Öncelikle bilinmesinde fayda gördüğüm bir hususun altını çizmekte fayda görüyorum. ‘Elektrik Faturalarındaki Kaçaklar’ şeklinde adlandırdığımız ücretler, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu(EPDK) tarafından belirleniyor. Dağıtım Şirketleri EPDK tarafından yapılan düzenlemeye harfiyen uymak zorundadırlar, uymayanları lisans iptaline varan ağır cezalar bekliyor. Faturasındaki ücret kalemlerinden bir kısmına itiraz eden bir tüketicinin başvurusu üzerine aldığımız karar bütün dikkatleri elektrik faturalarına çevirdi. Konunun taraflarına baktığımızda, Tüketicilerin neredeyse tamamı Enerji Bedelinin dışındaki diğer tüm bedellerin tamamen haksız olduğuna inanıyor; Enerji Dağıtım Şirketleri ve son açıklamasıyla EPDK ise haklı olduğuna.

        Hâlbuki benim araştırmalarıma ve vardığım sonuca göre durum hiç de sanıldığı gibi değil. Dağıtım şirketleri(DŞ) ile tüketici arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için ‘Tüketim İşleminde tüketici ile satıcı arasındaki ilişkinin doğasına bakmak gerekiyor. Tüketiciye mal veya hizmet sunan sağlayıcılar/DŞ’leri satış işleminden muhik bir kar elde etmek durumundadırlar. Bu nedenle, öncelikle hizmet ile ilgili tüm maliyeti tüketiciye yüklettikleri gibi bunun üzerine muhik bir kar da koyarlar. İşin doğası böyledir ve neyin haklı neyin haksız olduğunu çözebilmenin yolu buradan geçiyor.  Enerji dağıtım işinde de durum böyledir; enerji bedeli ve diğer maliyet unsurları ile birlikte elde edilecek muhik bir karın tüketiciye yansıtılması peşinen kabul edilmelidir.  

        Ayrıca, her şeyi yerli yerine oturtmak için dağıtım şirketlerinin enerji piyasasındaki rolüne de bakmamız gerekiyor. Bilinenin aksine, Dağıtım şirketlerinin toplam fatura bedeli üzerinden aldıkları bir kar oranı yoktur. Çünkü bu şirketler elektriği satmazlar sadece dağıtırlar; Tahsil ettikleri bedelleri ilgili kamu kurumları arasında paylaştırırlar. Onların gelirleri sadece elektrik faturalarında belirtilen "Dağıtım Bedeli" , "Perakende Satış Hizmet Bedeli" ve " Sayaç Okuma Bedeli " başlıkları altındaki 3 kalemden oluşur. Bu kalemler elektrik fiyatları üzerinden değil kws üzerinden hesaplanır. Yani enerji tüketimi arttıkça karları da artmaktadır. Ancak elektrik fiyatlarının yükselmesi ve düşmesiyle bir ilgileri yoktur: Elektrik fiyatı beşe katlasa ya da devlet tüketiciye bedava elektrik veriyorum dese bile onların kazancında bir değişme olmayacaktır.

Genel açıklamadan sonra tüketicilere yansıtılan ücret kalemlerini hukuki yönden ayrı ayrı inceleyelim: 

1. Kayıp/Kaçak Bedeli(K/K): EPDK’nın açıklamasına göre, bu bedel, “Dağıtım Sistemine giren enerji ile tahakkuk ettirilen enerji arasındaki farktır.” Yani enerji iletimindeki teknik zorunluluktan kaynaklanan kayıplar ile kaçak kullanım dolayısıyla oluşan kayıplar bu başlık altında ücretlendirilerek tüketiciden tahsil ediliyor. İki farklı nedenden kaynaklandığı ileri sürüldüğüne göre her iki durumu ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor.

1.1  Kayıp Bedeli: Üretim yerinden, son kullanıcıya götürülen enerjinin bir kısmı, iletim hattındaki iletkenlerin direnci nedeniyle kaybolmaktadır. Çünkü iletim hatları iletilen enerjiye bir direnç gösterir ve hat uzunluğuna bağlı olarak değişir. Bu kaybın önlenmesi için ancak direnci sıfır olan bir iletken bulmak gerekiyor ki bu şimdiki teknolojiye göre mümkün değildir. Sıfırlanması mümkün olmayan bu kaybın yanında önlenmesi mümkün olan bir kısmı da var diye düşünüyorum. Bunu ortaya çıkarmanın yolu faturalarımıza yansıtılan kayıp ve kaçak oranlarını birbirinden ayırmak ve diğer ülkelerle (OECD ülkelerinde kayıp oranının %7 civarında olduğunu, ancak bazı gelişmiş ülkelerde bu oranın %3’e düşürüldüğünü de biliyoruz.) karşılaştırmaktır. Böylelikle, teknik olarak önlenmesi mümkün olmayan kayıp miktarı ortaya çıkar ki bunun tüketicilere yansıtılması doğal kabul edilmelidir, ancak bu oranın üzerindeki miktara edilebilir.  

1.2  Kaçak Bedeli: Bazı kişilerin herhangi bir dağıtım şirketine abone olmadan ve dolayısıyla bedel ödemeden enerjiyi kullandığını biliyoruz. EPDK’nın açıklamasındaki “Dağıtım Sistemine giren enerji ile tahakkuk ettirilen enerji arasındaki farktır.” İfadesinden de bu kaçak kullanımların olağan kayıplarla birlikte ‘K/K Bedeli’ başlığı altında elektrik faturalarına yansıtıldığı anlıyoruz. Yani, enerji hırsızlarından alınamayan enerji bedeli bu başlık altında tüm abonelerden/tüketicilerden tahsil ediliyor.  Bunun kabul edilmesi elbette mümkün değildir, zaten Kahramanmaraş Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin bu kalemle ilgili kararın ana gerekçesi buna dayanıyor: ‘Tüketici sorumlusu olmadığı bir konuda yükümlendirilemez.’

2. "Dağıtım Bedeli-DB" , "Perakende Satış Hizmet Bedeli-PSHB" " Sayaç Okuma Bedeli-SOB"

Bu bedeller dağıtım şirketinin kasasına giren paranın toplamını oluşturuyor ve kullanılan enerjinin (KW) miktarına göre değişiyor.

"Dağıtım Bedeli(0,03..)" , "Perakende Satış Hizmet Bedeli(0,0036..)": Kullanılan elektriğin kw miktarına bağlı olarak bir oran dahilinde tüketicilerden tahsil ediliyor ve dağıtım şirketine kalıyor. "Sayaç Okuma Bedeli(0001...)" dahil kullandığımız enerji miktarının 0,0374124 oranında bir miktarını dağıtım şirketine geri kalanını diğer kurumlara ödüyoruz.

DB ve PSHB Bedellerinin bir oran dâhilinde tüketiciden alınması kabul edilebilir ancak  ‘Sayaç Okuma Bedeli’nin benzer şekilde hesaplanmasını anlamak mümkün değil. Eğer her maliyet unsuru için ayrı ayrı ücretlendirme yapılacaksa, SOB bedeli sabit bir ücret olarak belirlenmesi gerekir. Çünkü sonuçta her sayaç okuma için harcanan emek aynıdır, dolayısıyla ücreti de aynı/eşit olmalıdır.

 

3. “İletim Sistemini Kullanma Bedeli”: 

Tahsilat dağıtım şirketlerince yapılmakla birlikte bu ücretin onlarla bir ilgisi bulunmamaktadır. 
 

Açıklamalardan da görüleceği gibi,

       KAYIP ve KAÇAK birbirlerinden farklı konular olmasına karşın bir başlık altında toplanmakta ve tüketiciden gizlenmek istercesine faturada  K/K olarak yer almaktadır. Bu kalem ayrıştırılmalı, KAÇAK kısmı kaldırılmalı sadece muhik bir oranda KAYIP bedeli alınmalıdır. Kaybın tespiti mümkün değilse OECD ülkelerindeki oranlar baz alınabilir ki bu oran da %7 civarındadır.

       Sayaç Okuma Bedeli” için de bir ücret tespit edilebilir, ancak bu ücret her sayaç için eşit olmalıdır. 

        Diğer ücret kalemlerinden ‘Dağıtım Bedeli’ anlaşıldığı kadarıyla dağıtım şirketinin net karını oluşturuyor.  ‘Perakende Satış Hizmet Bedeli’ ve ‘İletim Sistemini Kullanma Bedeli’ de dağıtım şirketinin kasasına gidiyor ancak bu kalemler giderlere karşılık alınıyor gibi. Eğer gerçekten giderlere karşılık alınan bir ücret ise, gerçek gider ile tüketiciden tahsil edilen ücret arasında bir fark var mı buna bakılması gerekir. Kısaca bu ücret kalemleri miktarları yönüyle tetkik edilmeyi gerektiriyor.

       Sonuç olarak; elektrik faturalarında yer alan ücretlendirme kalemleri hukuki olarak tek tek ele alınarak değerlendirilmeyi hak ediyor. ‘Kaçak’ Bedelinin hukuka aykırılı olduğu çok açık olmakla birlikte diğer kalemlerin analiz edilmelerine ihtiyaç vardır diye düşünüyorum.

       Her kalem ayrı ayrı ele alınmalı ve gerekçeleri öğrenildikten sonra gerçekte alınan bu ücretlerin alınmış gerekçelerine uygun olup olmadığı tespit edilmelidir. Aksi takdirde, mevcut uygulama nedeniyle eleştirilere devam edilecektir.  

 

Yazarın www.maraspusula.com daki diğer yazıları.