Hoş Geldin Ramazan Demeye Kalmadan Gelip Geçiyor

Abone Ol

… 

Ramazan ayı, dinimizce yüce ve kutsal kabul edilmiş mübarek bir aydır. Kutsiyeti ve fazileti Kur’an ve sünnetle sabit olan Ramazan ayı zamanda on bir ayın sultanı olarak kabul edilmektedir.

Feyiz ve bereketlerle, af ve mağfiretlerle dolu olan sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın toplum hayatında yoğunluk kazandığı, ibadet hayatımızın zenginleştiği Ramazan ayı, peygamber efendimizin ifadesi ile “evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş” olan bir aydır.

Ramazan ayı, kalplerin dirildiği, gönüllerin aydınlanıp coştuğu, nefislerin kırıldığı, insani vasıfların tekrar hatırlandığı manevi yaşamı dolu olan bir aydır.

Bu anlamda Ramazan ayı Allah’ın biz müminlere sunduğu büyük bir ihsanı ve nimetidir.

Çünkü dini hayatımızda önemli bir yeri olan Ramazan ayını, diğer aylardan ayıran ve daha faziletli ve üstün kılan bir takım özellikler ve manevi güzellikler vardır.

Pek çok manevi sonuçlara sebep olan bu özellikler ve güzellikleri şöyle sıralayabiliriz:

1 - İnsanlığı, içine düştüğü karanlık ortamdan çıkarıp aydınlığa kavuşturan yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, bu ayda indirilmiştir

“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara, 2/185)

2 - Allah’ın alemlere rahmet olarak gönderdiği, yaratılmışların en şereflisi, Allah’ın en sevgili kulu ve en mükemmel ahlak örneği Hz. Muhammed’e peygamberlik görevi bu mübarek ayda verilmiştir.

3 - Bin aydan hayırlı olan “Kadir gecesi” bu ayın içinde yer almaktadır. İdrak edilmesi halinde bin yıl nafile ibadetten hayırlı olan kadir gecesi yine bu mübarek ayda yer almaktadır:

“Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.” (Kadir, 97/2)

4 - İslam’ın beş şartından biri olan ve müminleri kötülüklerden arındırıp manevi anlamda temizleyen oruç, bu ayda tutulmaktadır.

5 - Ramazan ayında cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur. Nitekim sevgili peygamberimiz bunu şöyle bildirmektedir: “Ramazan ayı girince cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincirlere vurulur.” (Buhari, Savm,)

Ramazan  ayı, rahmeti ve bereketi bol bir aydır. Bu ayın gelmesi ile iyilikler çoğalır, kötülükler  azalır, yoksullara  ve düşenlere yardım elleri uzanır, Hem de yapılan hayır ve  hasenatların diğer aylara nazaran  kat kat  sevapları ve mükafatı söz  konusudur.

Ramazan ayı, hac ibadeti hariç İslam’ın beş şartından dördünü eda ettiğimiz ve ibadetlerle süslediğimiz müstesna bir zaman dilimidir.

Kısaca  belirtmek  gerekirse  Ramazan  ayı, ibadetler, iyilikler huzur ve manevi mutluluk mevsimidir. Adının bir anlamı da günahları yakmak olan Ramazanı   günahlarımızı  yakmalı sevaplarımızı  artıracak şekilde geçirmemiz  lazım. Bunun  içinde bu ayda farz kılınan oruç ibadetini eda  etmemiz  lazım.

İbadetlerin  hikmet ve gayelerinin  birisi  ve en önemlisi “nefsi tezkiye, ruhu tasfiyedir. Yani insanı terbiye etmek, bütün imkân ve kabiliyetlerini hayra, iyiye yöneltecek hale getirmektir.

Oruç, insanın Allah’a itaat ve teslimiyetle bağlandığı ve bu sayede azim ve iradesinin güçlendiği bir ibadettir. Oruç, Allah’ın ihsan ettiği nimet ve faziletleri tercih ederek bedeni arzuları yenmek ve nefsi baskılara tahammül etmek demektir. Orucun esas gayesi, insanlara nefsi ve bedeni arzularını yendirerek irade ve şahsiyetini güçlendirmek ve böylece ahirette takdir olunan nimetlere nail olmaktır.

Psikolojik açıdan incelendiğinde görülecek ki oruç, beden ve ruh dengesini sağlayan en kolay ve en pratik bir araç ve ibadettir

Allah’ın en güzel şekilde yarattığı, her şeyiyle en mükemmel bir fabrikaya benzeyen vücudun içyapısını revizyona ve bakıma almak, organların sıhhatli bir şekilde çalışması için gereklidir. “Mide hastalıkların evi, perhiz ise tedavinin başıdır.” sözü tarihin çok eski devirlerinden beri birçok doktor tarafından tekrar edilmiş, tecrübe eden halk tarafından da doğrulanmıştır.

Oruç ibadetinin insanlara sağladığı manevi faydalarını şöyle özetleyebiliriz:

-Allah’ın rızasını kazandırır: Oruç, riyanın en az karışacağı bir ibadet olduğu için ancak Allah rızası için tutulur. Oruç vücudun zekâtıdır.

-Oruç günahları bağışlatır: Oruç ibadeti yerine getirildiği zaman Allah’ın rızasına ulaştırdığı gibi aynı zamanda daha önce işlenmiş günahların da bağışlanmasına vesile olur.

-Oruç kişiye sabrı öğretir: Oruç, insana sabır ve tahammülü öğretir. Bu sebeple Peygamber efendimiz: “Oruç sabrın yarısıdır” buyurmuştur. Oruç nefsi terbiye eder: Oruç, insanı kötülüklerden uzaklaştırır, iffetini korur.

-Oruç nimetin kadrini bildirir. Ramazan ayı boyunca aç ve susuz kalan insan, Allah’ın vermiş olduğu sayısız nimetlerin kadrini bilir, O’na şükreder.

-Oruç fakirlere yardımı hatırlatır:  Oruç sayesinde insanın merhamet duyguları kabarır. Yoksullara acır, merhamet ve yardım eder.

Orucun sağlığa fiziksel faydaları:

-Oruç insanın sağlığını korur: Orucun sağlık ve tedavi yönünden de önemi büyüktür. Peygamberimiz: “Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız.” (Keşfü’l-Hafa, II, 33)

Nitekim batılı bilim adamları peygamberimizin bu hadisini teyit edercesine orucun sağlığa iyi geldiğini bildirmektedir. Fransız prof. Pier Mulen şunları söyler: “İslam dünyasının en yararlı kurumlarından biri oruçtur. Oruç, bedenin hem fiziksel, hem ruhsal dinlenişidir. Dokuları temizler, birikmiş toksinleri, zehirleri atar. Müslümanlar böylece her yıl bir ay bedenlerini dinlendirirler. Hıristiyan dininde orucun bulunmaması büyük bir kayıptır.” (DIB aylık dergi, Ocak 1999)

-Oruç hücre yenilenmesini artırır ve öğrenme seviyesini minimuma çıkarır.

-Gereksiz metabolik aktivitelerle uğraşmayan vücut, algılama ve öğrenmeye odaklanarak hafızamızın daha iyi çalışmasına katkıda bulunur.

-Ramazan ayında oruç tutanlarda kandaki lipit ve kolesterol düzeyi azaldığı için damarların kendini tamir eder, oruç sayesinde damarlar temizlenir ve kan dolaşımını artırır.

-Oruçlu kişide organizma kendini kontrol etmeye vakit bulur ve savunma sistemi tam çalışır.

Fiilî bir fakirlik hali olan oruç, sosyal adalet fikrini ve arzusunu zihinlere ve kalplere işleyen bir ibadettir. Çünkü her arzu ettiğini yiyebilecek durumda olan zengin ile yiyeceğini zor temin eden fakir, oruçlu iken aynı durumdadır.

Oruç tutan Müslümanlar, Ramazan ayında daha çok cömert olurlar, evlerine misafir götürüp sofralarında özellikle fakirlerin bulunmasına gayret ederler. Yine Ramazan ve orucun sağladığı bu atmosferde Müslümanlar, kendi mallarından, fakirlerin hakkı sayılan % 2,5 oranında bir kesintiyi bu ayda fakirlere dağıtırlar.

Ramazan ayında oruçlu olan kimse, orucu bozacak maddi şeylerden kaçınması ne kadar önemli ise, orucun manasını bozan sevabını götüren, İslam ahlakına aykırı davranışlardan sakınmak da o kadar önemlidir.

Dolayısıyla oruç önemli bir ibadettir. Bu ibadet esnasında başkalarını çekiştirmek, tartışmak, gönül kırmak, yalan, iftira, gıybet, dedikodu… gibi dinimizin yasakladığı çirkin davranışlarda bulunmak, ibadet kavram ve şuuru ile bağdaşmaz. Nitekim Peygamber efendimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: “Nice oruç tutanlar vardır ki tuttukları oruç karşılığı elde ettikleri şey, aç kalmış olmaktan ibarettir.” (Keşfü’l-Hafa, I, 425)

Sonuç olarak ramazan ayı, müminin yıllık hayatında önemli bir dönem, onu hakkıyla değerlendirmesi ise bir vazifedir.

Bu kadar feyizli ve bereketli bir ay ve ibadet yılda bir sefer geldiğine göre avucumuzun içinden kaçırmayalım.

 

Maraş Pusula Haber - www.maraspusula.com / Yazar, Furkan Eren