Yazıma bir fıkra ile başlamak istiyorum: Arabın biri hurma toplamak üzere ağacın tepesine çıkmış. Ağacın tepesinde iken oldukça müthiş bir fırtına kopmuş. Arap, “Ya rab Sağ Salim Yere inersem 10 deve kurban edeceğim demiş”.Biraz inince beş deve olsun demiş. Böylelikle azalta azalta yere inmeye devam etmiş. Yere inip ayağı yere değince “ARAP FAKİR KURB AN YOK” demiş.

Kurtuluş Savaşı yıllarında TBMM dualarla, tekbirlerle, Selat-u Selamlarla açılmıştı. Başkanlık kürsüsünün arkasında “VEŞAVİRHUM Fİ’L EMR” Ayeti Kerimesi yazılı idi. Meclis, cephedeki Mehmetçiğin Başarsı için dualarla açılırdı. Anayasada “DEVLETİN DİNİ İSLAMDIR” Yazılı idi. Yine Kanunda, TBMM’sinin asli görev inin “AHKÂM-I İLAHİYENİN TENFİZİ” olduğu belirtilmişti. Yani Meclisin asli görevinin “ŞER-İ HÜKÜMLERİN UYGULANIP UYGULANMADIĞINI KONTROL ETMEKTİ”.”ŞERİYE VE EVKAF BAKANLIĞI “ vardı. Bu Bakanlık protokol da en ön sırada yer alırdı. Cephedeki bütün Subaylar ve Askerler namaz kılarlardı. Düşmana karşı taarruz yapılacağı zaman herkes Gusül Abdesti alır ve şahadete hazırlanırlardı. Her Asker yanında Kur’an veya bir sahife bulundurur idi. Dillerinden Tekbir düşmezdi

Kurtuluş Savaşında, Nizami Ordular teşekkülü esnasında şöyle propaganda yapılmaktaydı: “Bu Kurtuluş Savaşını yapmazsak yunan gavuru gelecek, Kur’anı ayaklar altına alacaklar başınıza yunan gavurunun şapkası giydirilecek, ermeni gavuru vasili  başınıza Vali olacak; Ezan-ı Muhammet susturulacak,siz buna razı olurmusunuz?”Bunu duyan,cephede savaşmış,gazi olmuş,yaralı ve tedaviye muhtaç olanlar dahi  Orduya tekrar yazılır ve cepheye koşarlardı. O zamanki Askerde ruh bu idi. Mustafa Kemal Askeri tarif etmekten kendisini alamamış ve şöyle söylemiş idi. “SAĞ ELİNDE KUR-AN,SOL ELİNDE SİLAH;AĞZINDA KELİME-İ TEVHİD, KARNINDA BİR HAFTADIR BİR LOKMA EKMEK YOK. BU ASKER NE İÇİN SAVAŞIYOR. ELB ETTEKİ İMANINDAN DOLAYI CENNETE GİTMEK İÇİN.  BEN BU RUHLA DEĞİL TÜRKİYEYİ, İNSANLIĞI KURTARIRIM “ demiş.

Peki, savaşı kazandıktan sonra, ayağı yere basınca kurban etmeye gerek yok diyen Arap gibi, zaferi kazandıran ruh bütünüyle inkâr edildi. Kur-anı okumak ve okutmak, Kur-anı öğrenmek ve öğretmek, Ezan-ı Muhammediye-yi aslına uygun olarak okutmak bile yasak edildi. Şapka Kanunu çıkartıldı. Halk darağacına gitmemek için, öldürdükleri Yunan Gâvurunun şapkasını giymeye mecbur edildi. Hatta İtalya’dan getirtilen ikinci el pis ve kirli şapkalar satın alındı. “VİTALİ VAKKO SEVETİNİN TEMELİNİ KAPALI ÇARŞIDA AÇTIĞI ŞAPKACI DÜKKÂNINDAN KAZANDIĞI SÖYLENİRCennet Mekân Fatih SULTAN Mehmet Han’ın Vakfiyesi olan Ayasofya Camisi bir kararname ile ibadete kapatıldı ve namaz kılınması yasaklandı. Benzer yapılanlar bu sütunlara sığmaz.

Türkiye olarak 2 Dünya Savaşına girmedik. Avrupa, Japonya vs. bu savaşa girdiklerinde biz 30 yıl bu gerekçelerle zaman kaybettik. Koreye 1950 senesinde Asker gönderdik. Stratejik dostlar dediğimiz devletlerin öne sürmeleri ile Orada da Destanlar yazdık (KUNURİ ÇEMBERLERİNİ YARMA). Şehit verdik, devlet olmalarını sağladık. Onlar şimdi DÜNYA Devleri arasında. Ne  terör  var ve nede işsizlik söz konusu.,

15 Temmuza gelince, tabiî ki bir Kurtuluş Savaşı verildi. İyilerin yüzü suyu hürmetine bu kalkışmayı az zayiatla atlattık. Göğsündeki İmanla, Minarelerde yükselen Ezanlarla, Salaların manevi havası ile Hürriyet ve Vatan sevgisi ile Resulullaha bağlılıklarını gösterdiler. Bu inanç sayesinde bu kalkışmanın oyunu bozulmuş oldu. Tekraren Şehitlerimize rahmet, Gazilere de uzun ömürler dilerim.

15 Temmuz öncesinde, TBMM’de Besmeleden sonra yemin eden Milletvekilinin Besmelesi, Fatiha-i Şerifi tutanaklara alınmadı ve yerine “X” konuldu ve Milletvekiline de tepki gösterildi. Lütfen bu Milletin gerçek benliği ile alay edilmesin.

"Batı, bütün İslam Devletlerini bir bir dejenere etti  ve kendi benliğinden uzaklaştırdı. Bu mihraklar, Afganistan, Irak, Suriye, ve Iranda adım adım planlarını uygulamaya koydular.Fakat,asıl hedefleri  Türkiye olduğu anlaşılmaktadır.. Türkiye’nin parçalanması ve yumuşak lokma haline getirilmesi ve ARZ-I MEV’UD’ UN bir parçası olması dolaysıyla da İsrail’e katılması hususundaki planlarını harıl harıl yürütmektedirler.” (26 Ekim 2003 Rahmetli Prof.Dr. Necmettin ERBAKAN basın açıklaması. Amaçları Sevri uygulamaktır.

Bunun İçin Rahmetli Erbakan acilen gelişmekte olan 8 İslam devleti ile İKTİSADİ, TİCARİ, SOSYAL VE ASKERİ ALANDA İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI OLAN D-8’İ KURDU. Para birimi olarak DİNAR olacaktı. Bazı Medya, İşbirlikçiler ve Entelektüeller Erbakan’a güldüler.Bunu haber alan BEŞLİ Çete hemen harekete geçti AET Sadece Ekonomik İşbirliği Teşkilatı idi. Onlarda AET yerine “AB“ Avrupa birliğini İktisadi,Ticari,Sosyal ve Askeri alanda İş Birliği Teşkilatı olarak değiştirdi ve para birimi olarak EUR yaptılar. Bizim bazı Medya, İşbirlikçi ve Entelektüeller yanıldıklarını ve Hocanın haklı olduğunu ifade ettiler.

Eğer, AB yerine D-8 yani İslam Birliği kaim olmak için çalışılmış ve aynı performans gösterilmiş olsaydı. Okyanus ötesinden km.lerce mesafeden gelen çeteler Müslümanlara karşı herhangi bir harekete geçmeye cesaret edemezlerdi. Hiçbir İslam Devletinin de burnu kanamazdı. Arabın dediği gibi ayağını yere basınca her şey bitmiyor.

Yorumu aziz okuyucuların takdirlerine ve yorumlarına arz ediyorum.

 

Maraş Pusula Haber www.maraspusula.com / Ahmet Emiroğlu