Yorum Gazetesi köşe yazarı Yusuf Yılmaz, Kahramanmaraş’ın makus tarihini ele aldı.

MAKUS TARİHMİŞ (!)

Bu şehrin bir makus tarihi vardır ve her yaşanan olumsuz durumdan sonrası konu buraya bağlanır, Makus Tarih .

Bu şehrin bir makus tarihi vardır ve her yaşanan olumsuz durumdan sonrası konu buraya bağlanır, Makus Tarih .

Kader olgusunda olduğu gibi bize düşen her şeyi elimizden geldiğince yapmak sonrasını oluruna bırakmaktır .

Peki biz şehir halkı olarak üzerimize düşen her şeyi yapabiliyor muyuz?

Misal olarak denk geldiğim haberde;
Hasta annesine hematoloji (kan hastalığı) bölümünden randevu almak isteyen bir kişi, 184’ü arayarak randevu alamadığı için doktoru tehdit etti.

Hasta yakınının açıklamasını okudum, bir kısmında şöyle diyordu;

“Kanser hastası, daha önce Necip Fazıl Şehir Hastanesi, Onkoloji Polikliniği doktorları tarafından bakılıyordu. Hiçbir problem yaşamadık daha sonra onların yerine onkoloji polikliniğe Dr. Cemalettin Öztürk geldi. Annemin düzenli kontrollerinin yapılması gerekiyor fakat doktor tarafından kontroller yapılmıyor. Randevusuz bakamayacağını ifade ediyor. Yeşil alan açmasını istiyoruz açmıyor. Hastaneye gelince doktoru bulamıyoruz. Bu konuda birçok hasta mağdur ve sekreteri de “hastalarımız ölsün mü?” dediğimizde, “Allah bilir” diyerek bizimle dalga geçiyorlar. Çok sinirliyim, bu doktoru dövdüğümde sıkıntı çıkmasın. Bu doktor başhekime de kafa tutuyor. Bu doktor belasını arıyor.”

Uzman Dr.Cemalettin Öztürk ise konu ile ilgili tweetlerinde;

“Öğle araları hatta mesai bitiminden sonra 2-3 saat daha hasta baktığım oluyor. Gün içerisinde 112’den, kat hemşiresinden, dış servislerden sık sık telefonumdan aranıyorum ki dahili telefonlardan gelen aramalar hariç.”

Olaya her iki tarafın gözüyle bakarsak; 
hasta yakını annesinin hastalığından dolayı acı çekiyor, annesi günbegün gözlerinin önünde eriyor ve siz doktorun randevu verebilmesi için ağzının içine bakıyorsunuz?
Hasta yakını haklı mı? 
Haklı (Tehdit ettiği kısma kadar). 

Diğer tarafta ise; bu bölüme bakan şehirdeki tek doktorsun. Öğle aralarında hatta mesai saatleri sonrasında dahi 2-3 saat boyunca hastalarınla ilgilisin. Önemli kararlar vermeli ve takibinde bulunmalısın. Kendinden, yediğinden, içtiğinden ve en önemlisi zamanından ödün veriyorsun ama bir kişiye randevu vermediğin için tehdit ediliyorsun.
Doktor haklı mı? 
Haklı!

Herkes haklı ise sorun başka yerde değil midir?

Mesela;
Büyükşehir olan Kahramanmaraş’ta altını çizerek söylüyorum “TEK” hematolog olursa?
Büyükşehir olan Kahramanmaraş’ta altını çizerek söylüyorum “TEK” Çocuk Kardiyoloji olursa?
Büyükşehir olan Kahramanmaraş’ta altını çizerek söylüyorum TEK”” Çocuk Nöroloji olursa?

Hasta yakını randevu alamaz, doktor (mesleğine saygılı ise) mesai kavramı nedir bilmeden çalışmak zorunda kalır.

Çocuk Nörolojisine gittiğinizde doktor burnundan kıl aldırmaz, üzerine fırça yer şikayetinizde ise alternatifi olmadığı için konu içine bükülür.

Sizce bunlar kadermidir ? 
Bu şehrin makus tarihimdir ?

Ya da bunlar ?

Türkoğlu’nda yeri hatta durağı dahi projelerde olan hızlı tren hattı bir bakmışsınız şehrinizden geçmez .

Çağlayancerit’ten çıkan kendi şehrine ait suyunu komşu ilinden rica ederek kullanırsın ve bunu gösterişli bir törenle sözleşmeye dökersin.

Esamesi okunmayacak bir mevzu için bilmem kaç kişiye sorar ama dünyanın en saçma binası yıkımı kararı verilirken halkın kararı (referandum) sorgulanmaz.

Fay hattı üzerinde bulunan bölgeye şehir hastanesi inşa edilir.

Doktor hastasının derdinde, hasta canının. Sen ise alırsın bir milletvekili, vekilin derdi bir sonra ki makam, senin derdin ise onun yeri olur. O açılış senin bu açılış benim.

Kahramanmaraşlı hatip dünya 2.’si oldu! Kahramanmaraşlı hatip dünya 2.’si oldu!

Sonra “şehrin makus tarihi bu” dersin.

Değil efendi değil!

Düsturu insan, davası adalet olmalı siyasetçinin, yöneticinin.

Güzeli herkes sahiplenir, bu mevzuları da sahiplenmeniz dileğiyle.