KUSURDÖNGÜLÜĞÜ BİR BIRAKABİLSEK!

Abone Ol

Dünyada milletine en çok değer vermiş, gelmiş geçmiş en büyük lidere sahip olmanın onurunu hep yaşıyoruz.

Öyle bir lider düşünün ki; fikirlerini, eserlerini, geleceğe dair tüm umutlarını en çok gençlere armağan etmiş ve onlara çok büyük bir inançla değer vermiştir. Açtığı yol ise gençlere her daim ışık saçıyor ve saçacaktır.

Gelin bu yazımda Atatürk’ün gençlere değer verdiğini gösteren o muhteşem eserlerinden bahsedelim sonrasında da bizlerin neler yapıyor olduğunu biraz düşünelim.

1)      HALKEVLERİ

 Halkevleri Atatürk’ün en büyük ideallerinden biriydi. 19 Şubat 1932 yılında kurulan bu kurumlarla ilgili Atatürk şu sözleri söylemiştir:

   ‘’ Gençlik; gelişen, yetişen bir çalışmanın içinde yaşatılmalıdır. Millet şuurlu, birbirini anlayan, birbirini seven, sayan, ideallerine bağlı bir halk kitlesi içinde teşkilatlanmalıdır. Halkı yetiştirmeyi ihmal etmemeliyiz. ‘’

Gençliğin ilerlemesi için ülkenin dört bir yanına bu evleri taşıyan Atatürk’ün en büyük umudum dediği gençler buralarda eşsiz eğitimler alabilmişlerdir.

2)      HAVACILIK

Atatürk havacılığın gençler arasında benimsenmesine büyük bir önem vermiştir. Manevi kızı Sabiha Gökçen’i havacılığa kazandırmıştır. 1935 yılında Sovyetler Birliği’ndeki  Planör Okulu’na gençlerin gitmesini sağlayarak havacılık konusunda bilgilerinin artmasının yolunu açmıştır.

3)      DUMLUPINARDAKİ KONUŞMASI

‘’Gençler! Geleceğe güvenimizi güçlendiren ve sürdüren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitimle, bilgi ile, insanlıktaki üstünlüğün, yurt sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en değerli örneği olacaksınız. Ey yükselen yeni kuşak! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.’’ diyerek sonlandırmıştır konuşmasını.

4)     EN ANLAMLI BELGE: GENÇLİĞE HİTABE

Gençliğe Hitabe öyle bir belgedir ki; hem gençliğe ne kadar güvendiğini, geleceği onlara nasıl emanet ettiğini anlatır hem de gençlere yeri geldiğinde şartların ortamın ağır olabileceğini ulusun fakirlik ve yoksunluk içinde bulunabileceği zamanların olabileceğini ve gençlere ödevlerinin neler olduğunu hatırlatır.

       İşte bu Büyük Adam, daha Milli Mücadele’nin başından itibaren gerici fikirlere ve milleti cehalete götürmek isteyenlere karşı tek çarenin GENÇLİKTE olduğunu görmüştür. Kıymetli eserine en iyi genç fikirlerin, çağdaş zihniyetin sahip çıkabileceğini hissetmiştir.

BUGÜNÜMÜZE BAKARSAK?!

Son zamanlarda hepimizin duyduğu hatta kullandığı ve açıkcası bir türlü anlamlandıramadığım yeni yeni kavramlar çıkıyor. Ve ne yazık ki bu kavramlar kulaktan dolma bilgilerle, yayıldıkça yayılıyor.

Nedir bu kavramlar?  Y kuşağı- Z Kuşağı- Alfa Kuşağı…. gibi gençlerimizi, bizleri ayrıştırmaya farklılaştırmaya çalışan kavramlar. Üstelik bunları kuşakların birbirlerini daha iyi anlaması için yapıldığını söyleyenler dahi var!

Niye? Niye ayrıştırmaya bu kadar meraklıyız?

Niye bir önceki kuşak bir sonraki kuşağın ismini belirliyor?

Neye göre, kime göre?

Sevgili Okurum, Atatürk’ün güvendiği bu gençliğe, bu ülkenin bugünü olanlar  olarak, bizlerin acaba yanlışları olabilir mi?

Biraz düşünelim.

Bu ülkenin ‘’bugünü olanlara’’ sorularım var:

·         Neden bu çocukların, bu gençliğin öfke dolu yetişmesine neden oluyoruz?

·         Neden onların ahlaki değerlerine zarar verecek şiddeti ön planda tutan, çarpık ilişkilerle dolu ya da kötüyü, yanlışı özendiren filmler hatta diziler yapıyoruz?

·         Cinsiyetsiz bir toplum yaratmak isteyen bunun için de her türlü sapkınlığı normalmiş gibi sunan adı da fenomen olan insanları neden bu kadar göz önünde tutuyoruz? Sonrasında bu gençlik nereye gidiyor diyoruz! Biz nereye götürüyoruz, bunu niye sormuyoruz?

·         Neden aile kavramını zedeleyen gündüz kuşakları var?

·         Bu çocuklara ahlak dersi vermeye kalkan bizler, Atamızın emanetine ne kadar sahip çıkabiliyoruz?!

İşte bu yüzden diyorum ki,

 Bırakalım şu gençliği ya bir bırakalım yakasını artık.

X-Y-Z Kuşağı diye ayırmayalım.

Nerdeeee eski bayramlar, nerdeeee eski gençler derken KENDİ HATALARIMIZI VURGULADIĞIMIZI neden fark edemiyoruz?

Bu vatan, bu millet gençliğe emanet edildi.

Attığımız her adımla, okuduğumuz her kitapla, izlediğimiz her programla, kullandığımız her cümleyle, örnek davranışlarımızla, onları anlayabilecek yakınlığımız ve sabrımızla bizler de geleceğe bir eser bırakabiliriz. Atatürk’ün bu ülkenin bugününe öğretmek istediği buydu.

  Gençlerimiz, evlatlarımız çok kıymetli. Sınav ülkesi olabiliriz ama şarkı söyleyen, enstrüman çalan, tiyatral yeteneği olan, resim yapan, sporla ilgilenen, fikirlerini anlatmaya çalışan bir gençlik doğurmalıyız.

       İşte o zaman onlar mutlu, dengeli olarak büyüyecek, bizler de kafası rahat, endişesiz, huzurlu insanlar olarak yaşlanacağız. Başarabilmek umuduyla..

Hepinize  güzellikler diliyorum..