hâli koruma yer alıyor. Son bir ayda en sık yapılan davranış ise günlük su tüketimine dikkat etmek oldu. Bunun yanı sıra dengeli beslenme, yürüyüş ve gıda takviyesi kullanımı öne çıktı. Ortalama uyku süresi 7 saat olarak ölçüldü. Araştırma, toplumun yüzde 50'sinin semptom ne olursa olsun doğrudan acil servise başvurabileceğini ortaya koydu. Bu yaklaşım, sağlık sistemi üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor.</p>

<p>Sağlık konularında en çok güvenilen kaynaklar doktorlar (yüzde 84) ve eczacılar (yüzde 79) olurken, sosyal medya ve fenomenler düşük güvenle öne çıkıyor. Tüketicilerin yüzde 57'si internette sağlık bilgisi aradığında eczacısına danışıyor. Eczaneler, yüzde 61 oranıyla danışmanlık kalitesi temel alınarak tercih ediliyor ve reçetesiz ürün seçiminde belirleyici rol oynuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/09/1780999669-haleon-ozbakimharitasi-2-1781011187-595-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Son bir yılda en sık görülen rahatsızlıklar soğuk algınlığı, kas/eklem ağrıları ve baş ağrısı/migren olarak belirlendi. Ağrı kesiciler en sık kullanılan ürünler olurken, soğuk algınlığı ilaçları 'kriz' ürünleri olarak öne çıktı.</p>

<p>Takviyeler alanında tüketicilerin yüzde 52'si günlük enerji ve zindeliklerini desteklemek için vitamin ve minerallere başvuruyor. En çok tercih edilen içerikler D vitamini, B12, C vitamini ve magnezyum oldu. Pandemi sonrası dönemde gıda takviyelerine talep yüzde 90 seviyesine ulaştı, temel vitamin ve minerallerin satın alınmasında yüzde 64 artış gözlendi. Geleneksel ev çözümleri de korunma ve filtreleme amacıyla kullanılmaya devam ediyor.</p>

<p>Araştırma, toplumun sağlık farkındalığı ile davranışları arasında ciddi bir uçurum olduğunu ortaya koydu. Örneğin, toplumun yüzde 44'ü yüksek stres seviyesini 'normal' olarak görürken, ruhsal sağlık konusunda profesyonel destek alanlar sadece yüzde 26 oldu. Kilo problemi kadınlar için sosyal bir yargılanma, erkekler için fiziksel işlevsellik meselesi olarak algılanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 22:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari.webp" type="image/jpeg" length="17648"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mutluluk bağırsaklarda mı?]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu'nda, sağlıklı yaşama katkıda bulunmak amacıyla 'Sindirim Sistemi Gerçekten 2'nci Beynimiz mi? Mutluluk Bağırsaklarda mı?' başlıklı bir seminer düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Baş'ın konuşmacı olarak yer aldığı seminer, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.</p>

<p>Doç. Dr. Baş, sindirim sistemi ile genel sağlık arasındaki ilişkiyi ele aldığı seminerde katılımcılarla güncel bilgileri paylaştı.</p>

<p>Seminerde bağırsak sağlığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Bilge Baş, şişkinlik, gaz, kabızlık ve ishal gibi sorunların bağırsak florasındaki bozulmaların habercisi olabileceğini belirtti. Bağırsakların bağışıklık sisteminde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Baş, sık hastalanma ve kronik yorgunluk gibi durumların da bağırsak sağlığıyla ilişkili olabileceğini paylaştı.</p>

<p>Sağlıklı bir bağırsak yapısının korunmasında beslenme çeşitliliğinin önemine değinen Baş, her farklı mikroorganizmanın farklı gıdalarla beslendiğini, bu nedenle tek tip beslenmenin bağırsaklardaki yararlı mikroorganizmaların çeşitliliğini azaltabileceğini söyledi. Mevsimsel gıdaların tüketilmesinin önemine de dikkat çeken Baş, fiziksel aktivite ve stres yönetiminin bağırsak sağlığını desteklediğini, gereksiz antibiyotik kullanımının ise yararlı bakterilere zarar verebildiğini ifade etti.</p>

<p>Seminerde ayrıca 'beyin sisi' olarak adlandırılan zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü ve unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösteren durumun da ele alındığı belirtildi. Katılımcılara bağırsak sağlığını korumaya yönelik öneriler sunulurken, insan vücudundaki yararlı bakterilerin desteklenmesi gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağırsak ve beyin arasındaki güçlü iletişimin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de paylaşan Doç. Dr. Baş, bağırsak florasınınruh hali, stres yönetimi ve genel yaşam kalitesi üzerindeki rolüne değindi. Baş, sağlıklı beslenmenin fiziksel olduğu kadar zihinsel sağlık açısından da önem taşıdığının altını çizdi.</p>

<p>Katılımcılar seminer sonunda sindirim sistemi hastalıkları, bağırsak sağlığını korumanın yolları ve günlük yaşamda uygulanabilecek beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi alma fırsatı bulurken, seminer soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/mutluluk-bagirsaklarda-mi.webp" type="image/jpeg" length="89290"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite ve tütün kullanımı artıyor, fiziksel aktivite düşüşte!]]></title>
      <link>https://www.maraspusula.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.maraspusula.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK'in açıkladığı 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre obezite oranı artarken, her gün tütün kullananların oranı da yükseldi. Fiziksel aktivite düzeyinin ise oldukça düşük olduğu ve büyük bir kesimin önerilen seviyede egzersiz yapmadığı görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları, toplum sağlığına ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Söz konusu veriler toplumda obezite, hareketsizlik ve tütün kullanımının önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini gösterdi.</p>

<p>Buna göre, boy ve kilo değerleri üzerinden hesaplanan vücut kütle indeksi sonuçlarında 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı 2022 yılında yüzde 20,2 iken 2025 yılında yüzde 21,8'e yükseldi. Cinsiyet bazında incelendiğinde 2025 yılında kadınların yüzde 24,8'inin obez, erkeklerin ise yüzde 18,7'sinin obez olduğu belirlendi.</p>

<p><img height="228" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/07/screenshot-2026-06-07-at-18-13-30-turkiye-saglik-arastirmasi-2025-1780845279-639-x750.png" width="750" /></p>

<p>Araştırmada fiziksel aktivite düzeyinin düşük olması dikkat çekti. 15 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 86,6'sının fiziksel aktivite yapmadığı tespit edilirken, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği haftada en az 150 dakika egzersiz yapanların oranı erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda ise yüzde 2,7'de kaldı.</p>

<p>Sağlık verileri ayrıca günlük yaşamda işlevsel zorluklara da işaret etti. Merdiven inip çıkarken zorlananların oranı kadınlarda yüzde 8,3, erkeklerde yüzde 3,7 olarak kaydedildi. Yürüme ve hatırlama gibi alanlarda da kadınların erkeklere kıyasla daha fazla zorluk yaşadığı görüldü.</p>

<p>Çocuklarda ise en sık görülen hastalıkların üst solunum yolu enfeksiyonları olduğu belirlendi. 0-6 yaş grubunda bu oran yüzde 28,5 olurken, 7-14 yaş grubunda yüzde 24,6 ile ilk sırada yer aldı.</p>

<p><img height="547" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/07/screenshot-2026-06-07-at-18-13-58-turkiye-saglik-arastirmasi-2025-1780845273-556-x750.png" width="750" /></p>

<p>Kronik hastalıklarda bel bölgesi problemleri öne çıkarken, 15 yaş ve üzeri bireylerde bu oran yüzde 24,3 olarak hesaplandı. Bunu hipertansiyon (yüzde 16,9), boyun bölgesi problemleri (yüzde 16,7), diyabet (yüzde 11,9) ve yüksek kan yağları (yüzde 10,1) izledi.</p>

<p>Tütün ve alkol kullanımına ilişkin veriler de dikkat çekti. Her gün tütün kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2025 yılında yüzde 30,1'e yükselirken, erkeklerde bu oran yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak kaydedildi. Son 12 ayda alkol kullananların oranı ise yüzde 12,6 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="417" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/07/screenshot-2026-06-07-at-18-14-18-turkiye-saglik-arastirmasi-2025-1780845292-453-x750.png" width="750" /></p>

<p>Koruyucu sağlık hizmetlerine katılımda ise düşük oranlar göze çarptı. 40 yaş ve üzeri kadınlarda son bir yılda mamografi çektirenlerin oranı yüzde 16,7 olurken, kadınların yüzde 59'unun hiç smear testi yaptırmadığı belirlendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.maraspusula.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://maraspusulacom.teimg.com/crop/1280x720/maraspusula-com/uploads/2026/06/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte.webp" type="image/jpeg" length="79417"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
